BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > DÖN BABA DÖNELİM

DÖN BABA DÖNELİM

Türkiye 60 ihtilaline kadar görünürde her ne kadar parlamenter sistemle idare ediliyor gözüküyor ise de fiili durum başkanlıktan da öte idi.



Türkiye 60 ihtilaline kadar görünürde her ne kadar parlamenter sistemle idare ediliyor gözüküyor ise de fiili durum başkanlıktan da öte idi. İktidar olan partinin başkanı fiilen yasamaya da yön veriyordu. Kanun çıkarma problemi yoktu. Yanlışı doğrusu bir yana tıkanma olmuyordu. Bugünkü sistem öyle değil. Bakanlar Kurulu’nun karar alması yetmiyor. Parlamentonun kanun çıkarması da.. MGK’nın tavsiye kararı alması da. Anayasa Mahkemesi’nin devreye girmesi de. Görünürde son sözü söyleyecek kimse yok. Bir devlet lafıdır gidiyor, devlet deyince kastedilen ne? Hükümet değil, Anayasa Mahkemesi değil, cumhurbaşkanı değil. Cumhurbaşkanı devletin başıdır, diyoruz altı kim? Sıkışan siyasetçi, devlet politikası başka, hükümet politikası başka diyor... Demirel de hükümeti tenkit edin ama devleti etmeyin diyordu. Yemeyen, içmeyen, emirleri tartışılmayan, görünmeyen bir devlet var. O her şeyin sahibi... Onu bağlayan hiçbir kural yok. Anayasanın bile üstünde. Onun altında parlamento var... Yanında hükümet. Herkes her işini devlet adına yapıyor. Ama devlet, özel sektördeki gibi aleni emir de vermiyor. Yanlış yaparsa sorumluluk da kabul etmiyor. Yaparsa ne demek, asla yanlış yapmıyor. Çok kutsal olduğu için yanlış yapabileceğine ihtimal dahi verilmiyor. ..... Ne yapacaksa devletimiz yapacak... Bize öğretilen bu. Müshil 2001 krizinden önceydi. Sabah akşam operasyon yapılırdı. O günün bakanı, bu operasyonlara isim vermekten ayrı bir keyif alırdı. Karga operasyonu, kasırga, tulumba operasyonu. Yine o günlerde birisi bir laf etmişti: Merak edilecek birşey yok, Türkiye bağırsaklarını temizliyor.. Sözün sahibini tam hatırlayamadım, yolsuzluklara savaş açan bakan mıydı, eski cumhurbaşkanı mı? Temizleniyor mu gerçekten? ..... Elimizde elle tutulur bir adam kalmadı. Öyle bir hava oluşturuldu ki, bütün iş adamlarına şüpheyle bakar olduk. Bankacı deyince, aklımıza ilk gelen kelime ya hortum oluyor, ya üçkağıt. Gerçi arada sırada dürüst iş adamlarını tenzih ederiz gibi laflar ediliyor ama gürültü patırtı arasında kimse duymuyor. Hani bir soran olsa, kaç kişiyi tenzih ediyorsunuz diye... İsim söylerken ya da sayı verirken epey duraklarlar. Galiba sırası gelen şaibeli oluyor... Bir şeylere bulaşan değil de. Geriye bakınca aradan 5 yıl geçmiş. Bize hiç bilgi veren yok. Yaka paça tutulan, kelepçelenen, kamuoyuna teşhir edilen isimlerden kaçı hüküm giymiş? Yine geriye bakınca temizlik adına yapılmış yüzakı hiçbir icraatımız yok. Temizlerken bile kirletmişiz. Aradan başkaları çıkmış, -farkında olmadan- başkalarının hesabına kürek çekmişiz. Sizi de bir tenzih eden çıkar inşallah.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT