BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayaküstü...

Ayaküstü...

Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un Divriği’deki “Uyuyan fotoğraf” haberini seyredince bakana hak verdim... Koskoca siyaset yazarları, muhabirleri, foto muhabirleri işi gücü bırakmış Atilla Koç’un gözünü kırpmasını kolluyor...



Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un Divriği’deki “Uyuyan fotoğraf” haberini seyredince bakana hak verdim... Koskoca siyaset yazarları, muhabirleri, foto muhabirleri işi gücü bırakmış Atilla Koç’un gözünü kırpmasını kolluyor... Tipik bir Gülben Ergen’in bacak bacak üstüne atarken “Selülitleri var” durumu... ... Halbuki olay haberde, bakanın hakikaten de uyumadığını görüyoruz... Hatta ben seyredince; “Demek diğer fotoğraflarda da bakan gözünü kırpmış, o sırada çekmişler” diye düşündüm... Şuna emin olabilirsiniz ki; benim 24 saat içinde uyuduğum saat sayısı 6’yı hiç geçmez... Ama çekildiğim 24 kare fotoğraf içinde 6 gözü açık resmime rastlanmamıştır... ... Atilla Koç’un yaptığı yanlış; böylesine sert bir tepki vermesi... Biliyorsunuz biz millet olarak tiki olanların üstüne gideriz... “Uyuyoruz ama ülkemiz için iyi rüyalar görüyoruz” tavrı daha iyiydi... Sonuçta gözleri kapalı olmak uyumak, açık olmak uyanıklık değil... Öyle olsa Metin Şentürk’ün gözleri hepimizden daha iri bakmazdı.. Tebeşir Tozu... “-İnsanın ruhunu yücelten bir acı, ucuz bir mutluluktan iyidir...” (Dostoyevski) RAKAMLARLA SEVGİLİLER (Erkekler sevgilisini rehbere nasıl kaydediyor?...) % 5: Aşkım... % 5: Bebek... % 5: Çingene... % 5: Prenses... % 80: Ökkeş Abi... temelin yeri Dursun hız delisiymiş... Fakat arabası en fazla 120 kilometre hız yaptığından, trafik polisi Temel’in 130 yapan motosikleti onu sürekli yakalıyormuş... Sürekli ceza ödemekten bıkmış ve arabanın motorunu 250 kilometre yapan bir motorla değiştirmiş... 120 kilometre hızla giderken aynadan bakmış, Temel motorla yaklaşıyor, basmış gaza 250 yaparak kaçmış... Bu arada Dursun’un telefonu çalmış, eşinin doğum yapmak üzere hastaneye kaldırıldığını öğrenmiş... Doğru hastaneye gitmiş... Hastaneden çıkarken bakmış trafik polisi Temel’i sedyede hastaneye getiriyorlar... Temel’e sormuş; -Hayrola memur bey?... “-Sen gaza basıp gidince, motorun durduğunu zannettim, aşağı indim...” Bugünün buluşu > Arkadaşlara gösteri olsun diye yanan sigara dilde söndürüldü... (13.07.1987) bizimkiler Fikstür çekimi birinci sayfadan duyurulacak... Haber Müdürümüz Kazım Abi toplantıda, “Altıncı hafta derbi var” diye duyuruyor... Dündar Abi’nin kendine has sorusu; “-İkinci yarı mı, ilk yarı mı?...” *** Ev Aletleri’nden arkadaşlar, hafta sonunda Şile’ye tatile gitmiş... Almışlar etleri, karpuzları, kolaları mangal keyfi için bir ağacın dibine yerleşmişler... Ekmekleri poşetleri ile birlikte bir ağaca asmışlar ve sohbete dalmışlar... Bir ara çevrede birkaç tane inek görünce, hepsi köy hatıralarından anlatmaya başlamış... Etler pişmeye başladığında, ekmeklerin torbaları ile birlikte yok olduğunu görmüşler... İnekler hepsini süpürünce ekmeksiz yemek zorunda kalmışlar... diyAlog... (STAR - Telegol...) MUHABİR: Beşiktaş’ı özleyecek misin?... FATİH SONKAYA: Beşiktaş’ta en çoğ tesisileri özleyeceğim... Oradaki aşçıları, garsonları, gardiyanları... sağdan - soldan (Kadıköy - Dükkan Camı - Enes Yardım..) “-TEKBİR DÖNERLAND ŞOV BAŞLIYOR...” *** (Haydarpaşa - Büfe Camı - Cihat Cengiz...) “-ADRES TARİFİ 2 DOLAR, YERİNE TESLİM 5 DOLAR...” *** (Eminönü - Kuruyemişçi - Mehmet Serkan...) “-İTHAL ANTEP FISTIĞI GELDİ...” Nostalji... Hikayeye göre Rus, Fransız, İtalyan ve İngiliz; aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşmuşlar... ... Rus önceliği almış, hardalı topak yapmış ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkamış... Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yememiş ve çıkarmış... ... İtalyan “Öyle olmaz” demiş ve hardalı makarna şeklinde ufak parçalar halinde bölerek, köpeğe yedirmeye çalışsa da, hayvanın ağzı yine yandığından o da başaramamış... ... Fransız da, konuya kendi açısından yaklaşarak, hardalı önce sulandırıp, sos olarak köpeğe yedirmek için ugraşsa da, bu uygulama ile de bir sonuç alamamış... ... Sıra İngiliz’e gelmiş... İngiliz, önce köpeği okşayarak yanına çekmiş, sırtını sıvazlamış, sonra hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırmış... Köpek, arkası yandıkça başlamış hardalı yalamaya... Canı yandıkça yalamış, yandıkça yalamış ve sonuçta yalaya yalaya hardalı bitirmiş... ... Yazarı, hikayenin ana fikrini şöyle açıklıyor; Fırsatçı ülkeler, hedef ülkeleri istedikleri çizgide tutabilmek için, onlara hardalı öyle yedirirler ki; o ülkeler, neyi yediklerinin farkına vardıklarında çoktan iş işten geçmiş olur... Taşlamalar... Haşlamalar... KUYU Bütün ömrün Kuyu kazmakla geçti; Dosta, düşmana... Şu anda, Dört kollu ile taşınmaktasın... En son kazdığın kuyuya, Yazık!... Bilemedin... Asıl sahibi hep sendin Kazdığın kuyuların... (osman.yavuz.inal) Hayata dair... Bir kurbağa sürüsü ormanda ilerlerken, içlerinden ikisi bir çukura düşmüş... Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplanıp, çaresiz bir şekilde bakıyorlarmış... Çukur bir hayli derin olduğundan düşen arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyormuş... Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylemişler arkadaşlarına: “-Çukur çok derin... Dışarı çıkmanız imkânsız...” ... Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam etmişler... Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlarmış... Sonunda; kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilenmiş ve mücadeleyi bırakmış... Diğeri ise; çabalamaya devam etmiş... ... Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürmüşler. Ne var ki, çukurdaki kurbağa onlara hiç aldırmadan son bir hamle daha yapmış, bu kez daha yükseğe sıçramayı başarmış ve çukurdan çıkmış... Arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine hiç kulak asmamıştı... Çünkü o sağırdı... Siz de olumsuz düşünceli insanları sakın duymayın... Onların yüreğinizdeki umudu çalmalarına izin vermeyin... - Paul Estridge - sanatik kritik “-Hülya Avşar göbeğini içine çekiyor, Gülben Ergen de pijama giyiyor... Aynı körler ve sağırlar, birbirini ağırlar misali takılıyorlar...” (...Petek Dinçöz) politik kritik “-Erken seçimin birtakım işaretlerini görüyoruz... Erken seçim, tüpten çıkan diş macunu gibidir, çıktığı zaman bir daha geri girmez...” (...Mehmet Ağar) sportik kritik “-Koskoca camia, oturup Mondragon-Ribery yası tutamaz... Fazla naz aşık usandırır, gelip gelmeyecekleri paşa gönüllerine kalmış...” (...Ergun Gürsoy) Şifa Yemek Öğle Menüsü Ezogelin Çorba... Kabak Dolma... Soslu Makarna... Yoğurt... (www.sifayemek.com.tr)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT