BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > AB’nin krizi...

AB’nin krizi...

Önce referandum, sonra bütçe... Avrupa Birliği (AB), krizde. AB, “uluslarüstü” (supranational) bir yapılanma. Ne var ki, bu yapılanmanın nasıl bir evrim geçireceğine “uluslar” ve “ulus devletler” karar veriyor. AB’nin karar mekanizmaları, bazen krize toslayabiliyor. Brüksel, kriz üretmek ve tırmandırmak bakımından son derece başarılı.



Önce referandum, sonra bütçe... Avrupa Birliği (AB), krizde. AB, “uluslarüstü” (supranational) bir yapılanma. Ne var ki, bu yapılanmanın nasıl bir evrim geçireceğine “uluslar” ve “ulus devletler” karar veriyor. AB’nin karar mekanizmaları, bazen krize toslayabiliyor. Brüksel, kriz üretmek ve tırmandırmak bakımından son derece başarılı. *** Kriz ortamı, insanların ve kurumların geçmişe ve geleceğe bakışını hemen değiştiriveriyor. Daha önce düşünülmeyenler, tartışılmayanlar, gündeme geliyor; gündem oluşturuyor. Geçmişte çözüm diye ortaya atılan birçok politikanın, krizin tohumlarını ektiği anlaşılıyor. Kriz, geçmişin doğrularının iflas ettiğini, çöktüğünü tescil ediyor. Kriz atmosferinin beslediği karamsarlık ve güven bunalımı, bazı radikal çözüm önerilerini de tetikliyor. Krizler nasıl olgunlaşıyor ve patlıyor? Krizi “sistematik hatalar” oluşturuyor, olgunlaştırıyor ve nihayet “arızi hatalar” fünyesini çekiyor, patlatıyor. Saatli bombayı kurmak, dinamit lokumunun fitilini döşemek, sistematik hatayı; saatli bombanın ya da dinamit lokumunun patlatılması, arızi hatayı simgeliyor. Kriz ortamı, yerleşik çıkarlarla, yeni arayışlar arasında taşınması mümkün olmayan bir gerginlik doğuruyor. Dolayısıyla, ‘Böyle gelmiş, ama böyle gitmez!’ mesajı, statükonun temsilcilerine ulaşıyor. Kabul etmek gerekir ki, bu mesajın deşifre edilmesi pek kolay olmuyor. Toplumsal, siyasal ve ekonomik bunalımları bir mühendislik hatası gibi “teknik” boyutlara indirgeyerek anlayabilmek ve anlaşılır kılmak mümkün değil. Problem, sadece “teknik” boyutlarıyla tanımlanabilseydi, sipariş verirdik, istediğimiz çözümü “anahtar teslimi” elde ederdik. İsterseniz, kriz muhabbetini burada keselim. Bize ne oluyor? Yol haritamız dün açıklandı. 3 Ekim’de müzakereler başlayacak; Brüksel, Ankara’ya soracak: * Ülkede, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarına saygıyı teminat altına alan kurumlar tamam mı? * Rekabete dayalı istikrarlı bir piyasa ekonomisini tesis edebildiniz mi? * Siyasi birlik ile ekonomik ve parasal birlik de dahil olmak üzere, AB müktesebatına uyum kapasitenizi iyileştirdiniz mi? * ....Ve hepsinden önemlisi, Kıbrıs’tan iyi haberler var mı? Listeyi uzatabiliriz. Eğri oturalım, doğru konuşalım: AB, Türkiye’nin üyeliğine hazır değil, biz de AB’ye hazır değiliz. Diğer taraftan, “Türkiye, AB’ye üye olana kadar, AB, nereye gidecek, nasıl değişecek?” sorusunun cevabını şimdilik hiç kimse bilmiyor. Yani? Yanisi şu: Hancı sarhoş, yolcu sarhoş! *** Her neyse... Kafanızı fazla yormayınız. “Yeni bir dünya kurulur. Türkiye, o dünyada yerini alır!” diyerek, işin içinden çıkabiliriz. Her zamanki gibi...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89693
    % -0.23
  • 4.8345
    % -0.21
  • 5.6615
    % 0.1
  • 6.4028
    % -0.03
  • 193.093
    % -0.43
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT