BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yutma zorluğunu ciddiye alın!

Yutma zorluğunu ciddiye alın!

Pek çok kişi hayatının bir döneminde yutma zorluğu ile karşılaşıyor... Genellikle üst solunum yolları enfeksiyonları gibi basit problemlerden kaynaklansa da, bazen reflü, alzheimer, inme, parkinson gibi ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor.



İSTANBUL - Uzmanlar yutma güçlüğünün önemsenmesi gereken bir rahatsızlık olduğunun altını çiziyor. Yutma, hayatımız boyunca pek çoğumuzun farkında bile olmadığı, çok önemli fiziksel bir refleks aslında. Ancak bazen çeşitli sebeplerden dolayı yediğimiz besinleri ya da içtiğimiz sıvıları yutmakta güçlük çekiyoruz. Tıp dilinde ‘disfaji’ olarak adlandırılan yutma güçlüğü; besinlerle sıvıların ağızdan yemek borusuna ve mideye ulaşmasında güçlük çekilmesi olarak tanımlanıyor. Bu probleme, özellikle ileri yaşta olmak üzere her yaş grubunda rastlanıyor.  Nörolojik olabilir Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Eser Vardereli, yutma güçlüğünün tehlikeli olmayan faktörlerden kaynaklanabileceği gibi tümör veya çeşitli nörolojik hastalıkların habercisi de olabileceğine dikkat çekerek şunları söylüyor: “Yiyeceklerin ağıza geri gelmesi sırasında solunum yollarına kaçması, aspirasyon zatürresinin oluşmasına sebep olabiliyor. Bu da hastanın hayatını tehdit ediyor.” Uzmanlar, yutma işlevinin dört fazı olduğunu belirtiyor. Dil ve Konuşma Pataloğu Gayem Köprücü, bunları şöyle anlatıyor: “Önce yiyecek ve içecekler ağızda çiğnenerek yutmaya hazır hale getiriliyor. Daha sonra dilimiz, besinleri ve içecekleri ağzın arka bölümüne iterek yutma olayını başlatıyor. Ardından besinler ve içecekler hızla yutaktan yemek borusunun başlangıç kısmına geçiyor. Son safhada da besinler ile içecekler yemek borusundan mideye ulaşıyor. Yutma bozuklukları da ya ilk üç sahfadaki orafaringeal fazda veya yemek borusunda gelişiyor.” Hastalık habercisi Orafaringeal fazda gelişen yutma güçlüğü, genellikle ağızda tükürük salgısının az olması, ağıza uygun olmayan takma dişler ya da anjin gibi basit sebeplere bağlı oluşabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Elif Aksoy, yemek borusunda ortaya çıkan yutma güçlüğünün ise daha çok nörolojik ve kas sistemiyle ilgili problemlerden kaynaklandığını belirterek şunları söylüyor: “En yaygın olanı reflü hastalığıdır. Bu problem, mide asidinin yemek borusundan yutağa doğru yukarı hareket etmesi sonucu oluşuyor. Bunun yanı sıra, kronik iltihap, Alzheimer, Multipl Skleroz, inme, parkinson, göğüs boşluğunda oluşan lenf nodu ya da kitle ve beyin tümörü de yemek borusunda gelişen yutma bozukluğunun sorumlusu olabiliyor.” Hastaların yakınmaları ise şöyle oluyor: Yiyeceklerin yemek borusuna ilerlerken boğaza takıldığı hissi; boğaz ve göğüste rahatsızlık hissi; boğazda yabancı cisim hissi; yutma sırasında mideye ulaşmayan besinlerin akciğerlere aspire edilmesine bağlı olarak gelişen öksürük ve boğulma hissi; sık sık boğazını temizleme ihtiyacı duyma.  Erken teşhis önemli Yutma bozukluğu orafaringeal fazda mı, yoksa yemek borusunda mı gelişiyor? Teşhis safhasında, öncelikle yutma bozukluğunun hangi bölgede ortaya çıktığı araştırılıyor. Doç. Dr. Eser Vardereli, hasta yakınmalarının, yutma bozukluğunun nerede geliştiği konusunda fikir sahibi olunabilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirterek teşhis safhasını şöyle anlatıyor: “Hastanın öyküsünden yola çıkılarak teşhis için hangi tetkiklere başvurulması gerektiği tespit ediliyor. Optik sistemle görüntüleme sağlayan endoskop metodu nörolojik problemlerden kaynaklanan yutma güçlüklerinin ayırt edilmesinde yardımcı oluyor. Hekimler gerekli gördüğü durumlarda MR ya da tomografiden de faydalanıyor.” Teşhis sahfasında Feest metodu hem hastaya hem de hekimlere büyük avantajlar sağlıyor. Nasıl bir tedavi? Erken teşhis konulduğu takdirde, yutma bozukluklarının tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Tedavi, altta yatan sebebe göre düzenleniyor. Mesela, mideden yemek borusuna kaçış, yani reflü genellikle beslenme ve hayat alışkanlıklarının değiştirilmesiyle ortadan kaldırılabiliyor. Bunun için; hazmı kolay yiyeceklerden oluşan bir diyetle sık aralıklarla ve az miktarlarda beslenmek, kafeinden uzak durmak, geceleri yatağın başını yükseltmek, uykudan önceki üç saat boyunca yemek yememek gibi noktalara dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca yemek borusunda darlık ve yapışıklık söz konusu olduğunda bu alanın endoskopla genişletilmesi gerekebiliyor. Altta yatan sebep tedavi edilebilir bir hastalıksa, bu problemin ortadan kalkmasına yönelik işlemler uygulanıyor. Tümör gibi bazı problemlerin tedavisinde ise cerrahi metoda başvuruluyor. Feesst metoduyla teşhis! Yutma iki önemli bölümden oluşuyor; birincisi havayolunun korunması, diğeri ise yiyeceklerin ağızdan yemek borusuna geçişi. Eğer yemek yendiğinde besinler doğru yere ulaşmıyorsa, bu havayolunun korunamadığı manasına geliyor. Endoskopik ve radyolojik metodlar dahil olmak üzere bütün yutma değerlendirme testleri, sadece yiyeceklerin nasıl hareket ettiğini, yemek borusunda takılıp takılmadığını inceliyor. Ancak havayolunun korunup korunmadığı bu matodlarla tespit edilemiyor. Feesst ise günümüzde her ikisini de değerlendiren ilk ve tek metot. Dr. Elif Aksoy, bu teşhis metodunu şöyle anlatıyor: “Feesst ile endoskopik olarak yutma işlemi değerlendirildiği gibi aynı zamanda havayolunun korunma refleksinin çalışıp çalışmadığına da bakılıyor. Yutma güçlüğü olan hastanın havayolunu koruyabildiği tespit edilirse, testin ikinci sahfasında değişik kıvamdaki besinlerle beslenen hasta için en güvenli yutma şekli belirlenebiliyor. Bir başka deyişle, hasta öksürmeden, boğazına kaçmadan besinleri yutabiliyor.” Hayatı tehdit edebiliyor Çeşitli sebeplerden dolayı gelişen yutma güçlüğü hastanın hayatını tehdit edebiliyor. Mesela inme sonrasında hastalar boğazlarında duyu hasarı ve duyu kaybı yaşayabiliyor. İnme sonrası ölümlerin sık sebeplerinden biri de aspirasyon zatürreleri. Araştırmalar inme sonrası yutma güçlüğü gelişen hastalarda yediklerinin veya kendi tükürüklerinin akciğerlere kaçması sonucunda zatürreye yakalanma sıklığının arttığını ortaya koyuyor. Dil ve Konuşma pataloğu Gayem Köprücü, hastanın mutlaka yutma konusunda terapi alması gerektiğine dikkat çekerek bu süreci şöyle anlatıyor: “Hastaya, değişik kıvamlarda yiyecekler verilerek yutmanın üç fazında herhangi bir problem olup olmadığı araştırılıyor. Bunun sonucunda yutma işleminde hangi fazı güçlendirmemiz gerektiğini tespit ediyor ve terapi sürecine başlıyoruz. Hastanın ya yutma bozukluğunu kompanse etmesine yardımcı oluyoruz ya da bu problemi bütünüyle ortadan kaldırıyoruz. Yutma işlevini geliştirmek maksadıyla da hastaya birtakım egzersizler öğretiyoruz.”
Reklamı Geç
KAPAT