BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gönlü aydınlatan beş şey

Gönlü aydınlatan beş şey

Resulullah Efendimizin Hazreti Ali’ye tavsiyeleri: Yâ Ali! Beş şey gönlü rûşen eder, aydınlatır, karanlığını giderir: İlim meclisinde oturmak. Elini yetîm başına sürmek, okşamak. Seher vaktinde çok istigfâr etmek. Çok yemeyi terk etmek. Çok oruç tutmak.



Resulullah Efendimizin Hazreti Ali’ye tavsiyeleri: Yâ Ali! Beş şey gönlü rûşen eder, aydınlatır, karanlığını giderir: İlim meclisinde oturmak. Elini yetîm başına sürmek, okşamak. Seher vaktinde çok istigfâr etmek. Çok yemeyi terk etmek. Çok oruç tutmak. Yâ Ali! Beş nesne gözün nûrunu arttırır: Kâ’be-i mu’azzamaya bakmak. Mushaf-ı şerîfe bakmak. Anne-babasının yüzüne bakmak. Âlimin yüzüne bakmak. Akar suya bakmak. Yâ Ali! Beş nesne kişiyi çökdürür. Borcu çok olmak. Çok gamı olmak. Kadının nefsi erkeğe erişmek. Çok koku sürünmek. Çok balgam gelmek. Yâ Ali! Şunlar gönlü, kalbi parlatır, münevver eder: Sûre-i ihlâsı çok okumak. Az yemek. İlim meclisine hâzır olmak. Gece namazı kılmak. Yâ Ali! Cennet kapısında gördüm; yazılmış. Her kim hevâsına, nefsine muhâlefet ederse, Cennet onun yeri olur. Cehennem der ki: Yâ Rabbî! Beni neden dolayı yarattın. Allahü teâlâ buyurdu: “Her bahîl ve mütekebbir için” [Cimri ve kibrli için]. Cehennem dedi, ben onlar içinim. Yâ Ali! Allahü teâlânın rızâsı anne ve babanın rızâsındadır. Gadabı onların gadabındadır. Yâ Ali! Kâfir de olsa, komşuna ikrâm eyle. Kâfir de olsa Misafire ikrâm eyle. Anaya-babaya kâfir de olsalar ikrâm eyle. Dilenciyi kâfir de olsa reddetme. Yâ Ali! Her kim şüpheliden yer, dîni örtülü olur. Gönlü siyâh olur. Her kim harâm yer ise gönlü, kalbi ölür ve dîni köhne olur. Yakîni zayıf olur. Duası perdelenir. İbâdeti az olur. Yâ Ali! Mücrim olan kul dua etse, Allahü teâlâ onun helâkını istediği şeyde verir ve meleklere emir eder ki, verin istediği nesneyi ki, onun helâkı ondadır. Sesini kesin. Yâ Ali! Allahü teâlâ kullarından bir kula gadab edecek ise, ona harâm mal nasîb eder. Gadabı çok olunca, bir şeytânı onun üzerine musallat eder ki, onu dünyada meşgûl eder. Dünya işleri kolaylaşır. Dinden uzaklaşır. Sonra o kul der ki, Allahü teâlâ gafûrürrahîmdir. Yâ Ali! Allahü teâlâ bir kulu sever, o kulun duasını geciktirir. Melekler derler, yâ Rabbî bu mü’min kulun duasını kabûl eyle. Allahü teâlâ buyurur ki, “Bırakın benim kulumu. Siz onun üzerine benden dahâ çok mu acıyorsunuz. Ben onun duasını, bana sığınmasını severim. Ve ben alîm ve habîrim.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT