BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kalp kırmak Kâbe’yi yıkmak gibidir! / AHMET DEMİRBAŞ

Kalp kırmak Kâbe’yi yıkmak gibidir! / AHMET DEMİRBAŞ

Müslüman, herkesin iyi olmasını ister. Kendisini kusurlu görür, başkalarının kusursuz olmasını ister. Bunun için herkese iyiliği tavsiye eder. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kalbini kırmamak Müslümânlık icabıdır...



Merhaba, Türkiye gazetesinin nezih okuyucuları. İnşaallah, bugünden itibaren haftada üç gün (salı-çarşamba-perşembe) sizinle beraber olacağız... “Hakikatler” denizinden birlikte tatmaya çalışacağız... İşte o deryadan “ilk damla” haydi buyurun... *** Müslüman, her bakımdan örnek insan demektir. Her işinde Allah’tan korkar, titrer. Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Sabredici, affedicidir. Her geçimsizlikte, sıkıntıda kusuru kendisinde görür. Her işte Allah’ın rızâsını düşünür. Kimseyle münakaşa etmez. Kalbleri “Allah’ın evi” bildiği için bir kalbi incitmekten çok korkar. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Bir Müslümânı haksız yere incitmek, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günâhtır.) Her ne şekilde olursa olsun kalb kırmaktan son derece kaçmalıdır! İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mü’min olsun, kâfir olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Çünkü, kâfir olan komşuyu da korumak lâzımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyâde inciten şey küfürdür. Küfürden sonra kalb kırmak gibi büyük günâh yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın kullarıdır. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin her insanın, biricik mâliki, sâhibi olan Allahü teâlânın şânını, büyüklüğünü düşünmelidir!” Kendini kusurlu görmek... Müslümân, herkesin iyi olmasını ister. Kendisini kusurlu görür, başkalarının kusursuz olmasını ister. Bunun için herkese iyiliği tavsiye eder. Bu tavsiyeyi hâl ile de yapar. İslâm’ın güzel ahlâkına uyarak örnek olur. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kalbini kırmamak, malına, ırzına göz dikmemek, kanunlara karşı gelmemek Müslümânlık icabıdır. İslâmiyeti, emirlerini, yasaklarını beğenmeyen kimseler, iyiyi güzeli anlayamayan zavallılardır. Bunlara acımalı, anlayabilecekleri bir lisan ile, iyiyi, kötüyü ve güzeli, çirkini bildirmelidir! Kalb kıracak, fitne çıkaracak şeyler söylememelidir!.. Dargın durmak da kalb kırılmasına sebep olur. Kendine zulm edeni affetmeli, bu sebeple karşılık vermemeli ve ona darılmamalıdır! Dargın ise hemen barışmalıdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Sana darılana git, barış! Zulmedeni affet! Kötülük edene iyilik et!) Kendimiz yüzde yüz haklı bile olsak, eğer karşımızdaki mü’min özür dilemişse, özrünü kabûl etmelidir! Özrü kabûl etmek ve kusurları affetmek, Allahü teâlânın sıfatlarındandır. Özür beyan eden Müslüman kardeşinin özrünü kabûl etmemek, sû-i zan olur. Müslümâna sû-i zan ise câiz değildir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Sû-i zan etmeyiniz! Sû-i zan, yanlış karâr vermeğe sebeb olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, kusûrlarını görmeyiniz, münâkaşa etmeyiniz, haset etmeyiniz, birbirinize düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz, kardeş gibi sevişiniz! Müslümân Müslümânın kardeşidir. Ona zulmetmez, yardım eder. Onu kendinden aşağı görmez.) Karşımızdaki insanı kendimizden aşağı görmek kibirlenmek olur. Kibir ise büyük günâhtır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Allahü teâlâ buyuruyor ki; kibriyâ, üstünlük ve azâmet bana mahsûsdur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam.) Kalb kırıcılığı, geçimsizliği sebebiyle idâre edilenlerden, zoraki ikrâm edilenlerden olmamalıdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Kıyâmette, en kötü yerde bulunacak kimse, dünyada zararından korunmak için ikrâm olunandır.) Sert ve kırıcı konuşmak! Kalb kırmağa sebep olan kötü huylardan biri de münâkaşadır. Hadîs-i şerîfte, (Haklı bile olsa, münâkaşadan vazgeçmedikçe, kişinin imânı tamam olmaz) buyuruldu. Sert ve kırıcı konuşmaktan kaçmalıdır. Hadîs-i şerîfte, (Allahü teâlâ, her zaman yumuşak söylemeyi sever) buyuruldu. Her çeşit kötü huydan uzak durmalıdır. Hadîs-i şerîfte, (Allah katında kötü huydan büyük günâh yoktur) buyuruldu. Kötü huyu bırakıp güzel huylu olmağa çalışmalıdır! Her çeşit kötülükten kaçarak iyi insan olmalıdır. Peygamber efendimiz ümmetine hitaben (İnsanların en iyisi, insanlara iyilik edendir. İnsanların en kötüsü, insanlara zarar verendir) buyurdu. O halde her Müslümân imânı düzelttikten sonra, iyi insan olmağa, insanları sevindirmeğe çalışmalıdır! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Bir kimse, bir mü’min kardeşini sevindirirse, Hak teâlâ o kimsenin kalbini kıyâmet gününde ferahlandırır.) *** Bir Müslümana “Al şu kazmayı ve Kâbe’yi yık!” deseler, vereceği tepkiyi tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Halbuki bir mümini incitmenin bundan yetmiş kat daha günah olduğunu Resulullah efendimiz buyuruyor, ancak idrak edemiyoruz! Evet, kalp kırmamak ve iyi insan olmak nasip meselesi. Allahü teala aklımızı, fehmimizi (anlayışımızı) artırsın!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT