BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yirmi

Yirmi

Peynir kalıbındaki fare delikleri gibi... Ökçesi kaçmış çoraplar, güve yemiş kazaklar gibi... Camı kırılmış pencereler gibi... Hatta, yolda giderken kurşunlanmış vasıtalar gibi; Gözükecek “ömrümüzün delikleri” hesap gününde!..



Peynir kalıbındaki fare delikleri gibi... Ökçesi kaçmış çoraplar, güve yemiş kazaklar gibi... Camı kırılmış pencereler gibi... Hatta, yolda giderken kurşunlanmış vasıtalar gibi; Gözükecek “ömrümüzün delikleri” hesap gününde!.. Aynen; Bu peyniri kim oydu, der gibi... Bu çorabı kim deldi, bu kazağı kim kemirdi, bu camı kim kırdı, bu vasıtayı kim vurdu, der gibi soracaklar herkese, hepimize: “Bu ömürler niye delik deşik?.. Bu boşluklar neyin nesi, kim oydu bunları böyle, kim çaldı ortalarından?..” ..... Nasıl “ben” diyeceksin?.. * .....YİRMİBİR Bazıları yapmak için öğreniyor. Bazıları anlatmak için öğreniyor... * .....YİRMİİKİ Bir sıkıntısı var ki bağırıyor... Ağzını tıkayıp sesinin çıkmasını mı engellemeli; ...yoksa, ona bu sözleri söyleten sebebi ortadan kaldırmanın yolunu mu aramalı?.. * .....YİRMİÜÇ Körlerin birbiriyle toslaşması gibi, karanlık/yarı karanlık salonlarda ayaklarım-ellerim dolaşmadı bir daha; ne kendimin, ne de bir başkasının elleri-ayaklarıyla... Çünkü şu cümle, bir avize ampulü gibi yandı tepemde: “Kader emir değil, ilimdir... İnsana tercih verilmiştir; tercihini neye yaparsa Allahü teala (da dilerse) onu yaratır...” İşte o zaman aydınlandı zihnimde matematik, aydınlandı biyoloji, coğrafya, tarih... ...ve edebiyat; ...pırıl pırıl aydınlandı!.. * .....YİRMİDÖRT Farkındayım; Birkaç tanesini okumuş olanlar, bildiğini söyler bütün yazacaklarımı... Ne anlattığımı bilmeyenler ise, zaten bu satırları okumaz! :) Yani... Terk edilmiş çadırında nefes açmaya çalışan zurnacı gibi; Kendin çaal; kendin dinle!.. * .....YİRMİBEŞ Çok sevmekten de daha iyi olanı anladım sonunda: Devamlı sevmek!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT