BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kürkçü dükkanı...

Kürkçü dükkanı...

Memleketin en iyileri değil, en ünlüleri göreve geldi. İyi değiller fakat ünlüler sonuçta. Televole kültürü işte. İlgi uyandırsın da kim olursa olsun.



Memleketin en iyileri değil, en ünlüleri göreve geldi. İyi değiller fakat ünlüler sonuçta. Televole kültürü işte. İlgi uyandırsın da kim olursa olsun. Yetkiyi elinde bulunduranlara sormak gerek. İyi kelimesi sizin için neyi ifade ediyor? Torbaların beşincisinden kuraya girdiğimiz günleri unutmuş değiliz. İnönü’deki 8-0’lı yıllarda futbolcuyduk biz. O zamanda memleketin en ünlüleri görev başındaydı. Hiç sorgulanmadı. Tarih sayfalarında kaldı işi bilenler... Beşinci torbadan dünya üçüncülüğüne uzanan dönem, faal futbolcu, gazeteci yazar, bire bir yaşadığım yıllar. Şimdi düştük 14. sıraya. Kafamı meşgul ediyor düşüşün sebebi... Forma giyenler hiç değişmedi, her biri yurdumun çocukları. Değişen sadece görevi icra edenlerdi. Sigarayı tersten yakanların yerine dünyanın ustaları geldi. Mağlubiyetleri şerefli olarak niteleyenlerin koltuğuna, “Mevcut malzeme ile nasıl başarılır?” diye kafa işletenler kulübedeydi... Kimse sevmemişti Piontek’i. Futbol alfabesinden başlamıştı sinirli Alman. Memleketin en ünlülerine hakaret ediyordu. Mevkilerin nasıl hareket ettiğini tarif ediyordu. Ustalara futbolun alfabesini öğretiyordu. Olacak şey miydi? Yangın yerine dönmüştü Türkiye futbolu. Sigara, şeref, nam, şan, reyting sahipleri eksik adım arıyordu... Hedefi büyüktü Alman’ın, vurması kolay oldu. Zirveye çıktı Türkiye futbolu. Doğru çalışmanın ürünü o nesil, ilklerin sahibi oldu. Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş her biri farklı karakterde üç teknik adam dünyaya nam saldılar. Üçünü ihya etti o nesil. Yeni bir şey üretsinler, biat edeyim onlara. Alkışlamakla el aşınmazmış, sabaha kadar övgü dizelim köşelerde... Şenol Güneş’i ayırmak gerek. Göreve geldiği günlerde memleketin en ünlüsü değildi hemşerim... İyi ile ünlünün farkı bilmem anlaşıldı mı?.. Şimdi sayın Terim ve kabinesine bir bakalım. Memleketin en iyileri mi, yoksa en ünlülerinden mi oluştu, sorgulayalım. Önce kendisi, son çalıştığı iki kulüpten gününden önce ayrılmak zorunda kaldı. Hayretler içinde, “İmparator”un görevden alınışına tanık olduk... Sonra “Küçük İmparator...” O hiçbir yerde dikiş tutturamadı. Ona yetki verenler, elinden alana kadar kan terledi... Diğer ünlü Mehmet’lerin Şifo’su; başında olduğu kulübü düşürecekti; maçlar bitti, amacına ulaşamadı... Erkasap hoca yardımcı doğmuş, işinin ehlidir herhalde... Ünal kardeş için fazla bir şey yok hanemde. Şenol Güneş’ten sonra devam etmesi bir soru işareti. Top sahasından Milli Takım’a geçmesi... Bir de eskiden iyi futbolcu olduğunu hatırlıyorum... Reha Kapsal işini çözemedim. Oraya nasıl geldi, yorum getiremedim. İyi değil, ünlü hiç değil. Dahası 4 büyüklerde oynayamadı... Hami, Tolunay ve Abdullah Avcı için ne desem bilmem ki?.. Abdullah yıllardır alt yapı, üst yapı emek sarf ediyor. Oldukça da başarılı. Dilerim orada olmasının sebebi çizgilerin içindeki becerisidir... Bordo - mavili arkadaşlar hakikaten iyi futbolculardı eskiden... Kalanların birbirinden farkı yok. Sadece isimleri değişik. Üçer beşer kere çeşitli kulüplerde görev aldılar. Sezon sonunu getirdikleri istisna. En ufak bir başarıdan söz edilemez. Dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına geldiler... Sakın kızmayın arkadaşlar. Birinin bunu söylemesi gerekiyordu. Memleketin en iyi futbolcularının 4 büyüklerde oynadığı doğru, fakat en akıllılarının kim olduğu tartışılır, bilesiniz... Siz aksini ispatlayın, yazıyı yiyen ben olayım...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT