BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Her kim Ali’yi kötülerse...”

“Her kim Ali’yi kötülerse...”

Sa’îd bin Cübeyr, Abdullah bin Abbâs’ın elini tutup, gidiyordu. Zemzem kuyusuna geldiler. Orada bir kavim oturmuştu. Hazreti Ali’yi kötülüyorlardı. İbni Abbâs hazretleri buyurdu ki: Beni döndürün. Onlardan yana geri döndürdüler. Onların yanına vardılar. Varıp, orada durdu ve buyurdu ki: Allahü teâlâya ve Resûlüne yaramaz sözler söyleyen kimdir. Dediler ki: Bizim aramızda kimse Allahü teâlâya yaramaz söylemez. Ve bizim aramızda Hazreti Resûle hiç kimse yaramaz söylemez.



Sa’îd bin Cübeyr, Abdullah bin Abbâs’ın elini tutup, gidiyordu. Zemzem kuyusuna geldiler. Orada bir kavim oturmuştu. Hazreti Ali’yi kötülüyorlardı. İbni Abbâs hazretleri buyurdu ki: Beni döndürün. Onlardan yana geri döndürdüler. Onların yanına vardılar. Varıp, orada durdu ve buyurdu ki: Allahü teâlâya ve Resûlüne yaramaz sözler söyleyen kimdir. Dediler ki: Bizim aramızda kimse Allahü teâlâya yaramaz söylemez. Ve bizim aramızda Hazreti Resûle hiç kimse yaramaz söylemez. Buyurdu ki: Ali bin Ebî Tâlib’i kötüleyen var mıdır. Dediler, evet vardır. Buyurdu ki: İşitin, ben şehâdet ederim ki, Resûlullah Efendimizden bu kulağım ile işittim; buyurdu ki: “Her kim Alî’ye seb’ eder (kötü söz söylerse), muhakkak bana seb’ ederler. Her kim bana seb’ eder, muhakkak Allahü teâlâya seb’ eder. Her kim Allahü teâlâya seb’ eder, Allahü teâlâ ve tekaddes onu yüz üzerine Cehennem’e atar.” Atıyye-tül Ufî der ki: Câbir bin Abdullah’ın huzuruna geldik. Pîr olmuş, ihtiyârlamış ve kaşları gözlerini örtmüş idi. Ona, Hazreti Ali’nin muhabbetinden sorduk. Başını kaldırıp, şöyle söyledi: Resûlullah Efendimizin zaman-ı şerîflerinde bir kimsenin münâfık olduğunu Hazreti Alî’ye buğzetmesi ve düşman tutması ile anlardık. Şa’bî der ki: Ebû Bekr-i Sıddîk, Hazreti Ali’yi gördü ve buyurdu ki: Resûlullah Efendimizin huzurunda, makâm cihetinden en üstününe ve yakınlık cihetinden en yakınına ve kanaat cihetiyle en zenginine bakarak mesrûr olmak isteyen, Ali bin Ebî Tâlib’e baksın. Âişe-i Sıddîka buyurdu ki: Yâ Resûlallah! Senden sonra halkın hayırlısı kimdir, dedim. Buyurdular ki: “Ebû Bekr-i Sıddîk’tır.” Dedim; ondan sonra? Buyurdular ki: “Ömer’dir”. Ondan sonra kimdir? Buyurdular ki: “Osman’dır.” Orada bulunan Fâtıma-tüz-zehrâ dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ali hakkında hiçbir nesne söylemediniz.” Buyurdular ki: “Yâ cânım kızım! Ali benim nefsim demektir. Hiç kimse gördün mü ki, kendini beğensin veyâ kendi hakkında bir şey söylesin!” Hazreti Mu’âz bin Cebel rivâyet etmiştir: Habîb-i Hudâ Resûl-i Müctebâ Efendimiz buyurdular ki: “Allahü teâlâ bir kavmi günâhlarından pâk eder, saçları tamamen dökülen kimseler gibi ki, bu kavmin öncüsü Ali bin Ebî Tâlib’dir.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 116856
    % 0.23
  • 3.7716
    % -0.91
  • 4.6151
    % -0.97
  • 5.2351
    % -0.93
  • 161.284
    % -1.05
 
 
 
 
 
KAPAT