BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye Kupası’nda statü değişikliği

Türkiye Kupası’nda statü değişikliği

Türkiye Kupası statüsü uzun yıllardır tek maç esasına göre oynatılmaktaydı. Bu durum kulüpler arasında eşitsizliğe yol açmakta, bazı takımlar rakibin sahasında penaltılarla voleybol karşılaşması skoruyla elenmekte, hatta bazıları birkaç turu geçseler de kendi sahalarında seyircilerinin önünde oynayamamakta ve önemli maçların naklen yayını tarafların ayrı ayrı anlaştıkları iki kanaldan yapılmaktaydı.



Türkiye Kupası statüsü uzun yıllardır tek maç esasına göre oynatılmaktaydı. Bu durum kulüpler arasında eşitsizliğe yol açmakta, bazı takımlar rakibin sahasında penaltılarla voleybol karşılaşması skoruyla elenmekte, hatta bazıları birkaç turu geçseler de kendi sahalarında seyircilerinin önünde oynayamamakta ve önemli maçların naklen yayını tarafların ayrı ayrı anlaştıkları iki kanaldan yapılmaktaydı. Bu çarpık statüyü ve ilginç sonuçlarını başlangıcından beri eleştirmekteydik. 1992 yılında “Futbolda Heyecan İçin Reform Şart” başlığıyla yayınlanan söyleşide, Türkiye Kupası’nın Anadolu’ya yayılarak Dünya Kupası statüsünde yapılmasının isabetli olacağını, grupların mesela Fenerbahçe, Van, Bitlis, Muş gibi ya da Beşiktaş, Adıyaman, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Galatasaray, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli şeklinde olabileceğini belirtmiştik (Türkiye Gazetesi, Ankara Baskısı, 1.5.1992). 1994 yılında önerimizi şöyle tekrarlamıştık: 1982 Anayasası’nın sporla ilgili hükmünde öngörülen sporun yaygınlaştırılması ilkesi doğrultusunda, hemen her yörede güçlü takımları seyretme fırsatı ve bu kulüplerin gelirlerinde artış sağlanmalıdır. Dünya Kupası gibi grup esası uygulandığında, gruplarda seri başları dışında da kuvvet dengesi gözetilmelidir. Böyle bir düzenlemenin Avrupa kupalarına katılacak takımlarımıza önemli tecrübeler de kazandıracağını düşünmekteyiz (Türkiye, “Kupadaki Aksaklıklar”, 30.11.1994). 1995 yılında, Türkiye Kupası’nın, üçüncü ve ikinci lig takımları arasında coğrafi esasa dayalı olarak ve kurayla belirlenecek gruplara birinci lig takımlarının serpiştirilmesiyle Dünya Kupası finalleri statüsünde oynatılmasını teklif etmiştik (Türkiye, “Futbolda Lig ve Kupa Organizasyonu”, 15.6.1995). 1996 yılında, Türkiye Kupası’na birinci lig takımlarının daha önce katılması ve Avrupa ve Dünya Kupası finallerinin ilk turları gibi gruplar halinde oynatılmasıyla kulüplerimizin gelirlerinin arttırılabileceğini yazmıştık (Türkiye, “Şifreli Yayın Yerine Devlet Yardımı”, 8.8.1996 ). 1997 yılında, Türkiye Kupası’nda da havuz uygulamasını çeşitli yazılarımızda şöyle önermiştik: Kulüplerin gelirlerini arttırmak için bir yol da, yürürlükteki statüye göre sadece birkaç tanesi yayınlanan Türkiye Kupası karşılaşmalarının, uygun görülecek dönemlerde, Dünya Kupası finallerine benzer tarzda gruplar halinde ve ileriki turlarda çift maç esasına göre oynatılması ve bu kupadaki naklen yayın gelirlerinin ikinci bir havuzda toplanarak, katılan takımların hepsine belirli ölçütlerle dağıtılmasıdır (Türkiye, “Kulüplerin Naklen Yayın Gelirleri”, 2.6.1997). Futbol Federasyonu ve kulüpler, Birinci Ligi ve Türkiye Kupası’nı, takım sayısı ve maç sayısı bakımından en fazla gelir sağlayabilecekleri şekilde yeniden düzenleyerek ortak gelirlerini olabildiğince artırmaya ve futbolun yaygınlaşmasını ve gelişmesini hızlandırmak için topluca bölüşmeye yönelmelidir (Türkiye, “Naklen Yayınların Artırılması Gereği”, 5.6.1997).Ülkenin önde gelen amatör takımları ile ikinci ve üçüncü lig takımları, Türkiye Kupası’nda ilk kademeler bütün takımların katılımıyla Dünya Kupası’nda olduğu gibi gruplar halinde oynatılarak ve grupların belirlenmesinde güç dengeleri göz önünde tutularak naklen yayın gelirlerine kavuşturulabilir (Türkiye, “İkinci ve Üçüncü Lig Kulüpleri ve Naklen Yayınlar”, 11.9.1997). Hemen her yöremizdeki kulüplerin gelişmesi ve birinci lig takımlarıyla karşılaşma yapması, Türkiye Kupası’nı Dünya Kupası finalleri ve elemeleri gibi oynatmakla mümkündür. Böylece çeşitli şehirlerimizdeki vatandaşlarımız, birinci lig takımlarını konuk etme fırsatını bulacak, takımlarının maçları televizyondan naklen yayınlanacak ve kulüpleri sürekli ve önemli gelire kavuşacaktır (Türkiye, “Futbolun Anadolu’ya Yayılması”, 13. 10.1997). 1998 yılında da önerimizi şöyle tekrarlamıştık: Türkiye Kupası, olabildiğince geniş katılımla, gerekirse bir veya iki ön eleme turu yapılarak, Avrupa kupalarında olduğu gibi, seri başları ve kura grupları belirlenerek gruplar halinde oynanabilir. Bu şekilde oynatılacak Türkiye Kupası, kulüplerimiz için çok önemli bir gelir kaynağı da olacaktır (Türkiye, “Bu Kaçıncı Tur?”, 27.10.1998; Fehim Üçışık, Sporda Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1999, s. 266). Bu yıl Dr. Levent Bıçakçı başkanlığındaki Futbol Federasyonu, Türkiye Kupası’nın UEFA Kupası formatında, ilk iki kademeden sonra gruplar halinde oynatılmasını kararlaştırmış bulunmaktadır. 1. kademe maçları 31 Ağustos 2005 tarihinde 36 takımın katılımıyla yapılacaktır. 2. kademe maçları 21 Eylül’de, grup maçları 5 Ekim,26 Ekim, 21 Aralık, 13 Ocak ve 17 Ocak’ta oynanacaktır. Çeyrek final ilk maçları 25 Ocak, ikinci maçları 1 Şubat 2006 tarihlerinde, yarı final karşılaşmaları 22 Mart ve 12 Nisan’da, final maçı 3 Mayıs 2006 tarihinde yapılacaktır. Bu olumlu gelişme dolayısıyla Federasyonun tüm ilgililerini ve katkıda bulunanları kutlar, yeni statünün tahminler ötesinde yararlı olmasını dileriz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT