BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Eşkinci Ocağı” ve İkinci Mahmud Han

“Eşkinci Ocağı” ve İkinci Mahmud Han

Sultan II. Mahmud Han, Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırmak, yerine modern bir ordu teşkilatı kurmak için uygun ortam kolluyordu. Bunun için de engel çıkarması muhtemel kurum veya kişileri denetim altında tutuyordu!..



İkinci Mahmud Han’ın amcası III. Selim Han’ın kurduğu “Nizam-ı Cedid” hep aynı engele, “Yeniçeri Ocağı” engeline çarpmış ve tam bir reform sağlanamamıştı. II. Mahmud Han, ordudaki yeniliği bu defa bir “Eşkinci Ocağı” kurarak başlatmıştı. Eşkinci Ocağı genel anlamı ile savaşa katılan “vurucu sipahi gücü”nü oluşturuyordu. Yeni ocakta bunlar modern eğitim görecek ve zaman içinde bütün ordu yeni sisteme bağlanacaktı. 25 Mayıs 1825’te ve Yeniçeri Ocağı dışında kurulan bu muallem (talimli) Eşkinci Sınıfına ilk safhada 7650 asker alındı. Yeniçeri Ocağını kuşkulandırmamak ve tepkilerini yatıştırmak için, bunların Yeniçeri ortalarındaki gönüllülerden oluşturulacağı söylendi. Ulema yenilik taraftarıydı Padişah, Yeniçeri Ocağının başına, güvendiği ve samimi olarak yenilik taraftarı kumandanlarını getirmişti. Zaten, başta Şeyhülislam olmak üzere ulema da yenilik taraftarıydı ve onlarla birlikte Yeniçerilerden yaka silkiyordu. Eşkinci Ocağı modern sekliyle yeniden kurulduktan sonra 11 Haziran 1826’da Sadrazam Mehmed Paşa ile diğer erkânın ve ocağın ileri gelenlerinin katıldığı bir kurulda, 46 maddelik bir lâyiha (tasarı) okunup kabul edildi. Bununla, yeni ocağın kuruluş sebepleri ve statüsü açıklanmış oluyordu. Ancak, Yeniçerilerin ayaklanması gecikmedi! 14 Haziran 1826 gecesi Etmeydanı’nda (Aksaray) toplanmaya başladılar. Sabaha kadar binlercesi bir araya gelmişti... Kısa zamanda devlet büyükleri de duydu ayaklanmayı. Padişah Beşiktaş’taki sarayından saltanat kayığına binerek Topkapı’ya hareket etti. Sadrazama ve Şeyhülislama haber göndererek onları saraya çağırmıştı. Sadrazam da, kuvvetleriyle şehrin dışında bekleyen Anadolu ve Rumeli muhafızlarına şehre girmelerini emretti... Devlet erkânı sarayın geniş bir salonunda Padişahı bekliyordu. Çok beklemediler. Padişah kılıcını kuşanmış bir halde kapıda görününce heyecanla ayağa fırlayıp el bağladılar. Sert tedbirler alınacaktı!.. Sultan Mahmud onlara duygu yüklü bir konuşma yaptı ve ekledi: -Yeniçeriler defalarca isyan ve tuğyan (taşkınlık) ettiler. Yine isyan halindeler... Meşru hükümdarlarına karsı ihtilâl eden bu taifeye ne yapmak gerektir? Bu hainlerin cezalandırılması için göze alamayacağım tedbir yoktur. Ne yapmak lâzımdır?.. Ulema cevâp verdi: -Bu hususta fetva şöyledir ki; âsilere karşı savaşılmalıdır! Evet, Sultan Mahmud, bu fetva neticesinde devletin bekası için en sert tedbirleri alacaktı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT