BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İktisat eden sıkıntı çekmez...

İktisat eden sıkıntı çekmez...

Ne isrâf etmeli, ne de kısmalıdır. Bunların ortasını bulmak ise makbûldür. Buna iktisat etmek denir. İşte cömertlik de malını iktisat ile kullanmaktır. Zîrâ Resûl-i Ekrem efendimiz de cömertlik ile emrolunmuştur...



Genel bir kâide olarak, dînimizde abes ve lüzûmsuz şeyleri yapmak câiz değildir. Meselâ boş ve lüzûmsuz yere bir şeyler karalamak, isrâf ve abestir. Burada kaç türlü isrâf vardır? Zaman, emek, enerji, kâğıt, kalem, mürekkep... Hepsinden mühimi de faydalı bir şeyle meşgûl olunmaması... Eğer dünyadaki her ferdin boşa harcadığı zaman, enerji ve emek hesaplansa, açlık ve yokluk içinde kıvranan milyonlarca insanın ihtiyaçlarına kâfi gelebilecek zarûri meta üretilebilirdi. On milyonu aşkın memur ve hizmetlinin sadece boşa harcadığı kâğıt hesap edilse, bunlarla neler yapılmaz? Bu kadar kâğıdın imâli için ormanlardan ne kadar ağaç kesilmemiş ve bu ağaçların işlenmesi için kurulan kâğıt fabrikaları ne kadar müddet boşa çalışmamış olurdu? Buraya sarf edilen emek ve para nerelere harcanabilirdi? Kalem ve mürekkeb için de aynı hesap yapılabilir. Basit bir şey olarak görülen boşa harcanmış, buruşturulmuş, çöp sepetine atılmış bir kâğıdın nelere mal olduğunu düşünmek mecburiyetindeyiz. Dînimizin boş şeyleri, abesi, harâmı, isrâfı yasaklamasında; insanların saâdeti, refâhı ve adâleti için ne hikmetler vardır... İsrâfın zararı büyüktür!.. İsrâfın miktarı ne olursa olsun zararı büyüktür. Küçük zannedilen şeyler, yan yana geldiği zaman büyük rakamlar, değerler ortaya çıkar. “Damlaya damlaya göl olur” atasözü meşhurdur. Dakikada on damla kaçıran bir musluk ayda 170 litre su akıtmış olur. Yalnız İstanbul’da bir günde musluklardan damlayan su miktarı 5500 mektreküp olup, bunun senelik mâlî değeri trilyonları bulmaktadır. Dünyada her gün yeteri kadar su alamamaktan doğan hastalıklar sebebiyle tahminen 25 binin üzerinde insan ölmektedir. Bu miktar senede 8 milyona ulaşmaktadır... Türkiye’de bir senede trilyonlarca liralık ekmek isrâf edilmektedir. Yine bir yılda yalnız İstanbul’da isrâf edilip çöpe atılan bir haftalık ekmek, Norveç halkının bir günlük ekmek ihtiyacıdır. Ankara’da ise bu miktar günde 15.000’dir. Diğer vilâyetlerimizde de ekmek isrâfı oldukça fazladır. Ekmeğin yanında buğday ve diğer hububatın hasadı sırasındaki isrâfı düşünün bir de! Sadece su ve ekmekteki bu rakamlar, isrâfın ne büyük felâket olduğunu göstermeye yetmektedir... Malı, dînin ve mürüvvetin uygun görmediği yerlere dağıtmaya isrâf denir. Mürüvvet, fâideli olmak, iyilik yapmak arzûsudur. Dîne uymayan isrâf, harâmdır. Mürüvvete uymayan isrâf ise tenzîhen mekrûhtur... Semâvî dinlerin hepsinde Allahü teâlâ kötü bir huy olan isrâfı yasak etmiştir. Dînimizde, cimriliğin, isrâftan daha çok kötülenmesi, isrâfın cimrilik kadar kötü olmadığını göstermez. Cimriliğin daha çok kötülenmesi, insanlardan çoğunun mal biriktirmeye meyilli olmasındandır. İsrâfın kötülüğünü göstermek için, Allahü teâlânın (Yiyiniz, içiniz, fakat isrâf etmeyiniz! Şüphesiz Allahü teâlâ isrâf edenleri sevmez) ve (İsrâf etme! İsrâf edenler, şeytanların kardeşleridir) kelâmı yetişir. Allahü teâlâ, (Mallarını isrâf edenlere bir şey vermeyiniz) emri ile müsrifleri en kötü şekilde vâsıflandırıp, (Mallarınızı sefihlere, alçaklara vermeyiniz!) buyuruyor. Firavun’u kötülerken (O, isrâf edenlerden idi) buyuruyor. Lût aleyhisselâmın kavmini de, (Siz, isrâf eden kavimsiniz!) diye kötülüyor... Ne isrâf etmeli, ne de kısmalıdır. Bunların ortasını bulmak ise makbûldür. Buna iktisad etmek denir. İşte cömertlik de malını iktisad ile kullanmaktır. Zîrâ Resûl-i Ekrem efendimiz de cömertlik ile emrolunmuştur. Nitekim Kur’ân-ı kerîmde buyuruluyor ki: (Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp isrâf etme!) Allahü teâlâ, sâlihleri, cömertleri överken buyuruyor ki: (Onlar sarfettikleri zaman ne isrâf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.) Malı boş yere saçmayınız! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (İktisâd eden sıkıntı çekmez.) (Geçimde, iktisatta güzel yol takip etmek, Peygamberliğin yirmi küsur cüz’ünden bir cüz’dür.) (İktisat edeni Allah zenginleştirir, isrâf edeni fakirleştirir. Aziz ve Celîl olan Allahı zikredeni de Allah sever.) (Yiyiniz, içiniz, giyiniz ve tasadduk ediniz. Fakat bütün bunlarda isrâftan ve kibirden sakınınız!) (Malı boş yere saçmayınız!) (Kıyâmet günü herkes, dört suâle cevap vermedikçe hesâbdan kurtulamayacaktır: Ömrünü nasıl geçirdi. İlmi ile nasıl amel etti. Malını nereden, nasıl kazandı ve nerelere harcadı. Cismini, bedenini nerede yordu, hırpaladı?)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT