BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biz hazırız

Biz hazırız

AB yolunda tek hedefin ‘tam üyelik’ olduğunu kaydeden Babacan, 3 Ekim’de hükümetlerarası konferansın açılışının yapılacağını bildirerek, “Açılışa, AB dışişleri bakanları, Dışişleri Bakanımız ve bizler tam takım katılacağız” dedi.



ANKARA-Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, 3 Ekim 2005 tarihinde, hükümetlerarası konferansın açılışının yapılacağını bildirerek, “Bu konferansın açılış törenine, AB dışişleri bakanları, Dışişleri Bakanımız ve bizler katılacağız. Böylece üyelik müzakereleri resmen açılmış olacak. Müzakere sürecine hazırız” dedi. Babacan, AK Parti’nin aylık yayın organı “Türkiye Bülteni”nin temmuz sayısında yayınlanacak röportajında, AB Müzakere heyetine ilişkin çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “Müzakere heyetinin nasıl olacağı, yapılanmanın nasıl olacağı, kimlerle çalışacağımız üzerinde büyük bir hassasiyetle çalışıyoruz” dedi. Babacan, şunları söyledi: “Burada önemli olan şu: AB üyeliği, Türkiye’nin milli bir meselesi. Her birey, her kurum bir şekilde bu sürecin içinde olacak, olmak zorunda. Kimin bu konuda bilgisi varsa, tecrübesi varsa, birikimi varsa, ondan bir şekilde faydalanacağız. Ortak paydamız Avrupa Birliği olduktan sonra hiç kimsenin dışarıda kalma şansı yok. Başta Sayın Başbakanımız ile Başbakan Yardımcımız ve Dışişleri Bakanımız olmak üzere kabinenin tüm üyeleri zaten bu sürecin fiili uygulayıcısı olacaklar. Bunun yanında parlamentomuz, parlamento dışı siyasi partilerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, devletimizin tüm kurumları, kuruluşları doğal olarak sürecin içinde olacaklar. Dediğim gibi, bu milli bir mesele, hiç kimse bu sürecin dışında kalmayacak.” AB’nin çıkarına olacak AB sürecinde, imtiyazlı ortaklık konularının da gündeme getirildiğinin belirtilmesi üzerine Babacan, Türkiye’nin amacının tam üyelik olduğunu belirtti. Babacan, şöyle dedi: “AB ile Ortaklık Anlaşması imzaladığımız 1963 yılından beri hedefimiz AB’ye tam üyeliktir. Bize bu tür ‘imtiyazlı ortaklık’ tekliflerle gelen muhataplarımıza AB ile tam üyelik dışında bir ilişkiyi kabul etmeyeceğimizi belirtiyor, esasen 1995 yılından beri AB ile Gümrük Birliği çerçevesinde ileri düzeyde ortaklık ilişkisi içinde bulunduğumuzu hatırlatıyoruz. Bizim için en önemli konu, Türkiye’nin içinden geçeceği dönüşüm sürecidir, halkımızın, daha yüksek standartları yakalamış bir Türkiye’de yaşamasını sağlamaktır.” AB anayasası için yapılan referandumlara da değinen Babacan, AB’nin de kendi içinde yeniden yapılanma süreci yaşadığını, AB’nin geleceğini şekillendirme gayesiyle uzun uğraşlar sonucunda hazırlanan anayasal antlaşma metninin, önce Fransa’da, daha sonra da Hollanda’da yapılan referandumlar sonucunda reddedildiğini hatırlatarak, “Referandum sonuçları ülkemizin AB’ye üyelik sürecine doğrudan bir etkisi bulunmuyor. AB müzakere sürecinde inişli-çıkışlı bir yoldan geçeceğiz. Ancak hedefimize doğru emin adımlarla, sabırla yürüyeceğiz. Müzakereler boyunca Türkiye’nin AB standartlarına yaklaşması AB’nin de çıkarına olacaktır.” Görevim zor ama mutluyum Ali Babacan, Türkiye’yi 3 Ekim’e taşıyacak olan Türkiye için tarihi bir süreçte başmüzakereci sorumluluğunu yüklenmiş olmanın mutluluk vesilesi olduğunu belirtti. Başmüzakerecilik görevinin kendisi için “ağır ve yoğun tempo” tanımlamasına katılmadığını bildiren Babacan, şunları söyledi: “Bunun iki ana sebebi var: Birincisi, müzakere sürecini zaten ekonomiden ayrı düşünemezsiniz. Müzakerelerin büyük bir kısmı ekonomik konular üzerinde olacak. Yani ekonomide üstlendiğim görev ile başmüzakerecilik görevi aslında birbirinden çok ayrı görevler değil. İkinci olarak da, 17 Aralık tarihinde Türkiye’nin müzakerelere başlamasına ilişkin karar ile ekonomimiz de farklı bir boyut kazanmış oldu. Daha önce Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu ile yaptığımız düzenlemeler çerçevesinde ilerleyen yapısal reformlarımız, bundan sonra AB ile yapacağımız müzakereler çerçevesinde devam edecek. İki buçuk yıldır vaktimizin çoğunu yapısal reformlar ve bunların kuruluşlar arasındaki eşgüdümü alıyordu. Şimdi yine vaktimizin önemli bir kısmını yapısal reformlara ayıracağız ancak bu sefer muhatabımız daha çok AB olacak. Kısacası AB müzakereleri ile ekonomi yönetimi farklı şeyler değil.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT