BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Nereden bilelim?”

“Nereden bilelim?”

Bir gün, Sultân-ı Enbiyâ ve Resûl-i müctebânın huzurlarına üç kimse geldi. Biri Hazreti İbrâhîm aleyhisselâmın kavminden, biri Hazreti Mûsâ aleyhisselâmın kavminden, biri Hazreti Îsâ aleyhisselâmın kavminden idi.



Bir gün, Sultân-ı Enbiyâ ve Resûl-i müctebânın huzurlarına üç kimse geldi. Biri Hazreti İbrâhîm aleyhisselâmın kavminden, biri Hazreti Mûsâ aleyhisselâmın kavminden, biri Hazreti Îsâ aleyhisselâmın kavminden idi. Hazreti İbrâhîm kavminden olan kimse ileri gelip, dedi ki: Yâ Muhammed! Bütün Peygamberlerin büyüğü ve efdali benim diyorsun. Nereden bilelim ki, Allahü teâlânın makbûlüsün. Hazreti İbrâhîme Allahü teâlâ halîlim demiştir. Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: Allahü teâlâ, Hazreti İbrâhîm’e halîlim dedi ise, bana habîbim demiştir. Kişinin dostu mu yakındır, yoksa mahbûbu mu [sevgilisi mi]. O kimse hayrân olup, cevâba kâdir olamadı. Hemen Resûl-i ekremin mübârek cemâline nazar edip, kalbden “Eşhedü en lâ ilâhe illallah vahdehü lâ şerîkeleh. Ve eşhedü enne Muhammed’en abdühü ve resûlüh” dedi. Ondan sonra Hazreti Mûsâ kavminden olan kimse ileri gelip, dedi ki: Yâ Muhammed! Bütün Peygamberlerden benim mertebem yüksektir. Hepsinin serveri ve sultânı benim, diyorsun. Nereden inanalım ki, Allahü teâlânın yanında senin merteben, diğer Enbiyâdan yüksektir. İşittik ki, Allahü teâlâ, Hazreti Mûsâ’ya kelîmim demiştir. Her zaman Tûr-i sînâya çıkarıp, kelâm söyler idi. Hazreti Fahr-i âlem ve seyyid-i veled-i Âdem buyurdular ki: Allahü teâlâ, Hazreti Mûsâ’ya kelîmim dedi ise, bana habîbim, demiştir. Eğer Hazreti Mûsâyı Tûr-i sînâya çıkardı ise, bana, Cebrâîl aleyhisselâmla, Cennet elbiseleri ile Burak’ı donatıp, gökleri, yerleri, Arş’ı ile Kürsî’yi ve Cennet ve Cehennemi ve kevn-ü mekânı az zaman içinde seyr ettirdi. Kabe kavseyn ev ednâ rütbesine varınca, Allahü teâlâ bana o şekilde ihsânlar ve nihâyetsiz lutuflar eylemiştir ki, hicâbı aramızdan kalkmışdır. Allahü teâlâ bana va’detti ki, benim ümmetimden her kim benim rûh-i pâkime günde yüz kere Salevât-i şerîfe getirmeyi âdet hâline getirip, terk eylemese, bin kere rahmet eyler. Ve Cennet içinde bin derece verir. Bin günâhı mahv olur. Bin altın sadaka vermişçesine sevâb verir. O kimse de birşey söyleyemeyip, cevâba kâdir olmayıp, bin zevk ile parmak kaldırıp, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammed’en abdühü ve resûlüh” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT