BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne yapacağını bilemedi Hakan

Ne yapacağını bilemedi Hakan

Davetin ardından gece yarısını biraz geçe evlerine gelmişti yeni evliler. Hakan’ın canı sıkılmıştı yapılan konuşmalara. Dilek de bunun farkındaydı ve gizli bir mutluluk duyuyordu kocasının tedirginliğinden!..



Leyla Hanım Esra ile ilgili haberi duyunca yan gözle Hakan’a baktı. Bu anlamlı bakışlardan tedirgin olmuştu genç adam. Rezil olduğunu, böyle bir durum karşısında kayınvalidesinin gözünde küçüldüğünü düşünüyordu. İçinden kabaran öfke seliyle soludu. O anda Esra’yı eline geçirse herhalde pek de iyi tepki vermeyecekti. Durumu kurtarmak amacıyla lakayt bir şekilde gülümsedi: - Çocukluk işte... Beni hiç ilgilendirmiyor zaten... Leyla Hanım kinayeli bir ses tonuyla cevap verdi: - Hemen koşup gitmişsin ama... Hakan dudaklarını ıslattı diliyle. Tedirgin bir şekilde yardım istermiş gibi kayınpederine baktı: - Babam çağırmış, ne olduğunu söylememiş, ben de başka bir şey var sandım... Bilseydim böyle bir şey olduğunu asla gitmezdim. Karışmak istemem bu tür şeylere... Leyla Hanım elini kaldırdı: - Aman, aman uzak dursun benden de... Ne kadar meraklıymış kardeşin öyle... Telli duvaklı gelin gitmek varken... Rezalet inan ki. Aman kimselere söylemeyin sakın. Rezil olunur... Ne de olsa dünürün kızı... Bu son cümledeki küçümser ifade içini sızlatmıştı Hakan’ın. Kayınvalidesinin tavrından tedirgin olmuştu. Leyla Hanıma yaranmak arzusuyla atıldı: - Haklısınız, kimseye bahsetmeyelim, zaten bizim ilgimiz yok. Kendileri nasıl bilirse öyle yapsın. Kadir Bey elindeki kadehi bitirdikten sonra kaba bir tavırla ağzını sildi elinin tersiyle: - Eee, dünür ikinci düğüne hazırlanır artık, hah, hah, hah... Leyla Hanım kaşlarını kaldırdı: - Aaa, kocaya kaçan kızın düğünü mü olurmuş? Bitti o iş artık... Konuyu değiştirerek kızına döndü: - Yarın serginin kokteyline geliyorsunuz değil mi? İnanın harika tablolar varmış. Biz alacağız bir iki tane. Sen de alsana... Salonuna asarsın. Dilek yan gözle kocasına baktı: - Söyledim Hakan’a ama... Sanki pek gönüllü değil gibi... Parası yokmuş... Leyla Hanımın kaşları çatıldı bir anda: - Parası mı yokmuş? Hakan! Bu da ne demek? Benim kızımın isteklerini eğer böyle sebeplerle yerine getirmeyeceksen karışmam. Ben kızımı sokakta bulmadım. Ne demek param yok? Genç adam şaşırmıştı: - Be... ben öyle bir şey demedim anne. Biraz idare edelim bu ay dedim sadece... Çok masrafımız oldu. Leyla Hanımın sesinin tonu tizleşmişti: - Ben anlamam öyle şey, geçindiremeyeceksen alırım kızımı ha!.. Böyle konuşmuyordun alırken. Kızına döndü: - Sakın hiç üsteleme. Çık gel kızım. Sen alışık değilsin böyle şeylere... Hiç bekleme... Hakan ne yapacağını bilemedi. Kekeledi: - O... olur mu hiç öyle şey anne? Tabii ki alırım ne isterse... *** Davetin ardından gece yarısını biraz geçe evlerine gelmişti yeni evliler. Hakan’ın canı sıkılmıştı yapılan konuşmalara. Dilek de bunun farkındaydı ve gizli bir mutluluk duyuyordu kocasının tedirginliğinden. Onun evliliklerinde asla baskın olmasına izin vermiyor, deyim yerindeyse ipleri elinden bırakmaya asla yanaşmıyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT