BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ‘Evrim Teorisi bir yalandır’

‘Evrim Teorisi bir yalandır’

TGRT HABER TV’de yayınlanan “Çerçeve’den Yansımalar” programına katılan Prof. Dr. Cevat Babuna, Darwin’in Evrim Teorisi’nin Hristiyanlığın skolastik düşünce sistemine tepki olarak ortaya çıkmış bilimsellikle alakası olmayan bir hurafe olduğunu belirtti.



> Bekir Yeniay İSTANBUL- Darwin’in Evrim Teorisi’nin gündeme getirilmesinin ardındaki gerçekler, “Çerçeve’den Yansımalar” porgramında masaya yatırıldı. TGRT HABER TV’de Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın birlikte hazırlayıp sunduğu programın bu haftaki misafiri, Prof. Dr. Cevat Babuna’ydı. Prof. Dr. Babuna, Evrim Teorisi ile ne yapılmak istendiğine ve insanların neden körü körüne bu yalanlara bağlandığına açıklık getirdi. Din ile bilim arasındaki tarihi ilişkiye temas eden Babuna, “Zamanında Aristo, kâinatın bir başlangıcı olmadığını, hatta yıldızların bile özel bir maddeden yapıldığını iddia etmiştir. Ki bu madde hiç bozulmamaktadır. 1950’lili yıllara gelindiğinde bilim ve teknolojide büyük bir hamle gerçekleşmiş, birden bire bir ilerleme kaydedilmiştir. İşte o ilerlemeyle birlikte bilim insanların bazılarının gözünde o kadar yücelmiştir ki, herşeyin maddeden kaynaklandığını ve maneviyatın maddeyi ancak uzaktan takip edebildiğini iddia etmişlerdir. Ve ateizim dediğimiz, akılcılık ortaya çıkmıştır” dedi. Hristiyanlığa tepki olarak doğdu Bu akımın doğuş tarihine dikkat ceken Prof. Dr. Babuna, “Avrupa’da din olarak bilinen Hristiyanlık ve Musevilik vardı. İslamın ismi anılmıyordu. Hepimiz biliyoruz ki Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi Hz. İsa ve Hz. Musa peygamberliklerin getirdikleri kitapların bir kaydı yapılmamıştı. Yapılmadığı için de Tevrat Hz. Musa’dan 100 sene sonra, İncil ise Hz. İsa’dan 150 sene sonra kaleme alınmıştır ve sadece hafızalarda kalan bilgilerle yazılmıştır. Tabii ki İncil ve Tevrat Allah’ın kitabı. Ama zamanla, Allah’ın kitabı olmaktan çıkmış insanların hatırasında bulunan bilgilere dayandığı için de o özelliğini kaybetmiş. Tevrat ile İncil’de dünyanın tarihi 6 bin yıl olarak bilinmektedir. Şimdi düşünen bilim adamı kalkıyor, 500 bin yıllk fosille karşılaşıyor. Öbür taraftan Papaz diyor ki ‘Haşa dünya tarihi 6 bin yıllıktır. 6 bin yıl önce yaratılmıştır. Buna inanırsan kafir olursun’ Tabi bu vaziyette din aciz kaldığı için dine karşı olan hareketlilik gittikçe güçlenmiştir.” şeklinde konuştu. Einstein nasıl özür diledi? 19. asrın sonuna doğru ünlü bilim adamı Einstein da “Bu kainat sabittir. Değişmez, dolayısıyla değişmeyen bir şeyin başlangıcı yoktur, sonu da olmaz.” şeklinde bir teori ortaya attığını söyleyen Babuna sözlerini şöyle sürdürdü; “1929 yılında Edwin Hubbel adında astrofizikçi, California’da fevkalade önemli büyük bir teleskop inşa etmiştir. O teleskopla baktığı zaman statik, sabit olan kainatın sadece bizim etrafımızda bulunan Samanyolu Galaksi’sinden ibaret olduğunu söylemiştir. Halbuki onun dışında daha samanyolu gibi binlerce hatta milyarlarca yıldız topluluğu olduğunu tespit edince ve ayrıca kainatın statik olmadığını, bütün yıldızların gittikçe birbirlerinden uzaklaştığını yani kainatın zamanla genişlediğini tekrar ispat etmiştir. Einstein’ı çağrıp da bunu gösterdiği zaman, Einstein demiştir ki; ‘Ben kainatın sabit olduğunu belirtmekle hayatımın en büyük gafını yaptım ve herkesten özür dilerim. Hakikaten kainat genişliyor. Genişleyen bir kainat gittikçe küçülüyor demektir. İşte oradan da kainatın bir noktadan başladığı teorisi ortaya atılmış. ‘Big Bang Teorisi’ (büyük patlama teorisi) yani kainat bir zaman yokken yoktan var edilmiştir. Bugün artık bilim bunu kesin olarak kabul ediyor, ispatlanmıştır.” Sabit kainat teorisinin Allah’ı inkar edenlere hizmet verirken, 19. asrın ortalarında Darwin’in Evrim Teorisi’yle ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Babuna, “Darwin, canlıların yaradana ihtiyacı olmadığını, bir türden diğer türe atlamak suretiyle bazı devreleri geçtikten sonra ortak bir noktadan maymunun ve insanın olduğunu söylemiştir. Böylece sabit kainat teorisi yıkılmıştır. Bunun üzerine ateistler o zamanlarda materyalizimi ortaya atmışlardır” dedi. Bilim sadece Kur’an-ı Kerim’de var Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın sorularını cevaplayan Prof. Dr. Babuna, “Her şeyden evvel bir olaya bilimsel diyebilmek için müşahede edebilmemiz gerekiyor. Yani bakacaksınız ve olayı takip edeceksiniz. İkincisi o olayı denetleyebilceksiniz. Yani şartları meydana getireceğiniz zaman olay olacak bulduğunuz zaman olay ortadan kalkacak. Üçüncüsü istediğiniz zaman o olayı tekrarlayabileceksiniz. Evrim teorosinde bunlar varmı? Kesinlikle yok. Bilimsel olayların hepsi Kuran-ı Kerim’de var.” dedi. Bilim dinden ayrı olamaz Ülkemizde uzun bir süreden beri Batı taklitçiliği revaçta olduğu için, Batı akımlarının Türkiye’de yer bulduğunu belirten Prof. Dr. Babuna şöyle konuştu; “Hep onları arkadan taklit ederiz. Şimdi dikkat ederseniz Darwin Teorisi bilimseldir. Yaradılışın bilimselliği yoktur. Şimdi Darwin teorisin şöyle bi özetliyelim. Darwin diyor ki; dünyada hiçbir canlı varlık yok iken, o ilkel şartlarda dünyada tesadüfen kendi kendine bir canlı doğmuştur. Nasıl doğmuştur? Dünyanın ortalanma ısısı yüksekti, dünyanın o zaman elektrikle elektriklenmesi vardı. Bu kuvvet teorisi ve şimşek teorisi devreye girmiştir ve denizlerde böyle bir molekül doğmuştur. Ve bu molekül kendi kendini yenilemiştir. Kendi kendini yeniledikten sonra daha ilerleyerek bir hücre haline gelmiştir. Tek bir hücre haline. Böylece çoğalmıştır hücre kolonileri teşekkül etmiştir. O hücre kolonilerinden basit çok hücreli yaratıklar ve o basit çok hücreli yaratıklarda doğal bir takım etkenlerle bazı seleksiyona tabi tutulmuş ve daima kuvvetli olan ortada kalmış zayıf olan elenmek suretiyle yeni yeni türler teşekkül etmiştir. Bu yeni yeni türler o kadar ilerlemiş ki günün birinde maymun oluşmuştur. Oradan da yine doğal seleksiyon da insan teşekkül etmiştir. Böylece bir takım kademeler vardır. Einstein diyor ki; ‘Eğer bir bilim tanrısız ise o bilim sakattır. Ama dinde bilimsizse o dinde kördür’. Bunların ikisi birbirine bağlanmış ve ikisi el ele vermek suretiyle insanlığı sadece sevk eder. Şimdi düşünün 20. asrın en büyük bilim adamı Einstein bunu söylüyor ve o kadar gözleri dönmüş şu evrimcileri Allah’ın adını anan bir kimse bilim adamı olamaz diyebilmektedir”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT