BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeryüzünün pehlivanı!..

Yeryüzünün pehlivanı!..

Resûlullah Efendimiz Hazreti Alî’nin beşiğini sallar idi. Beşiğinden çıkarıp götürür ve gezdirirdi. Her ne vakit ki, Resûlullah Efendimiz gelse, Hazreti Ali, derîn uykuda bile olsa, uyanırdı ve beşiğinden kollarını çıkarırdı. Ellerini Hazreti Resûlün boynuna sarardı. O da hemen alıp, bağrına basardı.



Resûlullah Efendimiz Hazreti Alî’nin beşiğini sallar idi. Beşiğinden çıkarıp götürür ve gezdirirdi. Her ne vakit ki, Resûlullah Efendimiz gelse, Hazreti Ali, derîn uykuda bile olsa, uyanırdı ve beşiğinden kollarını çıkarırdı. Ellerini Hazreti Resûlün boynuna sarardı. O da hemen alıp, bağrına basardı. Bir gün Server-i âlem Efendimiz Harem-i şerîfe geldi. Aliyyül Mürtedâ omuzunda idi. İnsanlar oturup, pehlivânları söyleyip, herbirinin erliğini vasfederlerdi. Resûlullah dönüp onlara buyurdu ki: “Bu omuzumdaki çocuk, bu söylediğiniz erlerin hepsinden üstün pehlivân olacaktır. Yeryüzünde buna benzer bir pehlivân olmayacaktır. Sizin saydığınız erlerin çoğunu bu öldürecektir ve defterlerini dürecektir.” Onlar dediler ki: Yâ Muhammed-ül Emîn! Biz seni, akıllı ve sâdık, büyük kimse zannederdik. Bu nasıl sözdür. Sen bir küçük çocuk için böyle söylüyorsun. Sen ona nasıl güveniyorsun. Resûlullah Efendimiz saadetle buyurdular ki: “Siz bunu unutmayınız. Nice yıllar sonra görürsünüz bu çocuğu!” Râvî der ki: On veya on iki yaşına girdiği zaman, Müslüman olup Resûlullah Efendimiz ile namaz kıldı. Babası Ebû Tâlib onu gördü. Bir şey söylemedi. Annesi söyledi ki; görürmüsün bu Ali, o Muhammed ile namaz kılıyor. Ebû Tâlib dedi ki: Yâ Fâtıma! Biz onu Muhammed’e vermişiz. Her ne yaparsa Haktır. Savâb olur, doğrudur. Henüz ma’sûmdur. Muhammed hangi dinde olursa, Ali de onun yoldaşı olsun, ayrılmasın. Bir gün, Resûl-i ekrem, Hazreti Ali ile namaz kılarken Ebû Tâlib at ile gidiyordu. Ali, Resûlullah’ın sağ yanında dururdu. Meğer Ca’fer-i Tayyâr, Ebû Tâlib’in atının ardında idi. Dedi ki: Ey gözümün nûru, in sen de var, Muhammed’in sol yanında dur. Onlar ile sen de namaz kıl. Devlet sâhibi keşf ve sır sâhibi olasın. Ca’fer de inip, vardı ve sol yanına durdu. Resûlullah Efendimiz baktı, gördü ki, Ca’fer de geldi, yanına durdu. Gönlü şâd oldu. Namaz kılıp, bitirdikten sonra, buyurdu ki: “Yâ Ca’fer! Sana müjdeler olsun ki, Hak teâlâ sana iki kanat verir. Yer yüzünden tâ Cennet’e kadar uçarsın. Menzilin Cennet, refîkin Hûrîayn olur. Kavuşmak istediğin Rabbilâlemîn olsun!”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT