BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayat üniversitesi “Harem-i hûmâyûn”

Hayat üniversitesi “Harem-i hûmâyûn”

Osmanlı Padişahlarının hanımlarına harem denildiği gibi, bunların yaşadığı mekanlara da Padişah Haremi veya “Harem-i hûmâyûn” adı verilmiştir. Padişahın evi için Dâr’üs-Saadet veya sadece “Harem” kelimesi de kullanılmıştır...



Harem’le ilgili, bazı kitaplarda ve bazı dergilerde yayınlanan müstehcen resimlerin aslı esası mevcut değildir. Batılı ressâmların hayallerinin mahsûlüdür. İşin doğrusunu ve Batılı yazarların nasıl meseleyi çarpıttıklarını ise, 1960’lı yıllarda Harem’in restorasyonunda görev alan ve bir Fransız tarihçisi olan Robert Anhegger ile evli olan Mualla Anhegger’den dinlemek icabediyor. Anhegger diyor ki: Padişahın evlatlıkları!.. “Haremin Avrupalıların yüzyıllarca yazıp çizdiği ile hiçbir alakası olmadığını fark ettim. Harem Padişahın dilediği kadınla buluşması için düzenlenmiş bir kurum değil. Mimarisi bile buna göre düzenlenmemiş. Padişahın câriyeleri görebilmesi ve aralarından birini seçebilmesi mümkün değil. Kapılar, daireler, geçişler buna göre planlanmamış... Harem, bir üniversite gibi düşünülmüş. Câriyeler ise öğrenci. Zaten câriyelerin yaşadığı bölümün kapısında “Allahım bize de hayırlı kapılar aç” yazıyor. Ve bu yazı doğrultusunda, çoğu padişah tarafından çeyizleri verilip evlendirilmiş. Çünkü cariye köle değil, cinsel köle hiç değil, bence doğru deyim câriyenin padişahın evlatlığı olduğudur. Ve gerçekten de evlatlık gibi hoş tutulup, iyi eğitildikleri anlaşılıyor. Haremin mimarisi düzenlenirken, burada yaşayan herkesin bir dakika bile boş kalmaması hedeflenmiş olmalı... Harem sanki askerî bir teşkilat. Bu askerî teşkilat düşüncesini haremi restore ederken sık sık fark ettim. Ve sonunda kendimi öylesine kaptırdım ki, kabul edilemez nedenlerle, devlet tarafından yevmiyem kesildiği halde, gün boyu çalışmayı sürdürdüm. Kısacası harem restorasyonundan elime maddi olarak hiçbir şey geçmedi, ama karanlıkta kalmış bir kurumu, el yordamıyla da olsa kavramayı başardım. Son derece terbiyeliler... Haremdekiler son derece iyi yetişmiş, terbiye edilmiş, zeki ve yetenekli kimseler. Yalnızca güzel değil, aynı zamanda zeki de olanlar devlet kademelerinde yükselmek istiyorlar. Bunda şaşılacak, ya da ayıplanacak bir yön göremiyorum. Kendilerine güvenen erkekler gibi, haremin kadınları da şanslarını sonuna kadar zorluyorlar. Sanılanın aksine, yükselmek için dünya güzeli olmaya gerek yok. Kendisine verilen eğitimi en iyi özümsemiş olan, güzel yazan, güzel konuşan bu yarışa avantajlı başlıyor...” Ne diyelim, Topkapı Sarayı-Harem Dairesini ziyaret eden yerli ve yabancı turistlere yanlış bilgi veren “Mihmandar”lara duyurulur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT