BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çoğu gitti azı kaldı

Çoğu gitti azı kaldı

Üç sene önce kamuoyu kıvranırken, “Ne olacak bu istikrarsızlığın sonu” deniyordu. O gün için derdimize derman olacak reçete istikrardı:



Üç sene önce kamuoyu kıvranırken, “Ne olacak bu istikrarsızlığın sonu” deniyordu. O gün için derdimize derman olacak reçete istikrardı: Çoğumuza göre zordu ama bir tek parti iktidarı olsaydı, yeme de yanında yat gibi birşey olurdu. Yine zordu ama hele bir de çoğunluğu olursa.. Dertlerimiz tez zamanda biterdi. Yine o günlerde bize yapılan telkinlere göre, sıkıntımız karar alamamaktı. Koalisyon vardı, herkes bir tarafa çekiyordu, bir türlü karar alınamıyordu. Karar alınamayınca işler sarpa sarıyordu. İstikrar nasıl sağlanacaktı. O kadaaaar parti nasıl biraraya gelecekti. Acaba merkez sağ mı birleşseydi, ikisi yetmezse bir üçüncü partiyi de aralarına mı alsalardı.. Oyların bölünmesi nasıl önlenirdi vs. Sonra nasıl olduysa oldu sandıktan tek parti iktidarı çıktı. Eeee, Türk Milleti’nin de nihayetin de bir sabrı vardı.. Sabrederdi, ederdi, ederdi, ama bıçak kemiğe dayanınca yumruğu masaya vurup milli iradesini tecelli ettirirdi. Şimdi yine aynı karamsar insanlar oturmuş kara kara düşünüyor. Yahu iyi de bu iktidarın alternatifi yok.. Muhalefet yok.. Muhalefetin yedeği ikinci bir muhalefet yok.. Hani biz küsersek kime oy vereceğiz hesabı.. Belki de seçenekler olmadan milli irademizi nasıl tecelli ettireceğiz, demek istiyorlar. ..... Ben, bize fazla iş düşmediğini farkettiğim zaman 30 yaşındaydım. Geç kaldığıma değil, bu kadar kolay aldatılabildiğime daha çok üzülürüm. Sık sık ağzımdan bana ne, bize ne diye kaçırmamın sebebi bu. Bize düşen fazla birşey yok. Etliye sütlüye karışmadan gidip gelmek.. Başkalarının hesabını uzaktan seyretmek -şimdilik-bulabildiğim en az zararlı yol. ... Yine çok güzel milli iradeler tecelli eder, dirayetli adamlar geliiiir- gider. Adını koymakta bile zorlandığımız dertler çözülür. Biz de çözüldükten sonra isim buluruz. O zaman nasıl deriz, bilmiyoruz.. Güneydoğu sorunu mu deriz, terör belasıydı mı deriz. Kürt-Türk kardeşliği mi deriz, birşey deriz ama rahat deriz. Zorlanmayız bugünkü gibi. Ermenistan’la kapıları açarız. Bugün zor görünüyor, yarın geriye bakınca zorluktan aklınızda ne kalacak ki.. Gülümseyerek mahkeme kararıyla şu üniversiteden bu üniversiteye kaydırılan konferansı hatırlayacaksınız. > Bakın efendim.. “Bakın efendim”li cümleler ve fotoğraflar vardır. Şu toplantıda bu toplantıda papazı, hahamı, imamı yanyana çekilir.. Güya mesaj verilir, “Bakın efendim bütün dinlerin temsilcileri..bu tophlantıda..hem de gülümseyerek..” Uluslararası bir broşür hazırlanacaksa kilise ile cami yanyana görüntülenir.. Yine altına, “Bakın efendim bütün dinlerin hoşgörü içinde..”yle başlayan bir satır yazılır. Kürt -Türk kardeştir, denir. Ermenilerden söz açılınca, “Onlar eskiden tebayı sadıka”dıyla söze başlanır. Bu satırlar, bu resim ve fotoğraflar kimin içindir? Ve niye sadece burada olur. Başkaları böyle resimaltı yazma ihtiyacı duymaz. İki de bir kardeşsiniz, kardeşiz, kardeşler deniyor. Üstelik kimse kimse ile kardeş olmayı filan da beklemiyor. Çözüm bekliyor. Kimden bekliyor, derseniz işin o kısmından çok emin değilim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT