BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nefsini aziz eden...

Nefsini aziz eden...

Nefs, Allahü teâlânın yarattığı bir mahluktur. Her mahlukun rızkını yaratan Rabbimiz, nefsin de rızkını yaratmıştır. Nefsin rızkı ise; Allahü teâlâyı inkâr etmek, O’na isyân etmek yani bütün haramlar, mekruhlardır!..



Nefs; can anlamına geldiği gibi, insanın bedeni ve insanın bizzat kendisi anlamına da gelmektedir. Ayrıca nefs, herhangi bir şeyin aslı, özü, cevheri, hakikati anlamında da kullanılmaktadır. Kur’an-ı kerimde, hadis-i şeriflerde ve din kitaplarında kötülenen nefs, bu üçüncü anlamda, “Kötülüklerin özü, aslı” olarak bildirilmektedir. Bunun için nefs; “Kötülükler deposu” diye tarif ve ifade edilmektedir. Allahü teâlâ bir hadîs-i kudsîde: (Nefsine düşmanlık et! Çünkü o, benim düşmanımdır) buyurmaktadır. Şerefeddîn Yahyâ Münîrî hazretleri, nefsin yaratılması ile alakalı olarak buyuruyor ki: “Nefsin yaratılması, insanların yaşaması, üremesi ve dünyâ için çalışmaları içindir. Allahü teâlâ nefsi böyle nice faydalar için yarattı. Fakat bütün insanlara merhamet ederek, acıyarak, nefse uymayı frenlemeleri, ona hâkim olup, zararlarını önlemeleri için insanlarda akıl da yarattı.” Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde; (Akıllılığın alâmeti; nefse gâlib ve hâkim olmak ve öldükten sonra lâzım olanları hazırlamaktır. Ahmaklık alâmeti; nefse uyup, Allah’tan af, merhâmet beklemektir) buyurmuşlardır. Nefs, Allahü teâlânın yarattığı bir mahluktur. Her mahlukun rızkını yaratan Rabbimiz, nefsin de rızkını yaratmıştır. Nefsin rızkı ise; Allahü teâlâyı inkâr etmek, O’na isyân etmek yani bütün haramlar, mekruhlardır! İnkâr, isyân ve haramlarla nefsini besleyen, onu kuvvetlendiren bir kimse, kendini felakete atmış demektir. Çünkü nefs kuvvetlendikçe azgınlaşır, küfrü, isyânı artar. Bu hal de insanı Cehenneme sürükler. Nefsin gıdası günahlar olduğu için, haramlardan, günahlardan sakınmak, nefse daha ağır gelmektedir. Günahtan kaçmak... Bu sebeple İmâm-ı Rabbânî hazretleri; “Nefse, günâhlardan kaçmak, ibâdet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevâbdır” buyurmuşlardır. Abdülazîz Dehlevî hazretleri buyuruyor ki: “Nefs-i emmâre, şehveti ve gadâbı aşırı çalıştırdığı için, buna uymak, insana tatlı gelir. İslâmiyet’e uymak ise, bu arzuları frenlediği, sınırlandırdığı için, insana acı, zor gelmektedir. Bunun için insan, İslâmiyet’e uymak istemez. Nefse uymak ister.” İmâm-ı Rabbânî hazretleri, nefs hakkında buyuruyor ki: “Varlıklar içinde en câhil olanı, insanın nefsidir. Çünkü, Nefs-i emmâre kendine düşmanlık yapmaktadır. Hep kendini yok edici şeyleri istemektedir. Her isteği, Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerdir. Her işi, sâhibi olan ve bütün iyiliklerin sâhibi bulunan Allahü teâlâya karşı gelmektir. Hep kendi can düşmanı olan şeytana uymaktadır. Nefs-i emmâre, hiç kimsenin emri altına girmeyip, herkese emretmek ister. Nefs-i emmâreyi yıpratmak, azgınlığını önlemek için dîne uymaktan başka çâre yoktur. İnsanın bütün kötülükleri, nefs-i emmârede toplanmıştır. Nefs-i emmâre hiç iyilik yapmak istemez. Hep kötülük yapmak ister. Kendisine ve başkalarına zararlı olan şeyleri sever. İnsanın dünyâ ve âhirette saâdete kavuşması için nefsine uymaması, onu zayıflatıp, zarar yapmayacak hâle getirmesi lâzımdır. İnsanların nefs-i emmâresi; mevki sâhibi olmak, başa geçmek sevdâsındadır. Onun bütün arzusu, şef olmak, herkesin kendisine boyun bükmesidir. Nefsin bu arzuları ilâh olmak, mâbud olmak, herkesin kendisine tapınmasını istemektir. Peygamberlerin gönderilmesi ve kitapların indirilmesi hep nefs-i emmârenin isteklerini yok etmek içindir. Çünkü nefs-i emmâre, Allahü teâlâya düşmanlık etmektedir. Nefsin isteklerini yok etmek, ancak İslâmiyyete uymakla olur.” Nefs, Allahü teâlânın düşmanıdır. Zevklerine kavuşmak için her kötülüğü yapmaktan çekinmez. İnsan haklarını, kanûnları çiğner. Onun zevklerinin sonu yoktur. Nefsini zelîl eden... Nefsin taşkın zevkleri, insanı sefâlete, hastalıklara, âile fâcialarına, felâketlere sürüklemektedir. Allahü teâlâ, bu fâcialara mâni olmak için yasaklar koymuştur. Nefislerinin esîri olanlar, bu yasakları beğenmiyorlar ve din kitaplarını bu sebeple kötüleyip, okumak isteyenlere de mâni oluyorlar. Halbuki Allahü teâlâ, Peygamberleri ve Onlar vasıtası ile gönderdiği dinleri, bozuk âdetleri, çirkin modaları kaldırmak ve nefs-i emmârenin benlik, izzet-i nefs çılgınlıklarını yatıştırmak için göndermiştir. Nefs, kalbin İslâmiyyete uymasını, sâlihlerin sohbetinde bulunmayı, âlimlerin kitaplarını okumayı istemez. Dinsiz, îmânsız olmayı ister. Akıllarına uymayıp, nefislerine uyan kimseler, bunun için, inançsız olmaktadır. Nefs ölmez. Fakat, gücü kuvveti kalmayınca, kalbi aldatamaz. Bu da, İslâmiyyete uymakla mümkündür. Netice olarak, Mücâhid bin Cebr hazretlerinin buyurduğu gibi: “Nefsini azîz eden, dînini yıkar. Nefsini zelîl eden kimse ise, dînini azîz eder.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT