BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Toplumları çökerten illet: Rüşvet!..

Toplumları çökerten illet: Rüşvet!..

Rüşvet sebebi ile zulmün, haksızlıkların çoğalması ve böylece insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının ortadan kalkması da devletteki birlik ve beraberliğin dağılmasını ve nihayet yıkılmasını hazırlayan sebeplerdendir...



Dînimiz, gasp edilmiş malı ve zulüm, hırsızlık ile alınan ve rüşvet, faiz, kumar ücretleri ve diğer hıyanet yollarından birisi ile ele geçen kazancın yenilmesini ve başkalarına yedirilmesini yasak etmiştir. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Birbirinizin mallarını aranızda [Kumar, hırsızlık, gasp, rüşvet gibi] bâtıl sebeplerle yemeyin!) Mahkemelerde rüşvet vererek haksız hükümlerin verilmesine sebep olanlar için Peygamber efendimiz bakın ne buyuruyor: (Hüküm vermede, rüşvet veren ve alana Allah lânet etsin!) Kız tarafının damaddan istedikleri para veya mal da rüşvet olur. Ayakbastı parası almak rüşvettir, harâmdır. Malını, canını, hakkını kurtarmak için istemeyerek rüşvet vermek câiz ise de, rüşvet istemek aslâ câiz değil, harâmdır. Bir öğretmenin, kabiliyetsiz bir talebeyi rüşvetle geçirmesi de lâyık olmayan kimselerin iş başına geçmesine vesîle olur. Alt sırada olan bir evrakı rüşvetle üste çıkarıp hemen muamelesini yapmak, diğer sırası gelen insanların haklarına tecavüzdür, zulümdür. Kıyamet alametlerinden!.. Neticede, rüşvet bir milleti manen ve maddeten çökerten bir illettir. İlgililere yardımcı olmak, her ferdin vazifesidir. Peygamber efendimiz, kıyâmet alâmetlerini sayarken buyurdu ki: (Hâkimler rüşvet alarak haksız karar verir. Adam öldürmek çoğalır. Gençler ana-babasını, hısım akrabasını aramaz, saymaz olur. Kur’ân-ı kerîm mizmârdan, yâni çalgı âletlerinden okunur. Tecvîd ile, güzel okuyanları, dîne uyan hafızları dinlemeyip, mûsikî ile şarkı gibi okuyanları dinlerler.) Devlet memurlarının vazifelerini yaparken, vazife yaptığı kişilerden hediye almaları da doğru değildir. Hazret-i Ömer, devlet başkanı iken, hanımı ile bir köye gider. Köylü kadınlar hâlifenin hanımına çeşitli hediyeler verirler. Eve geldikleri zaman, Hazret-i Ömer, hanımına bunları nereden aldığını sorar. Hanımı da (Bana hediye ettiler) diye cevap verir. Hazret-i Ömer, (Ben hâlife olmasaydım, sana bu hediyeler verilir miydi?!.) diyerek verilen hediyeleri hazineye gönderir... Rüşvet, çıkar sağlamak, iş gördürmek gayesiyle, kanunen yetkili bir kimseye gayri meşru olarak verilen para, mal gibi menfaat ve fayda demektir. Rüşvet ile ya hak edilmeyen bir menfaat ele geçirilmekte veya başkasının hakkına tecavüz edilmektedir. Rüşvet, devlete karşı işlenen suçlardan biridir. Yüz kızartıcı bir fiildir. Memurun veya görevlinin, devletin verdiği vazifeyi kötüye kullanmasıdır. Devletin, amme hizmeti görmeleri ve kendisinin himayesine sığınmış vatandaşlarına yardımcı olmaları için tayin ettiği ve birtakım kanuni yetkiler verdiği, memurların ve diğer idarecilerin rüşvet almaları, diğer vatandaşların devlete olan güvenini sarsmakta ve adâlet mercii olan mahkemelerde verilen kararlara şüphe ile bakılmasına sebep olmaktadır. Rüşvet, içtimâi (sosyal) bir hastalıktır. Toplumda rüşvetin yayılması, devleti zaafa düşürmekte ve vatandaşların kendisine olan itimadını yok etmektedir. Bu ise devlet otoritesinin yıkılmasına idarede başıboşluğun alıp yürümesine, anarşinin baş göstermesine sebep olmaktadır. Rüşvet, devletin vatandaşları üzerindeki hükümranlık hakkını zedelemekte ve âdil kararların verilmesini engellemektedir. Devletleri bile yıkar! Rüşvet sebebi ile zulmün, haksızlıkların çoğalması ve böylece insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının ortadan kalkması da devletteki birlik ve beraberliğin dağılmasını ve nihayet yıkılmasını hazırlayan âmirlerdendir. Nitekim, asırlarca sarsılmadan yaşamış Osmanlı Devleti’nin yıkılış sebeplerinden birisi de son asırlarda rüşvetin baş göstermesindendir. Haksızı haklı, yanlışı doğru, kötüyü iyi, liyâkatsizi liyâkatli göstermek için bir kimseden para, mal, almak rüşvettir. Böyle gayrimeşru hareket için, para, mal verilmesine vâsıta olmamalıdır. Çünkü hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Rüşvet alana, verene ve bunlar arasında vâsıta olana da Allahü teâlâ la’net etsin.) Peki, bir milletin felaketine sebep olan rüşveti ortadan kaldırmak mümkün mü? Evet, mümkün. İslâm ahlâkına sahip bir kimse haksızlık etmediği gibi, haksızlığa da râzı olmaz. Çünkü onda Allah korkusu bulunduğu için rüşvete vâsıta bile olmaktan arslandan, yılandan kaçar gibi kaçar. Bu bakımdan çocuklarımızı, gençlerimizi ahlâklı yetiştirmek, millet olarak başta gelen vazifelerimizdendir...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT