BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 'Her tehdit bir fırsattır'

'Her tehdit bir fırsattır'

TGRT HABER TV’de Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın sorularını cevaplandıran Yalçıntaş, “Şu anda yabancı sermaye ile ayakta duran Çin orada ise biz de buradayız. Hayatta her tehdit bir fırsat demektir. Önemli olan bu fırsatı görüp değerlendirmektir” dedi.



> Harun YEREBAKAN İSTANBUL - İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, 2001’de ağır yara alan Türkiye’nin artık bu sıkıntıdan kurtularak yabancıların gözde yatırım ülkesi haline geldiğini belirterek, “Sadece İstanbul Formula-1’den 3 günde 100 milyon dolara yakın para kazanacak” dedi. TGRT HABER TV’de Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın birlikte hazırlayıp sunduğu ‘Çerçeve’den Yansımalar’ programının bu haftaki konuğu İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş’tı. 350 bine aşkın üyesi bulunan ve İTO üyeliği ile beraber oluşturulan Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın 25 tane AB üyesinin 8 ülkesinden daha büyük olduğunu söyleyen Yalçıntaş, “İhracat rakamları ise; İTO üyeleri ile birlikte Türkiye ihracatının yüzde 46’sini gerçekleştiriyor. Rakam olarak bakarsanız bu aşağı yukarı 30 milyar dolara denk geliyor. AB’nin 9 tane ülkesinden daha fazla ihracat demektir. Üyelerimizle birlikte Türkiye’nin toplam vergisinin yüzde 44’ünü ödüyoruz. Günde 800’den fazla tescil, yılda yaklaşık 500 bin adet faaliyet belgesi veriyoruz. Dış ticaret ile alakalı verdiğimiz belge sayısı bir buçuk milyon civarında. Kendi işlerini takip için günde odaya gelenin sayısı ise 6 bin civarında. Bütün bunları 400 personelle yapıyoruz” şeklinde İTO’nun kısa profilini ve hizmet alanını çizdi. ‘Çin iki konuda fırsata çevrilebilir’ ‘Çin dünya pazarını ele geçiriyor’ dendiğini belirten Yalçıntaş, “Çin’in ihracatının yüzde 78’i Çin dışından gelmiş Çin’e yatırım yapmış ve orada üretim yapan şirketlerdir. Çin dünya pazarlarına bu sayede girdi. Yoksa Çin kendi şirketleri ile girmedi, giremez bile zaten. Türkiye’nin de artık uluslararası şirketleri oluyor. Bu gurur verici bir durum. Türkiye’de bazı sektörlerde bir numara olması gerekir. Türkiye dendiği zaman, insanların ‘burada Türkiye bir numara’ demesi lazım. Öyle bir-iki sektör var. İTO Başkanı olarak diyorum ki; Çin orada ise biz de buradayız, hodri meydan. Hodri meydan demekle de olmuyor. Bunun prensiplerini yerine getirmek lazım. Hayatta her tehdit aynı zamanda bir fırsattır. Bütün mesele bu tehdidin nasıl fırsata çevrilebileceğini düşünmek ve görmekte yatıyor. Çin, iki konuda fırsata çevrilebilir. Son 10 yıldır ortalama yüzde 8-10 arası büyüyen bir ülkede şu anda kişi başına GSMH bin dolar civarında. Bir milyar 200 milyon nüfusa sahip Çin, gelecekte dünyanın en enteresan pazarı haline gelecek. Böyle büyüyen bir ülke kısa zamanda ‘mal satan’ ülkeden çıkıp ‘mal alan’ bir yer haline gelecek. Dolayısıyla biz bunu şimdiden görüp ona göre hazırlanmalı ve oraya çapa atmalıyız. Vakit geldi geçiyor bile. Bir pazara ilk kim girerse o kazanır. Çin sayesinde kendimize bir çeki düzen vermemiz lazım. Bizim ihracatta çok önde ve önemli sektörlerimiz var. Bunlardan birincisi tekstil ve otomotiv. Türkiye tekstilde birinci hamleyi yaptı. Hem tekstilde hem de otomotivde ikinci bir atılım daha yapmamız lazım. Ben iddia ediyorum ki; Türkiye bazı alanlarda dünyanın en iyi, en kaliteli tekstil ürünlerini üretebilecek kapasitede. Eksiğimiz ise, markaların artırılamamış olması. Çin ile başa çıkmak istiyorsak mutlaka markalaşmamız gerekir” şeklinde konuştu. Formula-1 pisti tamamlandı Formula-1 pist inşaatının tamamlandığını, sadece en önemli gördükleri ve 2 bin 300 Euro’dan bilet sattıkları yerlerdeki klimaların son kapaklarının takıldığını belirten İTO Başkanı Yalçıntaş, “Formula-1 ile alakalı bir endişemiz yok. Ulaşım ve çevre yolları ile Formula-1’in dış dünya ile olan bağlantısı, sayın Valimiz, Başkanımız ve belde belediye başkanı ile beraber bütün imkanlarını seferber ederek çok büyük gayretlerle tamamlandı. Geldiğimde bir adet iki şeritli yolumuz vardı, o yol genişletilerek 3’er şerit haline getirildi. Buna ek olarak 3’er yol daha açıldı. Alt yapı çalışmaları bitirildi” dedi. Yalçıntaş, çok büyük bir organizasyon olan Formula-1’e gün başına 120-130 bin seyirci tahmin ettiklerini belirterek, bunun da yaklaşık 40-50 bini yabancı misafir olacağını hatırlatarak, “Bunlar üst gelir grubundaki insanlar. Yarışlar, denelemer, sıralamalar ve asıl yarış şeklinde 3 gün sürecek. Gelen turistlerin büyük kısmı 3 günlüğüne değil, 10 günlüğüne veya paket turla gelecekler. Bunlar yarış haricindeki zamanını Türkiye’nin muhtelif yerlerinde geçirecekler” şeklinde konuştu. İstanbul, 120 milyon $ kazanacak İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, yarış için kurum olarak uluslararası bağımsız kuruluşlarla hesap yaptıklarını ve bu ziyaretçilerden 3 gün boyunca sadece (ulaşım, konaklama, alışveriş, yeme-içme ve eğlence dahil) İstanbul’a gelecek olan dövizin 80 ila 120 milyon dolar arasında olduğunu söyledi. Formula 1 yarışlarının dünyada olimpiyatlardan sonra en fazla izlenen spor müsabakası olduğunu da hatırlatan Yalçıntaş, “Bu yarışı 3 gün boyunca dünyada 2.2 milyar insan ekranlarından izleyecek, dolayısıyla Türkiye’yi ve İstanbul’u görecekler. Sadece binde 4’ünün merak sonucu ülkemize gelmesi demek senede 4 milyon turist demek. İkinci katkısı da, İstanbul son yıllarda arka arkaya çok önemli toplantılara ev sahipliği yaptı. Başarılı organizasyonlar, bir başka başarılı organizasyona yol açıyor. Bu sebeple şehir olarak yatırım yapmak zorundayız. İlk önce pist İstanbul’un dışında kalıyordu ancak şimdi etrafında villalar ve lüks inşaatlar yükselmeye başlanarak adeta şehrin göbeği haline geldi. Son iki haftada 3 büyük yabancı yatırımcı gelerek ‘pistin etrafına çok büyük bir beş yıldızlı golf oteli ve pisti yapmak istiyoruz’ dediler. Bu da yeni iş alanları, yeni yatırım ve istihdam demektir” dedi. Butik otellere ihtiyacımız var Kalacakları yer konusunda herhangi bir problemin yaşanmayacağını kaydeden Yalçıntaş, “Bu, işin bir yanı. Diğer yanı ise İTO olarak uyguladığımız muhtelif projeler var. Bu projelerinin hepsinin stratejik vizyonu var. Uygulayacağımız projelerin ana temelinde üyelerimiz olmalı. Ve üyelerimiz doğrudan doğruya bu projelerden faydalanmalı. Turizm odaklı çalışmalarımız var. Genel manada İstanbul’da bir yatak eksikliği var. 4 ve 5 yıldızlı otel ihtiyacı var, bunu hiç kimse inkar etmiyor. Turistin istediği daha yerel tadların bulunduğu, daha küçük butik oteller. İstanbul’un da büyük oranda buna ihtiyacı var” dedi. ‘Mikro’ düzeyde rahatlığa az kaldı 2001 yılında çok ciddi krizler atlattığımızı hatırlatan İTO Başkanı Yalçıntaş, bunları tsunami dalgasına benzettiğini ve bu krizlerin tsunami gibi Türk ekonomisinde çok derin yara ve çukurlar açtığını söyleyerek, “Son 2,5-3 yılda ülke olarak bu çukurları kapatmakla meşgulüz. Son yıllarda çok güzel, çok ciddi büyüme yakaladık. Enflasyon tek haneli rakamlara indi. Türkiye’de ekonomik anlamda belli bir istikrar oluştu. Türkiye ekonomik anlamda dış dünyaya açıldı ve rekabetçi, aynı zamanda da kabul gören hale geldi. Biz ancak bu büyümeyi ve istikrarı devam ettirebilirsek ancak biz bundan sonra yaşamaya başlarız” şeklinde konuştu. Yalçıntaş, Türkiye’nin çok düzenli ve istikrarlı bir mali politika uyguladığını bunun sonucunda en çok sıkıntıyı yaşayan küçük ve orta boy işletmelerle dar ve orta gelirli esnaf olduğunu söyledi. Türkiye’nin yakalamış olduğu ekonomik istikrarın ve büyümenin devam etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Yalçıntaş, “Bu devam ettiği sürece makro ekonomik veriler mikro ekonomiye de yansıyacak. Son yıllarda Türkiye’nin yakaladığı istikrar sayesinde artık yabancı sermaye yavaş yavaş gelmeye başladı. Türkiye’ye karşı ciddi teveccüh var” diye konuştu. 10 yıl sonra çok şey değişecek İstanbul’u, dünyanın sayılı ticaret, finans, kültür ve turizm merkezlerinin biri haline getirmek için çaba sarfedecekleri vizyonu çizdiklerini hatırlatan Yalçıntaş, üyeleri daha rekabet edebilir hale getirebilmek için muhtelif projeler başlattıklarını kaydederek, “e-İTO elektronik dönüşüm oluşturmaya çalışıyoruz. İlk senede ilk meyvelerini almaya başlayacağız, ikinci senede de tamamen bitmiş olacak. Her üyemiz oturduğu yerden internete bağlandığı zaman ‘Oda’ya gelmeden alabileceği her türlü hizmeti alacak. Bunu da hükümetin gerçekleştirmeye çalıştığı e-imza ile birleştiriyoruz. 26-27 Eylül 2005 yılında İstanbul’da Akdeniz başta olmak üzere diğer ülkeler için çok geniş ve büyük ‘Tekstil Günleri’ programı organize ettik. Çok güzel sonuçlar daha alacağız” dedi. Bosna farklı bir anlam İTO olarak dünyaya hızla açılmaya çalıştıklarını belirten Yalçıntaş, firmalara destek olup sergiler ve toplantılar düzenlediklerini, Bosna’da bile ikinci sergiyi açtıklarını belirterek “Buranın ayrı bir yeri var. Ekonomik açıdan gelişmekte olan, bize yakın ve bölgemizde olan bir pazar. Türkiye olarak sanayicisi, tüccarı ve siyasetçisi ile Bosna’ya ekonomik anlamda nerede ise çıkarma yaptık. Fuar günleri düzenledik. İTO olarak Bosna Ticaret Odası ile karşılıklı iş birliği anlaşmaları imzaladık. Şunu unutmamalı ki; eğer iki ülke arasında yakınlaşmanın daha da artması isteniyorsa bunun birinci ‘olmazsa olmaz’ şartı, iki ülke arasındaki ticaretin artması. Ki tüccar, bir milletin bel kemiğidir.” Özelleştirme ‘hassas’ bir konu İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, Türkiye’de özelleştirme ile ilgili çok konuşulan bir kaç tane nokta olduğunu ifade ederek, “Bunlardan biri ne özelleştirilir, ne de özelleştirilmez. Özelleştirmeye globalleşen dünya çerçevesinde bakmak lazım. Bir de ‘efendim bu şirket kâr etmiyor özelleştirmek lazım’ deniyor. Özelleştirmede kâr ediyor kâr etmiyor bakımından değerlendirmek eksik yaklaşımdır. Bir kurumun özelliştirilmesinin zaman dilimi o işletmenin en çok kâr ettiği ve en çok talebinin olduğu zamandır. Eğer siz bu işletmeyi o zaman satmaz da zarar ederken satarsanız işte asıl tehlike o zaman olur” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT