BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Merkel’i hallettik, sıra Çin’de...

Merkel’i hallettik, sıra Çin’de...

“Çin şokunu” atlatmaya başladık gibi, ne dersiniz. Ama her krizin olduğu gibi bu krizin de çok büyük faydaları oldu. Bir kullanımlık “Taa Çin’den gelen Çin malları” ile “kalite” ve pazarlara yakınlık avantajlarımızı kullanarak rekabet edebileceğimizi anlamaya başladık. Dolayısıyla “kaliteli üretim” ve “kaliteli pazarlama” konusu iş dünyamızda daha esaslı olarak gündeme oturmaya başladı.



“Çin şokunu” atlatmaya başladık gibi, ne dersiniz. Ama her krizin olduğu gibi bu krizin de çok büyük faydaları oldu. Bir kullanımlık “Taa Çin’den gelen Çin malları” ile “kalite” ve pazarlara yakınlık avantajlarımızı kullanarak rekabet edebileceğimizi anlamaya başladık. Dolayısıyla “kaliteli üretim” ve “kaliteli pazarlama” konusu iş dünyamızda daha esaslı olarak gündeme oturmaya başladı. Bu vesileyle toplam kalite yolculuğundaki dört safhadan bahsetmeye çalışacağım bugün. Birincisi, geleneksel safha. Bu safhanın en önemli belirtileri yöneticilerin fizikî ve fizyolojik durumlarında görülür. Yöneticiler, “herşeyi kendileri bildiklerine, müşterinin onlar tarafından üretilen ürünleri almaları gerektiğine, her şeyi kendilerinin planlayıp, uygulayıp, kontrol etmeleri ve yeteneklerini kimseye vermemelerinin lüzumlu olduğuna insanların enselerinde devamlı boza pişirmek lazım olduğuna, “verirsin parayı, çalarsın düdüğü, yönetim tarzını ve verdiğim ücreti beğenmeyen çekip gidebilir, elimi sallasam elli mühendis, kolumu sallasam bin işçi bulurum” anlayışının en doğru anlayış ve bu tarzın Türkiye gibi “hayatı kriz” olan bir ülkede en doğrusu olduğuna samimiyetle! inanmaları sonucunda “akbaş” olurlar ve “mide ülseri” normal hastalık olur. Her gün duman çıkan yerlere su sıkarak tüm gayretleriyle çalıştıkları bu safhanın sonunda uyanan yöneticiler ikinci safhaya geçerler. İkinci safha “müşteri”nin farkına varıldığı safhadır. Bu ise uzakların yakın, yakınların yoğun rekabet içinde olduğu küreselleşme olayının fişeklediği değişim rüzgarlarının farkına varmakla olur. Bu değişimi başarıyla yönetmek gereğini hissedenler, önce birinci safhadaki “ben yaptım oldu” tarzındaki yönetim anlayışını sorgulamaya, “insanlara” yani “müşteri” ve “çalışma arkadaşlarına” değer vermeleri gerektiğine inanmaya ve bunu samimiyetle uygulamaya koyulurlar. Bu onları üçüncü safhaya ulaştırır. Üçüncü safha, sürekli iyileştirme safhasıdır. Yönetici beynini, gönlünü, gözünü ve kulağını çevreye açtığı için, etraftan gelen teklif ve önerileri ciddiye almaya başlar. Bunu samimiyetle becerebilenler dördüncü safhaya ulaşırlar. Dördüncüsü yenilikçilik safhasıdır. Bu safha hem kaliteli hem de müşterinin ihtiyaç ve imkanlarının ve de doğal çevrenin “insanî bir yaklaşımla” gözönüne alınarak üretimin planlandığı safhadır. Bundan sonraki safha ise bir “dünya şirketi” olmaya adaylık safhasıdır. Kolay mı öyle Çin ve maçinle başetmek.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT