BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Darbeler hep kaybettirdi

Darbeler hep kaybettirdi

Geçen Cuma günü Türk-Alman Diyalog Evi’ndeki bir toplantıdaydık. Körber Vakfı Almanya’dan 11 gazeteci getirmişti. Onlar, masanın bir tarafında, bizler diğer tarafındaydık.



Geçen Cuma günü Türk-Alman Diyalog Evi’ndeki bir toplantıdaydık. Körber Vakfı Almanya’dan 11 gazeteci getirmişti. Onlar, masanın bir tarafında, bizler diğer tarafındaydık. Konu Türkiye’nin AB’ye girmesine dairdi. Bir Alman meslektaşın sorusu en azından bir kısım Avrupalının Türkiye’ye hâlâ ne gözle baktıklarını göstermesi bakımından düşünülmeye değer. Alman gazeteci mealen şöyle sormuştu: -Siz AB’ye girmek istiyorsunuz ama ya bir askeri darbe yaşarsanız ne olacak? Türkiye’ye bugün dahi bu şekilde bakılması, ismimizin bugün dahi darbelerle yan yana getirilmesi hiç de kabul edilebilir bir imaj değil. Batılı bizi darbelerle birlikte hayal ediyor. Bu imajdan sür’atle kurtulmamız lazım. Hiçbir darbe fayda getirmedi... Sultan Abdülaziz’e yapılan darbe sonucu 1876 Harbi patladı, Avrupa’daki topraklarımız elden çıktı. Sultan Abdülhamid’e yapılan darbeyi Balkan ve I. Dünya Harpleri takip etti, İmparatorluktan Anadolu coğrafyasına çekilmek zorunda kaldık. Hesapsız maddi ve mânevi ziyanlara uğradık, yetişmiş nesiller boşu boşuna kaybedildi. 1960’ta Adnan Menderes’e yapılan darbe üzerine sol hareketler yaktı-yıktı. Kalkınma hız kesti. Kıbrıs çıkmaza girdi. AB’ye o günlerde hemen girebilecekken kapı kapandı, bu günlere kadar geldik. Sosyal, siyasi ve kültürel kaosa düşüldü. XX. Asırda bir başvekil’i asma cehaletini yaşadık. Süleyman Demirel’e karşı yapılan 12 Mart Darbesi ile partilerüstü hükümet garabetine düştük. 20 yaşındaki çocukları komünist veya faşist oldukları iddiasıyla ipe yolladık. Kalkınma tökezledi.. Türkiye, margarin yağı, ampul, benzin, çocuk maması sıkıntısı çekmesiyle bir Afrika ülkesi konumuna geriledi. 12 Eylül darbesiyle anarşi bıçak gibi kesildi. Fakat süngü gölgesinde anayasa yapıldı. Siyasetin duayenleri siyasetten men edildi. Sıfırdan demokratik hayat başladı. Sokak hareketleri durdu ama PKK’nın doğmasına yol açan ilk kıvılcımlar görülemediği için bu defa da dağ hareketi başladı. 28 Şubat sosyal sancılara yol açtı. Bu dönemin iktidar kadrolarının sorumluları, bugün hakim önünde olmakla başka izahata gerek yok.. 12 Eylül’ün yıl dönümündeyiz. Aslında “yıl dönümü” sözü dahi insana gîran gelmekte. Son yıllarda askeri ve sivili ile Türk toplumu hemen her alanda inanılmaz çapta demokratikleşti. Süreç devam ediyor. Devam eden süreci baltalayacak her çıkış ülkeye kötülüktür. Kimse kendini başkasından daha vatansever görmemeli. Vatanı satan yok...Bütün darbelerin dayanağı bu iddiaydı. Ancak her defasında bir süre geçince çürüdü. Sultan Abdülaziz şehid, Sultan Abdülhamid dahi sayıldı, Adnan Menderes’in itibarı devlet töreniyle iade edildi, devlet özür dilemiş oldu, Süleyman Demirel cumhurbaşkanı yapıldı. 28 Şubat kadroları 3 Kasım 2002 tarihinde sandığa gömüldü. Bir devlet hayatında bu kadar deneme-yanılma yeter. Darbeler hep kaybettirdi. Bugün darbe tehlikesi yok. Fakat o kötü imaj üzerimizde. Bu lekeyi kazımak lazım. Bu da daha fazla demokrat olmak ve daha fazla sivilleşmekle mümkün..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT