BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’nin müzakeresi

Türkiye’nin müzakeresi

3 Ekim’de ne olacak? AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakereleri resmen açılacak. Yani hukuki olarak başlayacak.



3 Ekim’de ne olacak? AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakereleri resmen açılacak. Yani hukuki olarak başlayacak. Ama 3 Ekim, fiili başlangıç tarihi olmayacak. İlerleme raporu, Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) ve Müzakere Çerçeve Belgesi (MÇB) ilan edildikten sonra, 17 adet fasıl içinden Türkiye’nin en hazır olduğu fasıl açılacak ve taraflar müzakereye “gerçekten” başlamış olacaklar. Tabii bu sürede, KOB ve MÇB’de bahsedilecek bazı konular Türkiye’nin iç siyasetini biraz ısıtabilir. Öncelikle kabul etmemiz gereken konu şu; üyelik müzakerelerimiz, başlangıcından sonuna kadar sancılı ve “adrenalin düzeyi yüksek” biçimde seyredecek. İtiraz edenler, alternatif önerenler, “Avrupa türkleri hazmedemez” diyenler hep olacak; kimi zaman onlar baskın da çıkacaklar. Chirac örneğinde olduğu gibi, iç siyaset hesaplarıyla dün ak dediğine bugün kara diyen “kıvrak” politikacılar da olacak. “Rumları tanıyın”, “azınlıkları yeniden tarif edin” itirazları, “vetolarız” tehditleri süreç boyunca karşımıza çıkacak. Türkiye’deki örtülü idari statükoyu, “askerin devletteki ağırlığı” gibi “netameli” konuları tenkit eden yaklaşımlar müzakere ajandasının dipnotları olacak. Sağlam sinirler Eğer AB üyelik sürecini “demokrasimizin ve yaşam standardımızın kalitesini arttırma projesi” olarak tarif ediyorsak, sonundaki üyelikten ziyade süreçteki ilerlemeyi hedeflememiz gerekir. Üyelik belki 10, belki 15 yıl sonra gerçekleşebilecek bir sonuç. Ama müzakereler esnasında hemen elde edeceğimiz faydalar, kazanımlar olacak. Hatta bunların bir kısmını şimdiden elde ettik bile. Demokrasimizin kalitesindeki -nisbi de olsa- artışı hissetmiyor musunuz? Yabancı sermayenin Türkiye algılamasındaki radikal iyileşmede üyelik sürecinin etkisini görmüyor musunuz? Üyelik, orta vadeli ve gerilimli bir hedef. Ama müzakerenin her aşaması Türkiye’ye bir kazanım olarak geri dönecek. Bu ülke’nin, “statik zihniyetin yavaşlatıcı etkisinden” kurtulması için “AB üyeliği” gibi kinetik bir kuvvete ihtiyacı var. Faydayı sadece yıllar sonra elde edilecek üyelikte değil, sürecin her aşamasında aramak daha akıllıca değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT