BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uzayda hayat arıyorlar!

Uzayda hayat arıyorlar!

Güneşin etrafında dolanan gezegenler ile bunların uyduları üzerinde canlıların yaşama şekillerinin gelişmesine uygun ortamların bulunmadığı kesinleşti ancak bilim adamları kolay kolay pes edeceğe benzemiyor!..



> Sefa Koyuncu İSTANBUL-İnsanoğlu dünya dışındaki gezegenlerde hayat olup olmadığını hep merak etti ve hemen her dönemde zihinlerini kurcalayan bu sualin cevabını bulmaya çalıştı. Hristiyan dünyası, asırlarca bu çalışmalara karşı çıktı. Evrende çok sayıda uygarlık bulunabileceğini öne süren İtalyan bilim adamı Giordano Bruno (1548-1600), Engizisyon Mahkemesi’nce ölüm cezasına çarptırıldı. Bruno, Roma’daki Campo di Fiora Meydanı’nda yakıldı. 19. yüzyılda, güneş sistemindeki diğer gezegenlerde, canlı yaratıkların barınabileceğine dair yaygın kanaatler belirmeye başladı. Marslılar bulunamadı! Ünlü Alman matematikçisi Carl Friedrich Gauss (1777-1855), “Zeki uygarlık olarak bizler, dünya üzerinde dev boyutta geometrik şekiller oluşturursak, bizim dışımızdaki uygarlıklar bu şekilleri görüp varlığımızdan haberdar olurlar” şeklinde bir teklif ortaya atmıştı. Gauss’un düşüncesi, Sibirya’da buğdaydan ibaret dev bir üçgen oluşturmak ve bu üçgenin etrafına birer çam dikmek şeklinde idi. Fakat Gauss’un bu projesi desteklenmedi. 1964-69 yıllarında Mars (Merih) gezegeni ile ilgili ilk resimler elde edildiğinde, astronomlar resimlerde görülen Mars yüzeyindeki kanalların, bu “kızıl gezegen”de yaşayan ileri bir uygarlık tarafından yapılabileceği üzerinde durdular. Daha sonra ayrıntılı gözlemlerin elde edilmesiyle, bu kanalların optik hatalar olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen uzun bir süre Mars gezegeninde zeki bir uygarlığın bulunduğuna dair bir düşünce, pek çok kişinin kafasında güçlü bir etki oluşturdu. Aletler ve uzay teknolojisi geliştikçe, Mars üzerindeki şartların insanın yaşaması için uygun olmadığı görüldü. 1976 yılında iki Viking uydusu, Mars gezegeninin yüzeyine gelişmiş iki tane sonda indirdi. Bu çalışmalar ile, bilim-kurgucuların üzerinde durdukları Merihliler’e ait bir iz bulamadılar. Son 30 yıl içerisinde uzaya gönderilen uydular ile güneş sistemimiz araştırıldı. Güneşin etrafında dolanan gezegenler ile bunların uyduları üzerinde canlıların yaşama şekillerinin gelişmesine uygun ortamların bulunmadığı kesinleşti. İlmin bu kesin tespitine rağmen uzayda başka uygarlık araştırmasına devam edildi. 1972-73 yıllarında Amerikan Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, dış güneş sistemini araştırmak için Pioneer 10 ve Pioneer 11 adlı iki uyduyu uzaya fırlattı. Pioneer 10 uzay aracı, 1983’te güneş sistemini terk edip yıldızlara doğru yolculuğuna başladı. Pioneer 10’un içerisine, üzerine insan figürleri yerleştirilmiş, altın bir levha monte edildi. Böylelikle, kainatta “akıllı” uygarlıklar varsa bu uyduyu tespit edecek ve bizimle iletişim kurabileceklerdi. 55 dilde merhaba 1977 yılında yine bu amaçla, Voyager adlı iki uydu daha fırlatıldı. Uydunun içerisine ses ve görüntü kayıtları ile bu kayıtları çalabilmek için seramik bir pikap iğnesi, plak, görüntüleyebilmek için de video yerleştirildi. Ses kayıtları ile pikap iğnesi bir alüminyum kutu içine yerleştirilerek korundu. Kayıtlarda, Taç Mahal ve Çin Seddi gibi eserlerin de aralarında bulunduğu 116 görüntü bulunmaktaydı. Ses kayıtlarında ise yeryüzünde konuşulan 55 lisanda “merhaba” ifadesi de yer aldı. Ancak bu çağrılara cevap veren herhangi bir uygarlığa rastlanmadı! İlim adamları tabii ki araştırmalarını sürdürecekler, uzayda hayat olup olmadığını araştıracaklar, ancak, burada şu bilgiyi de sunmadan geçemeyeceğiz: “Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye” kitabının birinci kısım, 36. maddesinde, Ay’da, Merih’te (Mars) ve diğer yıldızlarda insan olmadığı bildiriliyor. Discovery onlar için fırlatıldı Şu anda uzayda yaşayan iki insan var. Biri Amerikalı astronot John Phillips, diğeri Rus kozmonot Sergei Krikalev. Uzaydaki şartlar, toprak maddelerinden yaratılan insanın yaşamasına elverişli olmadığı için, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) görev yapan bu iki insanın bütün ihtiyaçları dünyadan karşılanıyor. Belirli aralıklarla değiştirilen UUİ’deki bu görevlilere, uzay mekikleri ile hava (oksijen), su ve yiyecek taşınıyor. Yapımına 1998 yılında başlanan UUİ, dünya yörüngesinde 400 km irtifada dönen bir platform. Platformun tamamlanması halinde uzay otelleri, uzay asansörü ve uzay turizmi projeleri de hayata geçecek. Misafir alır mısınız? Phillips ve Krikalev, en son kendilerini ziyaret eden Discovery’nin 7 mürettebatını uzay istasyonunda 13 gün misafir etti. Kenetlendikleri UUİ’ye geçen Discovery mürettebatı 7 kişi, ikili tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Astronotların el sıkışması ve konuşmaları, NASA kameralarınca görüntülendi. Discovery’nin karşılaştığı problemler giderilememiş olsaydı bayan kaptan Eileen Collins, pilot James Kelly, uçuş mühendisi Stephen Robinson, Japon astronot Soichi Noguchi ile astronotlar Andrew Thomas, Wendy Lawrence ve Charles Carmada, UUİ’de kalacak ve dünyadan gönderilen ikinci bir mekikle alınacaklardı. Ancak mekiği tamir etmeyi başardılar ve UUİ’dekilerle vedalaşarak dünyaya döndüler.
Reklamı Geç
KAPAT