BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Benim rızamı almak istersen”

“Benim rızamı almak istersen”

Hazreti Osman’ın malı, mülkü gâyet çoktu. Hattâ, evinde birçok hizmetçisi var idi... Bir gün Hz. Osmân yeni bir cariye almıştı. Habîb-i ekrem Efendimizin kerîmeleri Rukayye bu duruma üzüldü. Kadınlık gayreti zuhûra gelip, gönülleri huzursuz olmuştu.



Hazreti Osman’ın malı, mülkü gâyet çoktu. Hattâ, evinde birçok hizmetçisi var idi... Bir gün Hz. Osmân yeni bir cariye almıştı. Habîb-i ekrem Efendimizin kerîmeleri Rukayye bu duruma üzüldü. Kadınlık gayreti zuhûra gelip, gönülleri huzursuz olmuştu. Lâkin Hazreti Osman’ın yüzüne vurmayıp, hemen zarâfet ile izin isteyip; babamın saadethânelerine gideceğim, dedi. Hazreti Osmân izin verdi. Ammâ içine te’sîr edip, kalbine ateş düştü. Kendi kendine dedi ki; Habîbullah Efendimize varıp, benden şikâyet ederse, benim hâlim nice olur. Ne dünyada ve ne âhirette yerim kalır, deyip, derhâl abdest alıp, mübârek yüzünü ve sakalını kara toprağa sürüp, feryâd ve figân ile Hakka sığındı. Dua ve niyaz etti. Hazreti Rukayye de Sultân-ı kâinâtın saadethânelerine varınca, Server-i Enbiyâ, Rukayye validemizin yüzünde sıkıntı eseri görüp, sual buyurdular ki: “Ey benim ciğerparem. Nedir hâlin, niçin sıkıntıdasın?” Hazreti Rukayye elinde olmayarak ağlayıp, dedi ki: Benim devletli babam, sultânım. Senin şân-ı şerefine lâyık olan bu mudur ki, Hazreti Osmân benim üzerime câriyeye baksın! Hazreti Habîbullah; “Ey benim kızım! Eğer Allahü tebâreke ve teâlânın rızâsını ve benim rızâmı istersen, bir ân durma, var evine ki, Osmân’ın ayaklarına yüzünü sürüp, özür dile. Yoksa ne Hakkın huzurunda, ne de benim huzurumda yerin kalır” deyip ve bir ân durdurmayıp, Hazreti Osman’ın huzuruna gönderdi. Rukayye validemiz de emr-i şerîfine imtisâl edip, uyup, acele ile geri evine geldi. Kapıya el vurdu. Baktı ki, kapı kapanmış. Kapıya vurdu. Hazreti Osmân içeriden kimdir o diye seslendi. Hazreti Rukayye dedi ki: Bu zayıf hanımındır. Hazreti Osmân acele ile kapıyı açtı. Özür dilemek istedi. Hazreti Rukayye râzı olmayıp, mübârek ayaklarına kapanmak istedi. Hazreti Osmân mâni olmak istedi. Hazreti Rukayye râzı olmadı. Elbette babam hazretlerinin emrini yerine getirmeyince içeri girmem, deyip, mubârek yüzünü Hazreti Osman’ın ayaklarına sürüp ve özür diledi. Ondan sonra Hazreti Osmân secde-i şükür edip, dedi ki: Ey Resûlullah’ın kerimesi! Mâdemki baban sana böyle vasiyet etti. Ben de Allahü teâlânın aşkına ve babanın hürmetine haremimde olan câriyenin tamamını âzâd ettim. Hür olsunlar, dedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT