BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Side Antik Tiyatrosu’nda Timur Selçuk’u ve Burhan Öçal’ı dinlemek

Side Antik Tiyatrosu’nda Timur Selçuk’u ve Burhan Öçal’ı dinlemek

Side antik kentinde gezinirken insan, kendini geçmişin gizemli atmosferine kaptırıyor; şöyle bir tefekküre daldığında, ezelden ebede akışı içinde hissedip derin bir ürperti duyuyor.



Side antik kentinde gezinirken insan, kendini geçmişin gizemli atmosferine kaptırıyor; şöyle bir tefekküre daldığında, ezelden ebede akışı içinde hissedip derin bir ürperti duyuyor. Bu ürpertiyi ben, en yoğun şekilde 2500 yıllık antik tiyatroda hissettim. Tarihin o eski çağlarında burada neler sahnelenmişti. insanlar neler hissettmişti? Nasıl etkilenmişler, ne türlü coşku seline kapılmışlardı? Mehtabın büyüleyici ışıklarını saldığı ılık bir güz akşamında, tiyatronun basamakları arasında gezinip taşlara dokunduğumda bunları anlamağa çalıştım. Hani, “taşların dili olsa, anlatsa!” diye bir söz vardır ya, bu söz, kurulu bir plak gibi içimde döndü durdu. Nafile bir gayretti ama ben, yine de taşların donukluğunda, basamakların kuytularında, “tabiatta hiçbir şey kaybolmaz” yasası gereğince kaybolmayan ama sinip kalan, bünyesinde nice renkli duygular taşıyan sesler aradım durdum. Sonra, kendimce şöyle bir hüküm cümlesi kurdum: Tarih denilen şey, donup kalmış sesler bütünüdür; bu donukluğu gidermek; o seslerin özüne ulaşabilmek için yürek sıcaklığı gerekir. Ama, gelin görün ki, vahşi kapatilazmin her şeyi maddeye dönüştürdüğü; duyguların soğutulduğu; maneviyatın gözardı edildiği günümüz dünyasında böyle derin yürek sıcaklıklarını nerede bulacaksınız? Ayrıca, siz, kendi tarihinizin yansıması olan öz seslerinizi bu antik tiyatronun atmosferine nasıl katacaksınız? Bunları düşündüm durdum garip bir tarihi yalnızlık içinde.. *** Uluslararası feestivaller, genelde turistlere hitap ettiği için yabancı eserlerin sahnelenmesine yönelik oluyor. Side Kültür ve Sanat Festivali Komitesi, anladığım kadarıyla başından beri farklı bir tutum sergiliyor; festival programı çerçevesinde yerli konser ve gösterilere de yer veriyor. Gelenekleşmiş kanaatin aksine; bu, yabancıların ilgisini çekiyor. Festival sırasında verilen Timur Selçuk ve Burhan Öçal konserlerinin gördüğü yoğun ilgi bunun en güzel kanıtı. Türk Müziğinin unutulmaz ses sanatkarı, bestecisi Münir Nurettin Selçuk’un oğlu olan Timur Selçuk, çoğunluğu babasının bestelerinden oluşan şarkıları onun üslubunca okuyunca, dinleyiciler arasında nasıl bir heyecan dalgası oluştuğunu görmeliydiniz. Ruhlar, berrak bir duygu pınarında yıkandı; hafızalar, (pop müziği salgını arasında) mazide bıraktığımız birbirinden güzel ve duygulu şarkılarla tazelendi. Timur Selçuk’a eşlik eden (aralarında kendi kızlarının da bulunduğu) yetenekli genç solistler de konsere renk ve ayrı bir hava kattılar. Konserin ikinci bölümünde Selçuk, kendi lirik ve dramatik bestelerini, o kendine özgü tarzıyla seslendirince heyecanlar sınırları aştı, seyirciler tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Başta darbuka ve davul olmak üzere çeşitli enstrümanları eşsiz bir ustalıkla çalan Burhan Öçal’ın konserinde ise, olağanüstü müziğin etkisiyle yalnız dinleyiciler değil taşlar bile yerinde duramaz hale geldi diyebilirim. Uzun süre yurt dışında kalan, batı müziğiyle tanıştıktan sonra caz ve klasik batı müziği gibi diğer tür ve kültürel gelenekleri kendi müziğiyle harmanlayan Öçal, sahne performası ve halkla iletişim kurmakta ustalığıyla da gönülleri fethetti. Netice olarak diyeceğim şu; bu muhteşem konserler vasıtasıyla bizim sesimiz de antik tiyatronun taşlarına nakşedilmiştir. O ses, artık gelecekte kendisine ulaşılmasını sağlayacak olan sıcak yürekleri bekleme sürecine girmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT