BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gırtlağına kadar borca gömüldü!

Gırtlağına kadar borca gömüldü!

Necile Hanım’ın ağzını bıçak açmıyordu. Kocasının içine girdiği girdaptan haberi vardı ve hayatlarının mahvolduğunu düşünüyordu. Bu kadar borcun altından kalkabilmeleri mümkün değildi...



Bir buçuk ay düğün hazırlıklarıyla geçmişti. İstanbul’un lüks restoranlarından biri tutulmuş, bahçesi de açılarak beş yüz davetli için muhteşem bir dizayn hazırlanmıştı. İkram edilecek yemekleri Leyla Hanım seçmiş, ünlü orkestralardan birisi ile anlaşılmıştı. Cahit Bey düğün için ayırdığı paranın iki, üç kat üzerine çıkmak zorunda kalmıştı. Birkaç eski dostundan daha borç para almış, kredi kartlarından nakit çekmişti. Gırtlağına kadar gömülmüştü borcun içine. Bütün bunların altından nasıl kalkacağını bilemiyordu. Necile Hanım’ın ağzını ise bıçak açmıyordu. Kocasının içine girdiği girdaptan haberi vardı ve hayatlarının mahvolduğunu düşünüyordu. Bu kadar borcun altından kalkabilmeleri mümkün değildi. Hakan birkaç kere anne ve babasının çaresizliği karşısında “merak etmeyin, düğünden sonra ben size yardım edeceğim” demesine rağmen Necile Hanım buna ihtimal dahi vermiyordu. Bu bir buçuk ay zarfında müstakbel gelini ile birkaç kere görüşmüşlerdi. Necile Hanım yılların verdiği tecrübelerine dayanarak oğlunun mutlu olacağına inanamıyordu. Hakan çok değişmişti. Evden uzaklaşmış, anne ve babasına son derece saygılı olan çocuk lakaytlaşmış, ailesine karşı özellikle umursamaz bir tavra bürünmüştü. Necile Hanım oğlunda ailesini küçümsemeye başlayan bir hava sezinliyordu. Bunda Dilek’in etkisinin olduğunu düşünüyor, oğlunun müstakbel eşinin hayat tarzına bu kadar çabuk uyum sağlamasını hayretle izliyordu. Bunları kendi içinde yaşıyordu zavallı kadın. Kocasının başındaki büyük sıkıntılardan haberdar olduğu için bir de bunları ona iletip daha da bitkin duruma düşmesine gönlü razı gelmiyordu. Bütün bunlar olurken Esra ise sanki başka bir dünyada yaşıyormuş gibi içine kapanmıştı. Hiçbir şeyle ilgilenmiyor, okuldan gelir gelmez odasına kapanıyor, hatta zaman zaman yemeğini bile odasında kendi başına yiyordu. Bahanesi ise çok dersinin olmasıydı. Necile Hanım kızının üzerine çok fazla gitmek istemiyordu. Onun üniversitedeki ilk yılı olduğunu göz önünde bulundurarak bütün bu yaşananların yeni bir ortamın şartlarına uyum sağlamak ve derslerine karşı duyduğu sorumluluk duygusundan kaynaklandığını düşünüyordu. Elinden geldiği kadar çocukları doğduğundan beri onlar için ufak tefek hazırladığı çeyizleri ortaya sermiş, oğlunun evi için gereken şeyleri orta yere çıkarmıştı. Birkaç yorgan, battaniye, nevresim takımı, dantel örtüler gibi ev eşyalarını özenle yıkayıp kolalamıştı. Hepsini katlayıp paketleyerek odanın bir kenarına yığmıştı. Zaman daralmıştı. Bir hafta sonra düğün vardı. Bütün gün bu işle uğraşmıştı. Yorgunluktan kolları bacakları tutmaz olmuştu. Cahit Bey akşam eve geldiği zaman karısının yorgunluğuna dayanamamış, ona ütülerinde yardım etmeye başlamıştı. Esra her akşam olduğu gibi eve gelir gelmez dersini bahane ederek odasına çekilmişti. Karı koca sessizce uğraşıyorlardı. Hakan geldiği zaman neredeyse işin sonuna gelmişlerdi. Delikanlı odanın halini görünce şaşkınlıkla bağırdı: - Bunlar da ne böyle? - Senin eşyaların oğlum. Hazırlayıp bitirelim dedik. Hakan küçümser bir tavırla yüzünü buruşturdu: - Bırakın böyle şeyleri yahu, Dilek ölse istemez bu çaputları!.. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT