BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mimarlığın aktörleri

Mimarlığın aktörleri

Ülkemizin muhteşem yapıları değil, bu sefer mimarları bir sergide buluştu. “Mimarlığın Aktörleri: Türkiye 1900-2000” isimli serginin amacı zihinlere Mimar Sinan gibi isimleri de kazıyabilmek...



> Tolga Uslubaş Beyoğlu Garanti Galeri, 30 Haziran- 10 Temmuz tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda yapılacak olan “XXII. Dünya Mimarlık Kongresi”ne paralel olarak “Mimarlığın Aktörleri: Türkiye 1900-2000” isimli sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Uğur Tanyeli’nin, tasarımını Bülent Erkmen’in yaptığı sergi; mimariyi, tasarımları, yapıları, fiziki çevreyi değil; mimarları, yani mimarlık sahnesinin aktörlerini anlatıyor. 20. yüzyıl içinde yaşadıkları halde haklarında çok az şey bilip, çoğunun adını bile unuttuğumuz insanların izini sürüyor, onlardan artakalanları görselleştiriyor. Ağırlıklı olarak Uğur Tanyeli’nin kendi koleksiyonundan derlenen sergide, Büyük Postane binası mimarı Vedat Tek, Anıtkabir mimarları Emin Onat ve Emin Arda, Türkiye’nin ilk kadın mimarı Leman Tomsu, Beşiktaş, Sarıyer, Kuzguncuk ve Büyükdere iskelelerinin mimarı Ali Talat Bey, Laleli’deki Fen-Edebiyat Fakültesi’nin mimarı Sedad Hakkı Eldem gibi 41 tanınmış ismi ağırlıyor. Sergi, mimarlığı ve genelde fiziki çevre tasarımına önem veren, ciddiye alan bir toplum olmak için, öncelikle onu yapanları, alanın aktörlerini tanımanın gerekliliğini hatırlatmayı amaçlıyor. Unutulan mimarlarımız Mimarî yapıların kalitesinin onu yapan aktörlerle direkt ilgili olduğunu söyleyen Uğur Tanyeli, “Ne yazık ki, toplum olarak yapanlardan değil, hep yapılardan bahsederiz. İşte bu yüzden mimar denince aklımıza Mimar Sinan’dan başkası gelmez. Tabii bu sağlıksız bir bakış açısı. Bu bakış çok eskilere dayanan bir anlayış. Ortaçağ mimarisini dikkate aldığımız zaman o muhteşem eserlerin sahipleri çoğu kez bilinmez. Ama bu durum 15. yüzyıldan sonra değişmeye başladı, günümüz dünyasında bir yapının kimin tarafından yapıldığı mimarî ürün açısından belirleyicidir” diyor. “Mimarlıkta ne kadar geliştiğiniz o mimarı ne kadar tanıdığınızla da eşdeğerdir” diyen Tanyeli, gerçekler dünyasında tek bir mimar kimliğinden söz etmenin imkânsız olduğunu söylüyor. Ona göre çalışma alanı, çalışma biçimi ve tasarım sorumluluğu gibi farklı tanımlanmış çok sayıda mimarlık aktörü var. Dolayısıyla onların ortaya koyduğu ürünler de farklı nitelik ve muhtevada oluyor. Birikimi aktaramıyoruz Mimarî birikimi gelecek kuşaklara aktarılamadığına dikkat çeken Tanyeli, mimarlardan kalan her türlü proje ve malzemenin saklanmadığı kaydediyor. Türkiye’nin en büyük eksiğinin bir Mimarlık Arşivi Müzesi olduğunun altını çizen Tanyeli, “Birikimlerimizi değerlendirebileceğimiz bir müze ivedilikle ülkemizde kurulmalı. Bunun vahim bir durum olduğunun hâlâ farkına varılamadı. Sözkonusu müzenin derhal yapılmasının gelecek kuşaklara olan bir borcumuz olduğunu da unutmamalı. Çoğu ülkede binanın korunması yanında proje ve fotoğrafik belgelerin de muhafazası için çalışılıyor. Her geçen gün çok önemli yapılar kaybediliyor, büyük bir bölümünün projeleri dahi elimizde yok. Garip unutkanlıklarımız var, giden hiç bir yapı tekrar geri gelmiyor” diyor. (Garanti Galeri, 0212 293 63 71)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT