BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Futbolda teknolojiye evet!

Futbolda teknolojiye evet!

Alman Ligi Bundesliga’nın 1993-94 sezonunun 32. haftasında Thomas Helmer, Bayern München’in Nürnberg’i 2-1 yendiği maçta olmayan bir gol “atmıştı.”



KRİTİK Futbolda teknolojiye evet! Alman Ligi Bundesliga’nın 1993-94 sezonunun 32. haftasında Thomas Helmer, Bayern München’in Nürnberg’i 2-1 yendiği maçta olmayan bir gol “atmıştı.” Helmer, topu rakip kale direğinin yanından auta yollamıştı ama yardımcı hakem Jablonski topu içeride görmüştü! Maçın hakemi Hans-Jürgen Osmers da yardımcı hakemle yaptığı görüşmeden sonra gol demişti. Ne var ki Alman Futbol Federasyonu televizyon görüntüleri sonrası bu sonucu hükümsüz saydı. Maç tekrarlandı, Bayern maçı 5-0 kazandı ve şampiyon oldu. Bu “hayalet gol” ve bunun neden olduğu tekrar maçı olmasaydı, yani Bayern’le Nürnberg’in 1-1 beraberliği geçerli sayılsaydı, Kaiserslautern şampiyon olacaktı. ... 24 Eylül 1983’te, Nou Camp’ta Barcelona - Atletic Bilbao maçının on ikinci dakikasında Maradona orta sahadan kendine has çalımlarla hareketlenmiş, gole giderken, Bilbao’nun defans oyuncularından Goikoetxea tarafından sert bir faulle indirilmişti. Bu müdahale, İspanya futbol tarihinin en sert faullerinden biriydi. Maradona uzun bir süre kırılan bacağında çivi ile futbol oynamak zorunda kalmıştı. Maçta sarı kartla kurtulan Goikoetxea, daha sonra televizyondan pozisyonu izleyen İspanyol yetkililer tarafından 10 maçlık bir cezaya çarptırılmıştı. ... Andreas Möller 1995 sezonunda Bundesliga’nın en sahte uçma numaralarından birini gerçekleştirmiş ve büyük bir tepkiye neden olmuştu. Möller, Karlsruhe’nin ceza alanı içinde, kendisine en yakın rakibi Dirk Schuster’den iki metre uzaktan havalandı ve düştü. Bu, Dortmund’a bir penaltı, 2-1’lik galibiyet ve ilk Almanya şampiyonluğu (Bremen’den 1 puan önde) kazandırdı. Ama TV görüntüleriyle Möller’e “sportmenlik dışı davranış” nedeniyle iki maç ceza verildi. ... Lafı getireceğim yer şudur; eninde sonunda teknoloji futbolda adaleti sağlayacaktır. “Futbol hatalarıyla güzel, hatalar olmazsa ne konuşacağız” diyenlere asla inanmayın! ---------------------------- DETAY İstiyor musun, istemiyor musun? Bir golün ne kadar önemli olduğunu, o golü atan takımın sevincinden anlarsınız. Bir olimpiyatın ne ifade ettiğini İngilizler’in sevincinden anladığımız gibi... Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı “Londra” dediğinde yaşanan o coşku, o mutluluk her şeyi anlatıyor. Türkiye tam da işte bu yüzden olimpiyat alamıyor. Sokağa çıkın ve sorun, Türkiye bugüne kadar hangi olimpiyatlara talip oldu, bundan sonra hangisini istiyor, hatta olimpiyat alırsak hangi şehirde yapılacak? Alacağınız o cevaplara bakın, olimpiyat alır mıyız almaz mıyız, anlarsınız! Olimpiyat bir kişinin, bir komitenin, bir avuç gönüllünün isteğiyle alınmaz; bir ülke ve ülkü meselesidir! ------------------------- OKUMUŞ NOT ALMIŞIM Seyir defteri “İnsanlık tarihinde moda incir yaprağı ile başlar. Bugün yine incir yaprağı büyüklüğündeki giysilere gelindi. İlk insanların kullandıkları incir yaprakları parasız elde edildikleri halde, bugünkü incir yapraklarının fiyatları aşağı yukarı insanın ocağına incir ağacı dikilecek ölçüde.” ... “Spor muhabirlerinin hiç bir şeyden anlamaması ilk şarttır. Bu bilgisizlik özellikle spor konusunda olmalı. Spor muhabirleri bu yüzden üç ihtimalli maç yaparlar ve tuttururlar. Ne hikmetse maçlar bu üç ihtimalin dışında bitmez, gazeteciler de ertesi gün tahminlerinin gücüyle övünürler. Ülkemize gelen yabancı spor adamları, muhabirimiz kanalıyla her gazeteye değişik demeç verir; birine üç, diğerine iki, diğerine de beş gol atacaklarını açıklar. Bir keresinde Pele gelmişti. Uçaktan terminal binasına kadar uzanan elli metrelik yolda yanına yaklaşan ve birlikte fotoğraf çektirebilen her spor yazarı kendisinden bir demeç koparmayı başardı. Bu demeçler ertesi gün gazetelerde yayınlanınca Pele’nin, dünyanın en hızlı konuşan adamı olduğu ortaya çıkıyordu. Pele, normal bir insanın on beş günde zor söyleyeceği bu kadar sözü, elli metrelik yolda etmişti. Üstelik Portekizce konuştuğu halde, Türkçe’den başka dil bilmeyen spor yazarlarımıza...” ... “Kadın ve yaş konusu kafama takılmıştı. Hiç uyarıda bulunmadan hanıma ‘Sen kaç yaşındasın?’ dedim. Alnını ve bileklerini kolonya ile iyice ovduktan sonra kendine geldi. ‘y bana n’oldu? Seninle konuşuyorduk, sonrasını hatırlamıyorum’ dedi. Zaten öncesini de hatırlamıyorsun, yaşını sormuştum dedim. Gene kolonya banyosuna başladım. Tekrar kendine geldi ve ‘Mahsus yapıyorsun değil mi? Maksadın beni kalpten öldürmek’ dedi.” ... “Türkler Almanya’da yeni bir Türkiye kurmuşlar, orada yaşıyorlardı. Boğaziçi lokantasında yemek yiyor, İstanbul gazinosunda Bülent Ersoy’u dinliyor, Ankara pazarından aldıkları sucuk, pastırma ile besleniyor, meserret kıraathanesinde pişti oynuyorlardı. Nargile içen bir Türk işçisine Almanya’yı beğenip beğenmediğini sordum, ‘Valla daha görmek kısmet olmadı ağabey’ dedi.” (N.P.Seyir Defteri, Yalçın Peşken) --------------------- SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Haydi canım sen de!” (İ.Ö.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT