BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sanki tutkunun esiri olmuştu!..

Sanki tutkunun esiri olmuştu!..

Hakan sessizdi. Hiçbir yorum yapmıyor, vicdanıyla savaşıyordu. Yaptığı işin bir bedeli mutlaka olacaktı ve görüldüğü gibi bu bedeli ödeyen Cahit beydi. Karısının çığlığı ile irkildi!..



Hakan anahtarıyla kapıyı açarak yana çekildi ve eliyle abartılı bir reverans yaparak karısına gülümsedi: - Buyurun prenses, sarayımıza hoş geldiniz. Dilek şımarık bir kahkaha atarak içeri girdi. Kendi etrafında dönmeye başladı: - Harika bir gece geçirdim Hakan. Müthiştin... Hele yüzüğüm... Parmaklarını uzatarak pırlanta yüzüğe baktı beğeniyle. Hakan karısının tepkilerinden son derece memnun olmuş bir şekilde gelip omuzlarından tuttu: - Sen her şeye layıksın karıcığım. Daha neler alacağım sana. Dilek kocasının yanağına bir öpücük kondurduktan sonra kendini salondaki koltuklardan birine attı: - Çok içtim. Başım nasıl dönüyor bilsen. O sırada gözü telesekreterli telefona ilişti. Işığı yanıp sönüyordu. Eliyle telefonu işaret ederek kocasına: - Birileri aramış bizi. Annemdir herhalde... Hakan telefonun düğmesine bastı. İlk önce kayınvalidesinin sesi duyuldu: “Dilek, nereye gittin? Bu saatte dışarı çıkmazdın sen. Yarın kokteyl var. Kocana söyle erken gelsin. Oradan da Müfit Beylerin davetine gideceğiz. Haydi hoşça kal.” Hakan gülümseyerek karısına baktı. Ardından bir sinyal sesi daha duyuldu. Konuşan sesi duydukları zaman ikisi de doğruldular yerlerinde: “Hakan oğlum, ben annen. Babanı tutukladılar. Hapishaneye attılar. Çalıştığı yerde para çalınmış... Sana ulaşamadım kaç saattir. Haber vereyim dedim!..” Dilek gözlerini açmış kocasına bakıyorlardı. Hakan tırnak diplerine kadar buz gibi olduğunu hissetti. Açık vermemek için şaşırmış görünmeye gayret ediyordu: - Allah, Allah, bu da nereden çıktı? Dilek haykırdı adeta: - Duymadın mı? Para çalınmış! Baban almış ki cezaevine yollamışlar. Tam anlamıyla bir rezalet. Bunun adı hırsızlık. Aman Yarabbim, benim ailem böyle bir skandalı asla kaldırmaz. Annem babam duysa ne der? Kararlı bir şekilde kocasına döndü. Sesi oldukça hırçındı: - Bak Hakan, derhal ilişkini keseceksin, bu işin içinde görmeyeceğim seni. Asla hiçbir yardım yapmayacaksın. Ancak kendini böyle bir lekeden bu şekilde kurtarabilirsin. Yoksa senin için de farklı bir şey düşünmez ailem. Bu hazmedilecek bir şey değil. Vay vay vay!.. Sevgili kayınpederim dürüstlük, namus hikayelerinin altında kendine bir yerler edinmeye çalışıp duruyordu. Meğerse neymiş?.. Hakan sessizdi. Hiçbir yorum yapmıyor, vicdanıyla savaşıyordu. Yaptığı işin bir bedeli mutlaka olacaktı ve görüldüğü gibi bu bedeli ödeyen Cahit beydi. Karısının çığlığı ile irkildi: - Duymuyor musun beni Hakan! - Duy...duydum canım. Tamam, sen nasıl istersen! Genç kadın bağırdı: - Bu işe hiçbir katkın olmayacak. Sakın bana ailemdir, babamdır falan deme. Böyle baba olmaz. Evlatlarının şerefiyle oynayan baba, baba olamaz. Tabii bu senin suçun değil ama alakanı kesmediğin takdirde ben yokum! Bunu bilmiş ol! Hakan korkuyla baktı karısına. Onu kaybetmeyi göze alamazdı. Sanki robotlaşmış, tutkusunun esiri olmuştu... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT