BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bütün umutları yok olmuştu!..

Bütün umutları yok olmuştu!..

Midesi bulanıyordu Esra’nın. Başı dönüyor, şakakları zonkluyordu. Bütün umutları yok olmuştu. Pırıl pırıl bir hayatın içinden, okulundan, ailesinden uzaklaşarak seçtiği hayat gerçekleri sermişti önüne...



Esra savrulduğu köşeden uzun süre kalkamadı ayağa. Tayfun tokadı attıktan sonra kapıyı çarpıp gitmişti. Genç kadın ellerindeki kan damlalarına dehşetle bakıyordu. Acı duymuyordu. Neden sonra yavaşça toparlandı. Başının döndüğünü hissederek kendini koltuklardan birine attı güçlükle. Şaşkındı. Ne yapacağını bilmiyordu. Yavaşça, tutunarak doğruldu. Lavaboya gidip yüzünü yıkadı. Burnunun kanaması durmuştu ama tokadı yediği bölge kızarmıştı. Ani bir kararla yatak odasına koştu. Bavulunu kaptı ve eşyalarını doldurmaya başladı. Çantasında bir tek lirası bile yoktu. Hepsini Bursa’ya geldikleri zaman Tayfun’a vermişti. Derin bir soluk aldı. Şaşkın bir şekilde bakındı etrafına: - Ne yaparım şimdi ben? Diye geçirdi aklından... Nereye giderim? Polis! Evet en iyisi polise gitmek... Onlar bana yardımcı olur. En yakın polis karakoluna gideyim. Her zaman duyuyoruz televizyonlardan. Böyle bir şeyle karşılaşırsanız hemen polise gidin diyorlar. Hızlı hareket etmeye başladı. Biraz sonra valizini almış, kapıya yönelmişti bile. Ayakkabılarını giydi. Tam bu sırada kapının çalındığını duydu. Dehşet içinde durakladı. Şaşkın bir halde bakındı etrafına. Kapı bir kez daha çalındı. Hemen ardından Tayfun’un sesi duyuldu: - Esra, Esra, aç şunu, kırarım bak! Korkuyla büzüldü bir köşeye. Elleriyle yüzünü kapadı. Yere çömelmiş, iyice sinmişti. Bir gürültü duyuldu ve sokak kapısı ardına kadar açıldı. Tayfun hiddetten gözü dönmüş bir şekilde duruyordu karşısında. İnledi Esra, yalvarmaya başladı: - Vurma, yalvarırım ne olur vurma! - Demek gidiyordun ha? Demek giyindin gidiyordun? Nereye? Nereye gidiyordun? Cevap ver nereye gidiyordun? Bu kadar kolay mı sanıyorsun? - Ben... Ben... Tamam, bir yere gitmiyorum, vurma ne olur? Tayfun bütün öfkesiyle bir tekme savurdu. Baldırından aldığı darbeyle çığlık attı Esra: - Yalvarırım Tayfun! Tövbe bir yere gitmiyorum! Genç adam dişlerinin arasından fısıldadı: - Eğer bir daha görürsem böyle bir şeye yeltendiğini, seni öldürürüm! Bu sözlerden sonra öfkeyle baktı bir köşeye büzülmüş olan genç kadına. Sonra mutfağa yöneldi. Buzdolabından bir kutu bira alarak açtı. Ayaklarını sehpanın üzerine uzatıp kutuyu dikti başına. Televizyonu açtı. Seyretmeye koyuldu. Esra güçlükle kalktı yerinden. Baldırına yediği tekme yürümesini engelliyordu. Aksayarak yatak odasına girdi. Valizini bir kenara koyarak kendini yatağa attı. Anne karnındaki gibi büzüldü yatağın bir köşesine. Gözyaşları yanağından yastığın üzerine dökülüyordu. “Annem!” diye inledi... Annem yardım et bana!” Midesi bulanıyordu. Başı dönüyor, şakakları zonkluyordu. Bütün umutları yok olmuştu. Pırıl pırıl bir hayatın içinden, okulundan, ailesinden uzaklaşarak seçtiği hayat gerçekleri sermişti önüne. “Ben ne yaptım?” diye fısıldadı kendi kendine... “Ben ne yaptım böyle? Nasıl inandım, neyin peşinden geldim? Hayatımı nasıl mahvettim?” Hıçkırıkları boğuyordu nefesini. Baldırındaki ağrı dayanılmazdı. Uzun süre sessizce ağladı yattığı yerde. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT