BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ülke nereye gidiyor?

Ülke nereye gidiyor?

Türkiye 21 senedir cebelleştiği beladan tam kurtuldu derken, terör yine hortladı. Geçmişe dönüp bakıldığında görülen tablo çok vahim: 100 milyar dolar para, o kadar can ve mal kaybı. Onca senedir koptuğumuz batıdan geri kalmak da cabası!..



Türkiye 21 senedir cebelleştiği beladan tam kurtuldu derken, terör yine hortladı. Geçmişe dönüp bakıldığında görülen tablo çok vahim: 100 milyar dolar para, o kadar can ve mal kaybı. Onca senedir koptuğumuz batıdan geri kalmak da cabası!.. Türkiye’nin artık ne terörde kaybedecek parası var, ne de zamanı. Dolayısıyla bu meseleye köklü, kalıcı çözüm bulmak lazım. Ki, bir daha bu konu Türkiye’nin gündemine gelmesin. Gelmesin de Türkiye geçmişte kaybettiklerini telafi edecek bir iklime kavuşsun. Aslında her ülkede var aidiyet problemi. Din ve ırk faktöründen kaynaklanan aidiyetler olduğu gibi kişilerin üyesi bulunduğu kulüp, dernek, mesleki kuruluşlardan ortaya çıkan mensubiyetleri de var. Kişilerin kimlik sahibi olması bundan başka nasıl olur zaten? Ancak, din ve ırk aidiyeti, bütün dünyada hâlâ bir problem yumağı! Kimse tam manasıyla bu problemi çözmüş değil ama aidiyetin ortaya çıkardığı sinerji rüzgarı ile diğer taraftaki olumsuzlukları dengeleyen ülkeler dimdik ayakta duruyor; dengeleyemeyenler ise istikrarsızlık batağında yüzüyor... Türkiye geçmişte, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i hatta Rum ve Ermeni’yi Osmanlı üst kimliği altında toplayıp onları güçlü bir millet yapmıştı. Şimdi bu üst kimliğin yerinde “Laiklik” duruyor. Bu da bir formül. Türkiye’nin yere sağlam basabilmesi için bu formülü işletmesi lazım. Mümkün mü? Mümkün!.. Hiç kimse aidiyetinden taviz vermek istemez. Türk’e, Kürt’e, Ermeni ve Rum’a mahsus bir özellik değil bu. Amerika’daki İspanyol için de geçerli, Fransa’daki Cezayirli için de. Önemli olan o insanların, aidiyetlerinden dolayı kendilerini aşağılanmış hissetmeyecekleri bir ortama çekilmesi. Ha, şayet o kişi ve gruplar kendi aidiyetlerini öne çıkarmak için başkalarına baskı yapmaya, toplumu taciz etmeye başlarsa durum elbette ki karışık bir kulvara girer ve bunun cevabını o ülkenin emniyet güçleri verir kendilerine. Burada da en önemli konu, bu cevaba diğer aidiyetlerin karıştırılmaması meselesidir. Türkiye, neredeyse bin seneye varan aidiyetler mozaiği olarak gelen bir medeniyetin vârisi. Barış içinde gelen bu medeniyetin devam ettirilmesi neden mümkün olmasın? Alt kimliklere bakalım bir hele. Ermeni ve Rumlar mesela. Bugün dünyayı çok iyi tanıyan bu vatandaşlarımız eskiden olduğu gibi Türkiye’nin dış ticaretinde ve hatta diplomasisinde aktif rol alabilirler ve kanaatimce faydalı da olurlar. Kürtler ise bizim olmazsa olmazımız. Onların Doğu’da Türklerden başka dostları da yok, onlara kol kanat gerecek bir aidiyetleri de. En kritik mesele, bu aidiyet konusunun ‘başkaları’ tarafından kaşınması meselesi. İşte püf noktası burada. Türkiye’nin, daha doğrusu Türkiye’yi yönetenlerin bu aidiyet meselelerine hoşgörülü ve yapıcı yaklaşmak ve topluluğu meydana getiren aidiyetleri bu ülkenin ferdi olduklarından dolayı mutlu ve güvenli eylemektir. Bir Türk’ün Rum ve Kürt olmasını istemek ne kadar akıl dışıysa, bir Rum’un veya Ermeni’nin Türk olmasını istemek de o kadar akla aykırıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT