BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaynaksız harcama olur mu?

Kaynaksız harcama olur mu?

Tabii ki olur. Oldu da. Bu ülkede bey çeşmesinden su dağıtmak, başkasının parasıyla keyif bağışlamak hep yapılagelmiştir.



Tabii ki olur. Oldu da. Bu ülkede bey çeşmesinden su dağıtmak, başkasının parasıyla keyif bağışlamak hep yapılagelmiştir. Tarım destekleme alımları, hesapsız zamlar, erken emeklilikler, yarım kalan yatırımlar hep kaynağı olmayan paralardan yapılmadı mı? Kamu bankalarının onmilyarlarca doları bulan görev zararları nasıl oluşmuştu? Kamu kuruluşlarına doldurulan kadrolar, siyasi nüfuzun vazgeçilmez paydaşı olan “devlette işe adam koyma”lar... Ve binalar, binalar... Kamu hizmeti için yapıldığı söylenen devasa, heybetli, kocaman binalar. Verimsizliğin şahikaya ulaştığı, israfın zirve yaptığı devasa ve hantal bir devlet aygıtı. Türkiye’de kamu denince, devlet dairesi denince akla gelenler hep bunlar değil mi? Yıllarca okul kitaplarında Osmanlı imparatorluğunun bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda sarayını “saltanat, israf ve debdebe” olarak tarif edenler, modern Türkiye’de devletin bina, eleman ve araç-gereç savurganlığını nasıl tarif ederler acaba? Bankamatik memuru Bizatihi devletin bakanlarının ağzından duyduk bu tabiri: “Devletten sadece maaş alan, hiçbir iş yapmayan yüzbinlerce memur var”mış. Akıl alır gibi değil ama, resmi ağızlar söylediğine göre gerçektir herhalde. Düşünebiliyor musunuz, sizin bir ay çalışarak, ter akıtarak hak ettiğiniz ücreti, birileri sadece ayda bir defa bankamatiğe giderek ve başka çaba sarfetmeden alıyor. 2005 yılında devlet, personeline vereceği ücret için yüzde 23 pay ayırırken, tüm vatandaşları için yapması gereken yatırımlara sadecde yüzde 5,5 pay ayırabiliyor. Yani her yüz liranın 23 lirası memurlara ayrılmış durumda. 2001 sonrasındaki istikrar programının en büyük faydası, “kaynağını bulmadan harcama yapılamaz” kuralını yerleştirmesi oldu. Bu ülkede “esamisi okunmayan” mali disiplini sağlayan bu kural, enflasyonun kontrol altına alınmasında da en önemli etkenlerden. Türkiye yıllarca içinde debelendiği “yüksek faiz - yüksek borç - yüksek enflasyon” sarmalından kurtulurken, kamu kaynaklarını hem arttırmayı, hem de çok dikkatli sarfetmeyi öğreniyor. Bey çeşmesinden su dağıtılırken, aslında dağıtılanın “bizim suyumuz” olduğunu farkediyoruz artık. Memur maaşları için yapılan toplu pazarlık haberlerini dinlerken aklıma gelenleri sizlerle paylaşıverdim işte.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT