BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Onbeş

Onbeş

Göze batmak için ısrarla uğraşmak, çoğu zaman iyi değil...



Göze batmak için ısrarla uğraşmak, çoğu zaman iyi değil... ..... Birine görev verilmesi farklıdır; yapamazsa başkasını koyarlar yerine... Ama, kimseyi beğenmeyip, dümen tutma kavgası yapan güverte kalafatçısını, hırsından dolayı bir gün atarlar denize!.. .....ONALTI Padişahın nazarı bir kere değmiş (yönelmişse) sana, yeter. Her an bakışlarını (dikkatini) hapsetmeye çabalamak iyi olmaz!.. Senin hallerin gibi onun da halleri vardır, özelleri vardır... Kuytuda yaptığın yanlış ancak kargaları güldürür. Ama, divânda pot kıranın kellesi gider!.. .....ONYEDİ Yol, bitecek... Sonunda kaptan, mürettebatın tamamı, hastalar, yaşlılar, bütün yolcular ile; diğer tarafta bu geminin yolunu bekleyenler hasretle kucaklaşacaklar... Öyle ki, orda; Gizli seyahat eden kaçaklar ile, fareler (dökülüp saçılanı aşıranlar) bile selamette olacak... ...yolculuğu, seyri, güzergahı beğenmediği için yolda gemiden inenler hariç!.. .....ONSEKİZ Bazen bizler cami önündeki dilencileri andırıyoruz!.. ..... Güzel arabasına binerken el açtığımız zengin kimse, avucumuza bir miktar para bırakıyor. Bir arabaya bakıyoruz, bir kıyafetine, bir de verdiği paraya... Beğenmiyor ve beğenmediğimizi de söylüyoruz... O diyor ki: Başka param yok yanımda, olsaydı verirdim. Ama bununla da sen günlerce karnını doyurabilirsin... Yine de eğer sonra gelirsen, gittiğim yerde sana gene yardım yaparım; ...ama bunun için, biraz yürümen gerekiyor!.. ..... Şimdi, bir dilenen kimse, dese ki; Hayır, senin gibi zengin olmaz olsun! Araban var, güzel giyinmişsin ama para taşımıyorsun... Ben bir yere yürüyemem, gidemem... Adamsan, merhamet sahibiysen yanımda kal, ve burada besle beni ağzıma!.. Ve böyle haykırıyorsa etrafına... Bu dilenci cami avlusunda barınabilir mi?.. .....ONDOKUZ Onu hatırladıkça; sevgili yavrularıyla ilgilenen... Onların beslenmesi ve bir an evvel büyüyüp gelişmelerinden başka şey düşünmeyen anneler gelir gözümün önüne... Küçük bir çocuğu besler, doyurur gibi; Kızmadan, şefkatle, acıyarak vermeye, öğretmeye çalışırdı hep!.. ..... Peki, biz?.. Bizlerse renkli, süslü oyuncaklara dikkatimizi verdiğimizden; Ağzımıza konmuş ve hatta bizim damak zevkimiz ve hazım sistemimiz düşünülerek hazırlanmış besinleri, dilimizle iterdik!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT