BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Burası Türkiye!..

Burası Türkiye!..

Elinizdeki de Türkiye Gazetesi...Burayı tercih etmemim sebebi düşündüğümü yazabilmem ve niye öyle düşündüğümün okurla benim aramda kalması.Kimsenin “biraz da şöyle düşünsen” demediği yer burası. Burada asla “sen de fazla düşünüyorsun” hesabı olmaz. Bu hafta da oturdum ve sizler için “kıyam sonrası işsizler kahvesi” manzarası arz eden Cicitürk’ü düşündüm.



Kimi beğensem üç maç yaşıyor. Çok beğendiklerim de o kadar bile yaşamıyor. Mesela bir beğendim, Ziya gitti. Oradan oraya da gitmek üzere sanki. Giray gitti. Şenol gitti. İkisi de taze ve aynı hafta gitti. Beğendim. Rıza kapıya yakın. Kalpar gidiyor. Beğendiklerimden Şaban Yıldırım ve Adnan Şengör de gitti. Feyyaz zaten gidiciydi. Hikmet Karaman ve Güvenç Kurtar çoktan gidik. Daum ve Gerets dışında herkes gidebilir gibi. Güvenceli görünen iki Türk var ortalıkta sadece. Ertuğrul Sağlam ve Aykut Kocaman. Bir de İkinci Lig’in sağlamı Raşit Çetiner. Ama burası Türkiye... Bu da Türkiye Ligi... Diyarbakır hoca aramaya başlamış bile. Malatya bir hoca daha değiştirmezse, dünya değiştirmek üzere. Hikmet Tanrıverdi hiç istemez böyle şeyleri ama, 7. haftaya üçüncü hocayla girebilir mi? Hani şu Beyoğlu semtinde Yeni Melek Sineması’nın yanında bir “artistler kahvesi” vardır. Rol bekleyen sinema emekçileri hala orada bekleşir. Bir de amele pazarımız vardır. Günlük yevmiye peşinde iş bekleyenlerden oluşan. Hocalara iş bulma kurumuna dönen “Digitürk Dinlenme Evi”, işsiz kalan hocalara kucak açmaya devam ediyor. Futbola yayıncı kuruluş, hocalara yardımcı kuruluşa döndü zaten. Şenol ve Ziya ve hatta Giray sanmıyorum ki düşkünler evine gelsinler. Duyduğuma göre Metin Yıldız’ın yerine de göz dikenler varmış. Çok yakında nur topu gibi yeni yorumcularımız olursa hiç şaşırmayın. Dedik ya burası Türkiye... Ya Herru ya Perru!.. 17 yaş grubumuz iyi oyun ve teknik beceriyi turnuva bilinciyle soslamış. Zorla başlamış gibi giriştiler turnuvaya, gittikçe kolaylaştırarak galibiyetler alıyorlar. Gençlerin de gençleri, toyluk değil tecrübeyle donatılan kadrolarıyla geleceğe geliyor. Onların gelişini dikkatle izleyen ve bekleyen Fatih Terim’in ağzının suyu akıyor. Önce Abdullah Avcı’yı yanaklarından öpecek, sonra da bu kadroyu yağmalanmadan 21 Yaş Altı grubuna teslim edecek. Allah’tan bu gençleri burada fazla kolaylıkla harcayamayacağız. Çünkü bizden daha iyi anlayanlar tarafından, çoktan uzun uzun sözleşmelerle Avrupa takımlarına bağlanmışlar. 90’lı yılların başında Akdeniz Oyunları Şampiyonu olan ümitler, Avrupa Şampiyonu olan gençlerden gelmiş ve şimdilerde nesli tükenmek üzere olan A Milli Takım’ın örnekleri olmuşlardı. O kadroyu Fatih Terim ortaya çıkarmıştı, Şimdi fosillerine kadar kullanıyor. Eğer 18 kişilik lig kadrosuna ikiden fazla altyapı genci alma ve en az ikisini oynatma zorunluluğu getirmezsek bu nesli de yok ederiz. Tıpkı arada gelen Kemal, Mahmut Hanefi, Servet ve Beyhan’ı yok ettiğimiz gibi. Sporvizyon Dün gecenin geç saatlerinde MHK Başkanı Ufuk Özerten’e çok direk sorular sordum Kanal A’da. Canlı yayına getirmeyi başardım ve bir hayli de terletmeye niyetliydim. Her şeyi sormaya niyetliydim. Ama bu yazıyı yazarken ne cevaplar alacağımı ben de merak ediyordum. Çünkü baskı yayından bir kaç saat erken olmak zorundaydı. Haftaya paylaşırız. Sepet topu skandalı!.. Basketbolu çok iyi bilmiyorum ama seyretmeyi seviyorum. Hiç anlatmadım. Son olayları bilgilenmek amacıyla kurcalarken, iki önemli isimden feyz aldım. Biri Bilgin Gökberk. Eleştirirken sempatik olmayı hiç zorlanmadan başaran dostum. Geçen hafta içi yazdığı bir yazıda, bana sorunun içini kabak çiçeği gibi açtırıverdi. Diğeri Deniz Gökçe. O da, “12 Dev Adam başarısı diye sunulan bir kandırmacadır. İstanbul’daki Avrupa ikinciliği şike ile gelmiştir” dediği yazısında, 23 sayı gereken Çek maçına dikkat çekti. Bir de programıma konuk olan Mahmut Kulein’in federasyonla kavgalı ve davalı olması nedeniyle yaptığ zehir zemberek açıklamalar. Diğerleri zarif ama Kulein’in baltası dışarıdaydı. Basketbol, halter dahil ferdi sporlar kadar karmaşık... Öcal Abi ‘O’ kim? Sayın Öcal Uluç abim.. “Çok güzel” yazında, çok net bir biçimde birisinin altını çizmişsin. Aslında altını değil de, üstünü çizmişsin. Üstüne bir çarpı koyup atıvermişsin “O”nu. Şimdi hepimizin kafasına kurt düşürdün. Tamam ben buluyorum da, bilgisi sınırlı olanlar bana soruyor, “sen bilirsin” diye. “O” kim? Oturmuyor, koşuyor!.. F.Bahçe takım olarak “oturdu” deniyor. Sözlü ve görüntülü yorumlar, hatta yazılar bu kelimeyi taşıyor. Kastettikleri “yerine oturmak” şeklinde bir takım olmayı kastediyor. Ama son haftalardaki F.Bahçe’ye “oturdu” kelimesi pek yakışmıyor. Şimdi “koşan” bir düzenleri var. Üstelik son 15 dakikalarda bayağı da iyi “koşuyorlar”. > POST-İT Yenip duruyor ve destek pankartlarını da buldu ya, artık Daum’u susturabilene aşk olsun. Çenesine vurdu yine. O gömlek istemiş, başkan takım elbise almış. Lig de adaletli değil. (Mircea Lucescu) İdrar makyavelizmi!.. Yeni bir meydan okuma şekli oluştu. “İsteyene, istediği yerde, istediği kadar işerim.” Halter camiası darmadağın ve böyle meydan okuyor. Güreşçiler aynı cümlelerle meydan okuyor. Basketçimiz ise kellik ilacından mâdur. En okumuş kesim “kelin başına sürecek merhemi yok” gibi kaosa katkıda bulunuyor ve yangına ispirto ile gidiyor. Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın hassasiyetini ve mertçe gelmeyecek madalyaya nasıl kör baktığını çok yakından tanıdığım için iyi biliyorum. Ama öyle bir ödül yönetmeliği var ki; “Her yolu mübah kılan bir makyavelist felsefeyi” nasıl da körüklüyor. Cehalet ya da bilerek, ne derseniz deyin, iki dakikada şan + şöhret + araba + ev + altın ve + nakit para... Gel de yoldan çıkma. Kara mizah!.. Ata’nın annesine “ekstaziyelerini” bildirenlerin en çok merak ettikleri konu şu: Semra hanım, “Şehit Anaları Vakfı” kuruluşuna üyelik başvurusu yapacak mı? Ya da rahmetli Türk gencini, bir “reyting şehitliği” kurdurup oraya naklettirecek mi? Nasılsa bu tür programlar devam ediyor ve inşallah daha çok cenazemiz olmaz. S-ÖZ Bu haftaki S-ÖZ köşesi bir kaç taneden oluşuyor. Ortaköy’de “Yazarların Evi” adındaki bir cafe-restoran mönü listesine bir dünya sığdırmış sanki. Mesela... SÖZ Bilirsiniz sözümde hep durmuşumdur duracağım Sevgilime söz verdim ben 20 yıl yaşayacağım Düşmanlarım sevinmesin 20 yıl sonra yok diye Belli değil 20 yıla ne zaman başlayacağım Bir başkası Sanatçının kafası; kepengi hiç indirilmeyen dükkana benzer. Bu nedenle, emekliliği defin ruhsatıdır. Bir diğeri Bir büyük harfi Ne kadar küçük yazarsan yaz O harf yine büyük harftir Bir tane daha Gazeteci; erkeğin “kötü yola” düşmüşüdür!.. > Daum: - Podolski. Yıldırım: - Podolski mi, o da kim? Yıldırım: - Appiah. Daum: - Appiah mı, o da kim?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 117235
    % 1.81
  • 3.7784
    % -0.72
  • 4.6204
    % -0.74
  • 5.2799
    % 0.22
  • 161.959
    % -0.71
 
 
 
 
 
KAPAT