BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zamane bedduaları

Zamane bedduaları

> Avrupa’nın gözü önünde suçluya haklarını okurken sesin kısıla... > Kaybedeceğini bile bile seçim isteyesin, hemen gidile... > Avrupa’ya hoca bakmaya giderken kapındaki Rıza’dan olasın... > Boşanma davanı Adana Adliyesi’ne vereler e mi?...



> Avrupa’nın gözü önünde suçluya haklarını okurken sesin kısıla... > Kaybedeceğini bile bile seçim isteyesin, hemen gidile... > Avrupa’ya hoca bakmaya giderken kapındaki Rıza’dan olasın... > Boşanma davanı Adana Adliyesi’ne vereler e mi?... > gündemin kırıntıları... Washington Post gazetesinin araştırmasına göre, Amerikalılar gelin - kaynana programlarına akıl erdiremiyormuş... “Bush -Semra Hanım, Ata da Saddam” dersek anlarlar belki... bizimkiler... (Bizimkiler Takıntı Raporu -3...) Hasan Abi: Sigara içmediği halde çakmak taşımak...Kibritle sigara yakılacak ortamda hemen çakmağını uzatmak... ... Ömer Abi: Kafayı tavana çarpma tehlikesine karşı arabaya önce vücudunu, sonra bacaklarını sokmak... ... Dündar Abi: Akşam çıkarken “bilgisayarı kapattım mı acaba” diye asansörden masaya dönmek... Her dönüşte kapatmış olduğunu görmek... ... Mehmet Abi: Sigarayı küllüğe söndürdükten sonra parmak uçlarına üflemek, sonra kokuyor mu diye burnuna götürmek... ... Sırrı: Beldeki silahı yoklar gibi, cep telefonu kılıfını yoklamak... Her seferinde telefonla konuşurken “Telefon nerde” paniğine kapılmak... itiraf reyonu (isim: samet a... şehir: istanbul... yaş: yirmiüç...) Kız arkadaşım benden soğusun diye bir haftadır saç-baş karışık, çapulcu bir vaziyette dolaşıyorum... Ne yapayım, daha bir aydır beraberiz ve üç haftadır evlilikten söz ediyor... Sanırım umudunu kesecek... *** (isim: hasi... şehir: istanbul... yaş: ondokuz...) Rezillik nedir?... Hava atmak için topun kaçtığı balkona çıkarken, yere çakılırsınız... Sizi karşı balkondan seyreden kızın kahkahaları arasında koşarak eve gidersiniz... *** (isim: eylem... şehir: ankara... yaş: yirmi...) Sıkıcı banka kuyruğunda beklerken, bir kadının yandan kuyruğa dahil olduğunu gördüm... “Hanfendi n’oluyor lütfen sıraya” diye çıkıştım... “İki saattir buradayım, uyuma” diyen kadına ve gülüşmeleriyle ona destek olan diğerlerine rezil ve eğlence oldum... tuzaktan kumanda (STAR - Paparazzi...) MUHABİR: Sevdiğiniz için din değiştirir misiniz?... TUĞBA ÖZAY: Hayır kesinlikle din, dil, ırk, renk değiştirmem... *** (SHOW - Mobil Hayat...) SUNUCU: Beklediğiniz teknolojik yenilik var mı?... TUĞBA EKİNCİ:Yollar kendiliğinden gitsin istiyorum... *** (KANAL D - Hayaller Gerçek Oluyor...) YARIŞMACI KIZ: Çikolata yemek kaşığı ile yenir mi, böyle görgüsüzlük olur mu?... tebeşir tozu “-Hükümetler ve kocalar yanıldıklarını hiç bir zaman kabul etmezler...” (...Balzac) hayata dair... Bilmem hiç sabahın erken saatlerinde güneşin sudaki yansısını ilgiyle izlediniz mi?... ... Nasıl olağanüstü bir yumuşaklığı vardır ışığın ve nasıl karanlık sular kımıl kımıldır... ... Ağaçların üzerinden gördüğünüz çoban yıldızı gökteki tek yıldızdır... Hiç böyle şeylerle ilgilendiniz mi?... ... Yoksa günlük işlere kendinizi öyle kaptırmış olduğunuzdan, dünyanın onca güzelliklerini unuttunuz ya da hiç tanımadınız mı?... ... Bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz?... Bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir evcil hayvanı sevebilir misiniz?... ... Size hiç bir karşılık vermese, gölgesinden de yararlanmasanız, arkanızdan da gelmese, size bağımlılık da duymasa gene de sevebilir misiniz?... ... Çoğumuz böyle bir sevgiye kapalıyız, çoğumuz bu biçimde sevemeyiz, çünkü sevgi bizim için her zaman, kaygıyla, tedirginlikle, kıskançlıkla, korkuyla çevrelenmiştir... ... Yalnızca sevip sevgiyi orada bırakmak istemiyoruz, sevip de sevmekle yetinemiyoruz, sevgimize bir karşılık bekliyoruz... ... Bu isteğimizle de başka bir kimseye bağımlı olmuş oluyoruz... İşte bunun için sevin ve bununla yetinin... ... Sevgi bir tepki değildir. Eğer siz, “Beni severseniz, ben de sizi severim” diyorsanız bunun adına ticaret derler, alış veriş derler... Sevmek karşılık beklememektir. (...Krishnamurti) temelin yeri Laz ve Kastamonulu konuşuyormuş... Söz şehir isimlerinden açılmış Temel, “Kastamonu nerden geliyor” diye sormuş, arkadaşı anlatmış; “-Osmanlı beylerinden biri Kastamonu kalesini kuşatmış... Surların etrafında dolaşırken, kalenin burçlarında prensesi görmüş ve aşık olmuşlar... Bunu öğrenen gaddar baba ‘Nasıl bir Türk beyine aşık olursun’ diye atmış onu burçlardan aşağıya... Hınçla dolan beyimiz de kaleyi o sabaha kalmadan ele geçirmiş, prensesin babasını karşısına çekip, ‘Bre gaddar, kastın neydi Moni’ye” deyip onu da atmış surlardan aşağı... İşte bu kastınneydimoniye, zamanla Kastamonu diye değişime uğramış...” Laz hayretle dinlemiş... Arkadaşı, “Peki sizin Rize’nin ismi nerden geliyor” diye sormuş... Laz da anlatmış: “-Temel ile Fadime bir gün deniz kıyısına gitmişler... Temel yüzmek istemiş ve atlamış denize... Kıyıdan iyice açılmış... Fadime de endişelenip bağırmış ‘ula Temel, fazla uzaklaşma, bak hava kötü, boğulursun sonra’ diye... İşte bundan dolayı şehrin adı da Rize kalmış...” > S.Ö.Z. der ki; “-Erkeklerden zeki olduğunu iddia etmeyen her kadın, erkeklerden zekidir...” (...İnanır mısınız, her konuda, hiç zorlanmadan söyleyebiliyorum dediği müthiş S.Ö.Z.leri...) sanatik kritik “-Biraz deli dumrulluğum, biraz haksızlığa tahammül edememe durumum var... O yüzden istesem de prenses, kraliçe olamıyorum...” (...Seda Sayan) politik kritik “-AB içinde fanatizmin kurbanı olanlar var. Havanda su dövenler, ön yargılarından kurtulamayanlar, Türkiye’ye şaşı bakanlar var...” (...Tayyip Erdoğan) sportik kritik “-Her şeyin sorumlusu bu yönetimmiş gibi gösteriliyor... Ama şunu herkes iyi bilmeli, G.Saray için en iyi yönetim şu anki yönetimdir...” (...Ergun Gürsoy) bugünün buluşu İlk kez bir mesele konuşulurken olaya sonradan dahil olup mevzuyu anlamayan biri için “Fransız kaldı” benzetmesi yapıldı... (02.10.1970 - Ö.Hırçın’dan...) Şifa Yemek Öğle Menüsü > Şehriye Çorba... > Fırın Tavuk... > Pilav... > Salata...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT