BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayaküstü

Ayaküstü

Aralarında bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin bulunduğu sekiz kişilik şebeke, internet aracılığı ile bir milyon dolar çalmış...



Aralarında bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin bulunduğu sekiz kişilik şebeke, internet aracılığı ile bir milyon dolar çalmış... Emniyet yetkililerinin; “Sanal hırsızlık” için yaptığı uyarılar, “Gerçek hırsızlık” uyarılarıyla örtüşüyor; ... Gerçek Hırsızlık: Yetkililerin yaptığı ikazlara kulak verin... Sanal Hırsızlık: Sitelerin güvenlik uyarılarını okuyun, dikkate alın... ... Gerçek Hırsızlık: Tanımadığınız kimselere kapıyı açmayın, çelik kapı yaptırın... Sanal Hırsızlık: Tahmin edilmesi zor şifreler kullanın sıklıkla değiştirin... ... Gerçek Hırsızlık: Her tatile çıkıp döndüğünüzde komşularınıza bilgi verin... Sanal Hırsızlık: İşletim sisteminde güvenlik güncellemeleri yapın... ... Gerçek Hırsızlık: Pazarlama için evinize gelen kişilere şüpheyle bakın... Sanal Hırsızlık: E-mail yoluyla ve çeşitli bahanelerle kişisel bilgi isteyen kişilere şüpheci olun... ... Gerçek Hırsızlık: Komşuya giderken bile kapınızı kilitlemeyi unutmayın... Anahtarı kapının üstünde bırakmayın... Sanal Hırsızlık: İnternet bankacılığı web sitesini açarken adresi bir yerden kopyalamayın, klavye ile yazın... ... Gerçek Hırsızlık: Tanımadığınız insanlarla evinizin konumu hakkında konuşmayın... Sanal Hırsızlık: Güvenliğinden emin olmadığınız bilgisayar ve bilgisayar ağlarında elektronik işlem yapmayın... ... Gerçek Hırsızlık: Bir yere giderken kapı ve pencereleri kapatmayı unutmayın... Sanal Hırsızlık: İnternet bankacılığı işlemi yaptığınız sırada, pencereyi açık bırakarak bir yere gitmeyin... bizimkiler Ercan, İnci Abla’nın röportajı için Celalettin Cerrah’ın fotoğrafını soruyor; Ercan: Cerrah’ın kelle fotoğrafı geldi mi?... Göksel: Hangi hastanenin cerrahı?... Berber Murat halı saha maçına çıkarken “Arkadaşlar” diye soruyor; “-Fazla sol ayakkabısı olan var mı?... Ben ikisini de sağ getirmişim...” Tatilden dönen Engin Abi’ye soruyorlar “Gittiğin yerde telefon çekmiyor muydu, ulaşamadık” diye... “Hiç sorma” diyor, “Daha ilk gün denize girerken cep telefonunu şortun cebinde unutmuşum...” itiraf reyonu... (isim: bilgin... şehir: g.antep... yaş: yirmibir...) Gaziantep Üniversitesi’nde okuyorum (Tıp fakültesinde)... Bir gün bizim histoloji profesörü bayan derse geldi... Embriyolojinin babası MOORE’dan, Amerika’daki ve Türkiye’deki kendi hocalarına, geçti... Anlattıkça anlatıyor, biz iyice sıkıldık... Çünkü hocalarının adını söylüyor ardından “Zaten o da kanserden öldü”, “Şu rahmetlu oldu”, “Öbürü şu anda kanser” diyordu... Arkadaşlardan biri arkadan hem de profesörün en hüzünlendiği ve ağlamaya yaklaştığı anda kendince mırıldandı, “Anasını satayım, herkes ölmüş da”... Hoca duydu ve çok kızdı... Ama anlatmayı bırakmadı... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) temelin yeri Temel’e sormuşlar, “-Evli kadın ile dul kadın arasında ne fark vardır” diye... “-Dul kadın kocasının nerede olduğunu biliyor, evli kadın bilmiyor” demiş... “Peki evlilik ne demektir” diye sormuşlar; “-Gündüzleri çifte hırlama, geceleri çifte horlama” demiş... “Hımm” demişler, “-Peki sen niye evlenmiyorsun?... Biz senin yerinde olsak o kızla gözü kapalı evlenirdik” demişler; “Neden” diye sormuş, “O kadar çirkin midir”...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT