BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanların en hayırlıları

İnsanların en hayırlıları

Enes bin Mâlik haber vermiştir. Resûlullah’ın huzur-ı şerîfinde oturmuştuk. Ensârdan, Ebû Ukayl demekle ma’rûf bir kişi kalkıp, dedi ki: Yâ Resûlallah! Senden sonra insanların hayırlısı kimdir. Buyurdu ki: “Ebû Bekr-i Sıddîk’tır”. Ondan sonra kimdir. Buyurdu ki: “Ömer-ül Fârûk’tur”. Ondan sonra kimdir, dedi. Buyurdu ki: “Osmân bin Affân’dır”. Ondan sonra kimdir, dedi. Buyurdu ki: “Ali bin Ebî Tâlib’dir”. O dedi ki: neden amcan oğlu Ali’yi sonraya bıraktın, dördüncü ettin. Hâlbuki o senin kardeşindir.



Enes bin Mâlik haber vermiştir. Resûlullah’ın huzur-ı şerîfinde oturmuştuk. Ensârdan, Ebû Ukayl demekle ma’rûf bir kişi kalkıp, dedi ki: Yâ Resûlallah! Senden sonra insanların hayırlısı kimdir. Buyurdu ki: “Ebû Bekr-i Sıddîk’tır”. Ondan sonra kimdir. Buyurdu ki: “Ömer-ül Fârûk’tur”. Ondan sonra kimdir, dedi. Buyurdu ki: “Osmân bin Affân’dır”. Ondan sonra kimdir, dedi. Buyurdu ki: “Ali bin Ebî Tâlib’dir”. O dedi ki: neden amcan oğlu Ali’yi sonraya bıraktın, dördüncü ettin. Hâlbuki o senin kardeşindir. Resûlullah Efendimiz buyurdular: “Vay sana yâ Ebâ Ukayl. Allahü teâlâ yüzyirmidörtbinden ziyâde Nebîyi halketti. İnsanlara gönderdi. Beni cümlesinin sonu kıldığını bilmiyor musun!” Ebû Ukayl dedi ki: “Evet yâ Resûlallah!”. Resûlullah buyurdu ki: “Benim Peygamberlerin sonuncusu olmamın ne zararı oldu ki, halifelerin dördüncüsü olmasının Alî’ye de zararı olsun! Yâ Ebâ Ukayl! Muhakkak Allahü teâlâ bana; Âdem aleyhisselâmın yaratıldığı vakitten kıyâmete dek îmân getiren kimselerin sevâbını bağışladı. Ebû Bekr’e de benim bâis olduğum vakitten (Peygamberliğim bildirildiği vakitten) kıyâmete kadar gelen ve Ebû Bekr’i seven mü’minlerin sevâblarını bağışladı. Ali bin Ebî Tâlib’e de, Allahü teâlâya Şarkdan garba ibâdet edenlerin sevâbını bağışladı.” Bilâl-i Habeşî rivâyet etmiştir. Resûlullah, mubârek yüzü bedr olan aydan nûrlu olduğu hâlde bizim üzerimize çıkageldi. Abdürrahmân bin Avf karşılayıp, dedi ki, babam ve anam sana fedâ olsun; yâ Resûlallah, bu ne nûrdur. Buyurdular ki: “Rabbimden azze ve celle müjde geldi, kardeşim ve amcamoğlu ve kızımın zevci Ali hakkında ki, Allahü teâlâ o vakit ki, Fâtıma’yı Alî’ye tezvîc etti. Cennet hâzini Rıdvâna emretti ki, Tûbâ ağacını sallaya. Rıdvân da salladı. Tûbâ ağacından, bizim dostlarımızın adedince hüccetler saçıldı. Allahü teâlâ nûrdan melekler yarattı. Her meleğe o hüccetlerden bir hüccet verdi. O hüccetlerde yazılmıştır ki, Mustafâ’nın ve ehl-i beytinin muhib ve muhlîsleri Cehennem’den azâd olmuştur.” Abdullah bin Abbâs, Resûlullah Efendimizden rivâyet etmiştir. Buyurdular ki, “Kıyâmet günü olunca, bütün Peygamberleri bir yere toplarlar. Bir nidâ edici arş altından nidâ eder, yâ Enbiyâ cemâ’ati. Sizi sevenleriniz ile iftihâr edin. Ben Cihâr-ı yârim ile iftihâr ederim.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT