BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bence de Terim ama...

Bence de Terim ama...

Milli Takımlar Teknik Sorumluluğu’na Fatih Terim’in getirilmesinden daha milliyetçi, daha futbolca, daha teknikçe, kısaca daha olumlu bir karar verilemezdi.



Milli Takımlar Teknik Sorumluluğu’na Fatih Terim’in getirilmesinden daha milliyetçi, daha futbolca, daha teknikçe, kısaca daha olumlu bir karar verilemezdi. Bizim Mazlum şef dün sabah alo dediğimde “Abi, Fatih’le ilgili bir yazın olacak değil mi?” diye bastırınca, yukarıdaki cümlemin bütün zamanlar için geçerli kalacağını bana tekrarlatmak fırsatı veriyordu. Fatih Terim, bu ülkenin teknik direktörlükte basamakları birer birer tırmanarak zirveye oturmuş ismidir. Yani kimileri gibi paraşütle, ya da tepeden inme merdivenin en üst basamağına oturtulmamıştır. Terim hoca, doğrular dizisinden yürüyerek avuçlarının içinde Avrupa kupası tutan tek yerli teknik adamdır. Bana göre, bütün bu sıraladıklarımın üstünde bir yerde olan İtalya’da teknik direktörlük görevi üstlenmesidir. Çünkü İtalya tutucu bir ülkedir. Yabancı futbolcuya kapılarını ardına kadar açmış bir ülke olmasına karşın, yabancı teknik adamda da o denli muhafazakârdır. Öylesine ki, Terim, Fiorentina’da çalışırken, İtalya’nın o günlerdeki iki yabancı teknik direktöründen biriydi. (İnter’de Arjantinli Hector Cuper vardı) Terim’in, Fiorentina gibi çok köklü bir kulüpte hocalık üstlenmesi, bu da yetmiyormuş gibi, yine bana göre dünyanın Real Madrid’le birlikte en büyük iki kulübünden biri olan Milan’da eşofman giymesi, Cumhuriyet tarihimizin en önemli olaylarındandır. Peki, Terim hoca İtalya dönüşü nasıl olmuştur da, bizleri, hele hele başta beni hayal kırıklığına uğratmıştır? Öylesine ki, gerek G.Saray’ın önemli isimleri, gerekse futbol dünyasının çok sayıdaki tanınmışı bana bir buçuk sezon boyunca hep şöyle seslenmişlerdir: “ Hocana ne oldu böyle?” Evet, Fatih Terimci ilân edilmiştim bir kere... Olsun, Terim, o günlerde de benim için bir numara idi. Ama o duraklamanın, hatta hatta inişin sebebi neydi hakikaten? Bir anımı anlatarak ışık tutmaya çalışayım... Milan, Şifo Mehmet’in jübilesi için Beşiktaş’la İnönü’de oynamış ve kaybetmişti. Sonuç önemli değildi. Ama gözlediğim, Milan takımının eleman niteliği ve niceliği olarak, ne G.Saray, ne de Fiorentina gibi maçın neredeyse yüzde 75’lik bölümünde prese dayalı yüksek tempolu futbol oynayamayacağı idi. Terim hocaya ertesi gün telefonda bu görüşümü ilettim. Bana cevap olarak şunları söylemişti: “Yapma be ağabey, Milan’da 40 oyuncu var. Nasıl olsa bunlarda bir 15 kişi o futbolu oynar...” Ben de ona “Aman hocam, dikkat et... O takımda kulübün sahipleri bile var. Bunlar seni satarlar... Sen gel yeni bir ayarlama yap” demiştim. Terim yapmadı ve bence satıldı. Bu onu yıktı. Bu yüzden de G.Saray’da sanki futbolcuyla yarıştı. Bir buçuk sezonda 32 oyuncu transfer etti, bir maç iyi oynamayanı hiç oynamayacakmış gibi kenara attı, geri gönderdi. Felipe’yi deliler gibi üç yıl kovaladıktan sonra almış olmasına rağmen, Brugges maçında ön libero gibi oynattı, ondan da boşandı... Neyse... Terim gibi bir hocanın bir buçuk sezon süren boş gezerliği ne onca, ne de bence, ne de gerçek futbol tutkununca kabul edilir değildi. Şimdi, Terim hocaya hoş geldin deyip, bir kardeşlik daha fısıldayacağım: “Hocam, şu andaki kadronun sakın ola ki, ne 1998-2000 Galatasaray’ı gibi, ne de Fiorentina gibi oynayabileceğini düşünme... Bizim çocuklar seni satmazlar ama, şimdiki çocuklar da ne Okan, ne Suat, ne Arif, ne Popescu, ne Bülent, ne Hakan Ünsal, ne Fatih... Hatta hatta şimdiki Hakan Şükür, Ümit Davala, Emre bile o günkü gibi değiller. Ne de ne Di Livio, ne Nuno Gomes, ne de Rui Costa var elinde...” Son bir kaç cümle... Terim hocanın, Fiorentina’yı bıraktıktan sonra ayağının yere basmadığını söylediler. Bence öyle değil... Yukarıda da değindiğim gibi Terim hocanın tempo ve pres ayarını kısacak mantığı yoktu. O hep, elinde yukarıda saydığım oyuncular var sandı... Beklentim o ki, Terim hoca, tıpkı 2002 Dünya Kupası’ndaki Milli Takım gibi karşımıza ince ayarlı bir futbolcular topluluğu çıkartacak... Çünkü o böyle davranmamanın bedelini, çoktan, hem de ağır biçimde ödemiştir. Haaa bu arada şunu da yazmadan geçemeyeceğim; Almanya vizesini kazanamazsak, sakın ola ki kimse bunda Terim’i suçlu bulmasın. Çünkü birileri ona da, futbolcuya da ateşten gömlek bırakıp gitmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT