BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demirel’den start Çiller’den zirve...

Demirel’den start Çiller’den zirve...

Hemen her alanda özel bir ilgi ile zikredilen İstanbul, Tansu Çiller zamanında hem kültürel hem de ekonomik olarak ele alındı



Cumhuriyetin ilk yıllarında fazla önemsenmemesine rağmen zaman ilerledikçe ekonomik ve sosyal dengelerin yanı sıra medeni haklar, kültür-sanat varlıkları gibi konular daha detaylı bir şekilde hükümet programlarına yansıtılmış. Teknik olarak ise 1. Özal ve 1. Çiller hükümetlerinin programlarında apayrı bir zenginlik, mükemmel kalite, doyurucu ifadeler yer almış. Siyasi tartışmalardan ziyade ‘hizmet etme’ kararlılığı bu programları tezlere konu olacak boyutta farklılaştırmış. Hükümet programlarında sürdürdüğümüz İstanbul arayışımızda gözümüze takılanları anlatmaya devam ediyoruz... Anadolu yakasına havaalanı Akbulut Hükümeti- (09.11.1989-23.06.1991): “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve çevre yolları hizmete girmiştir.” VII. Demirel Hükümeti-(21.11.1991-25.06.1993): “İstanbul, Ankara ve İzmir ve benzeri büyük metropolller ile Antalya, Bodrum gibi yoğun turizm bölgesi belediyeler için özel yaklaşımları ve yürürlükteki projeleri kapsayan uygulamalar gerçekleştirilecektir... Ankara, İstanbul gibi şehirlerimiz su sıkıntısı çekmektedir... Başta Ankara-İstanbul, Samsun-İskenderun hızlı demiryolu projesi olmak üzere, demiryolu yapımları hızlandırılarak sürdürülecektir... İstanbul, İzmir ve Filyos’ta öncelikle yeni limanlar inşa edilecek;... Havayolu taşımacılığının bütün ülke sathına yaygınlaştırılması amacıyla, İstanbul’un Anadolu yakası gibi önemli merkezlere yeni havaalanları yapımları...” 3 bin kişilik kongre merkezi I. Çiller Hükümeti- (25.06.1993-05.10.1995): “Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri, Biz reform hükümetiyiz... PTT’nin öncelikle posta ve haberleşme olarak ikiye ayrılması gerçekleştirilecek ve Telekomünikasyon A.Ş. kurulacaktır... İstanbul’un yönetsel açıdan karşılaştığı problemleri çözümleyecek yasal düzenlemeler ve tedbirler en kısa zamanda getirilecektir... Yerli menkul kıymetler borsalarımızın dünya ile iletişimi güçlendirilerek, ilk aşamada İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına ‘uluslararası kabul gören bir borsa’ olma niteliği kazandırılacak... Altın Borsasının kurulması ve gerçekleştirilecek diğer finansal yenilikler sayesinde İstanbul dünyanın sayılı finans ve ticaret merkezlerinden birisi haline getirilecektir... İstanbul Doğal gaz ana dağıtım şebekesi ve İzmit-K.Ereğlisi Doğal gaz iletim hattı projeleri bitirilecektir. Ayrı bölgede toplam 2012 hektar alana sahip organize sanayi bölgesi faaliyete geçecektir... Şanlıurfa ve İstanbul II. Havalimanı projelerinin etütleri sürdürülmektedir... İstanbul ve Ankara’da 3 bin kişi kapasiteli birer ‘kongre merkezi’ projelendirme çalışmaları başlatılacaktır... Olimpiyat atağı İstanbul’un içme suyu ihtiyacını karşılamaya yönelik Büyük Melen Projesi ve Diyarbakır İçme suyu Projesi 1993 yılında başlatılacaktır. Fırat projesinin sonuncusu olan Kargamış Barajı ve Hidroelektirik Santralı, Gaziantep-Şanlıurfa Habur otoyolu, İskenderun-Antalya-Cilvegözü otoyolu, Ankara pozantı otoyolu, İstanbul-Bursa-İzmir otoyolu, Çanakkale Boğaz Köprüsü ve İzmir Körfez Temizleme Projesi gibi büyük projeler, 93 yılı içinde kısmen projelendirilerek, kısmen de ihale edilecektir. İzmit Körfez temizleme projesi 93 yılında başlatılacaktır... İzmit Su Projesi, İstanbul Atatürk Havalimanı, Antalya Havalimanı, Bodrum Havaalanı, Ankara İstanbul Sürat Demiryolu ve İstanbul Boğaz geçişi, Doğal gaz Santralleri, Yumurtalık Termik Santralı, Yedigöze, Alpaslan Hidroelektrik Santralı projeleri, İzmit Körfez Köprüsü ve diğer önemli enerji projeleri Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında finanse edilecektir... 2000’1i yıllarda dünya ile bütünleşme hedefi çerçevesinde Olimpiyatların İstanbul’da düzenlenmesi için girişimlere hız verilecektir... Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin çöp sorununu çözerek, çevreye zarar vermeden çöpten ekonomik olarak yararlanmayı sağlayacak projeler geliştirilecek, bu projeler başta Dünya Bankası ve İslam Kalkınma Bankası olmak üzere diğer uluslararası kuruluşlardan sağlanacak uygun koşullu proje kredileri ile finanse edilecektir...” > DEVAM EDECEK Lufthansa’dan 253 milyon euro kâr Çok ortaklı Lufthansa Alman Havayolu Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Wolfgang Mayrhuber petrol fiyatlarındaki rekor yükselişe rağmen Lufthansa’nın 6 aylık işletme kârının 253 milyon euro olduğunu açıkladı. Mayrhuber daha esnek, daha verimli oldukları ve değişen koşullara daha hızlı uyum sağlayabildikleri için sağlam bir mali temele sahip olduklarını kaydetti. Şirketin yıl genelindeki tahminlerini de yükselttiğini vurgulayan Mayrhuber, “12 aylık dönemde işletme kârının 400 milyon euroyu aşacağını umuyorum. Fakat petrol fiyatlarının yüksek olması, kapasite fazlası ve ortalama kâr üzerindeki baskı, ağır rekabet koşulları sürekli dikkatli olmamızı ve katı bir maliyet kontrolü uygulamamızı gerektiriyor” dedi. Mayrhuber aksiyon programının planlandığı şekilde devam ettiğini ve öncelik taşıdığını belirterek, bu yıl için planlanan 780 milyon euroluk hacmin 606 milyonluk bölümünün gerçekleştirildiğini, 2006 yılına kadar da toplam 1.2 milyar euro kazanç artışı elde edilmesinin beklendiğini de ifade etti. Türkiye en büyük partnerimiz Öte yandan Lufthansa’nın Pazarlama ve Satış Bölümü’nden sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Thierry Antinori Çırağan Kempiski’de gazetecilerle sohbet toplantısı yaparak Lufthansa’nın Türkiye’ye yönelik operasyonları hakkında bilgiler verdi. Antinori “Biz Türkiye’ye operasyon yapan en büyük Havayolu şirketiyiz. Pazarın yaklaşık yüzde 15’i bizde. Günde 9 uçuş yapıyoruz. Bunların 5’i İstanbul, 2’si İzmir ve 2’si de Ankara’ya yapılıyor. Türkiye’nin uluslar arası ticari ilişkilerde en büyük partneri Almanya. Bunun için de insanlar buluşmak zorunda. Almanya’da yaşayan Türk aileleler var, onların memleketlerine glip gitmelerine katkıda bulunuyoruz” dedi. Uçuş korkusu ve paraşütlü uçaklar Ayakları yerden kesilen insan, bulunduğu yüksekliğe ve yükseklikteki konumuna göre refleks gösterir. Bedenin kendi tepkisi insanın aklından önce harekete geçer ve muhtelif kaslar gerilerek beyindeki ilgili sistemleri uyarır. Uyarı sonucu adına ‘korku-endişe’ denilen ön savunma davranışı ve sonrasında da emniyetli bölgeye intikalle olay sonuçlanır. Dünyada her gün 15 binin üzerinde uçuş oluyor. Gelişen teknoloji metal kuşların dünyanın etrafındaki vızıltılarının artmasına yol açarken ufak tefek olaylar uçağa olan ilgiyi azaltmıyor. Ancak, her şeye rağmen havayolu şirketleri ‘korkuları’ sebebi ile uçağa binemeyen on binlerce yolcu adayını ikna edebilmenin yollarını arıyor. Korkulu yolculara psikolojik terapiler uygulanıyor, filmler izlettiriliyor, örnekler veriliyor. Gerçekten hayli pahalı olan sektörel yatırım yolcuların ilgisi ile beslendiğinden yolcu ne kadar artarsa yatırım o kadar cazip oluyor. Sektörün değişken girdileri; (uçak kazaları, petrol fiyatları, terör olayları gibi...) mali periyotlarda anormal sapmalara neden olabiliyor. Destek amortismanları güçlü olan firmalar bu zikzakları hasarsız atlatabilirken gücü olmayanlar batıyor. THY Genel Müdürü Temel Kotil’le bir sohbetimde (kendisi uçak mühendisidir ve tasarımcılık yapacak kadar da etraflı bilgiye sahiptir) uçaklara niçin paraşüt takılmadığını sorduğumda gülmüştü. Uçaklardaki teknolojinin ileri düzeyde olduğunu ifade eden Kotil, çalışan her sistemin iki tane de yedeği bulunduğuna dikkat çekmiş ve bu yüzden paraşüte gerek olmadığını söylemişti. Top Servis A.Ş üç gün önce Hezarfen’de 4 kişilik özel Cirrus uçağının tanıtımını yaptı. Tanıtımda uçağın birçok fonksiyonel özelliğinin yanı sıra paraşüt sistemine sahip olması, uçağa olan ticari ilgiyi patlattığı ifade edildi. Evet, büyük uçaklarda paraşüt belki işe yaramaz. İşin teknik boyutunu bilemem ama bu monte teknolojinin korkulu yolcuların uçaklara binmesine yardımcı olacağını iddia edebilirim. Ayrıca, uçağın çalışan sistemleri, kanatları, motorları endişeli yolcunun düşünce yoğunluğu ile ürettiği metafizik gücün manyetik alanından da kurtulmuş olur. Airbus, Boeing gibi büyük firmalar paraşütlü uçak üretme konusunu denesinler, sonucu görsünler o zaman konuyu bir daha işleyelim. Bu arada, yanda işlediğimiz hükümet programlarında İstanbul serimizin sonuna yaklaşıyoruz. Bundan sonraki bölümlerde daha ilginç planlamaların yapıldığını ve ‘İstanbul’ konusunda bazı gecikmelerin bulunduğunu göreceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT