BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > ‘İmtiyazlı ortaklık mandacılık getirir’

‘İmtiyazlı ortaklık mandacılık getirir’

TGRT HABER TV’de yayınlanan Baş Başa programına katılan Avrupa Birliği Uzmanı Can Baydarol: “İmtiyazlı Ortaklığın kabul edilmesi durumunda Avrupa Birliği’nin mandası olmayı kabul etmiş bir pozisyona düşersiniz. Bu da kabul edilemez.”



İSTANBUL- TGRT HABER TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu Baş Başa Programının bu haftaki konuğu, Bilgi Üniversitesi Öğretim üyesi ve Avrupa Birliği Uzmanı Can Baydarol oldu. Mehmet Soysal’ın Türkiye’nin Avrupa Birliği Süreci hakkındaki sorularını cevaplayan Can Baydarol; Avrupa Birliği’nde bir kesim, Türkiye’nin müzakere masasından çekilmesi için çeşitli bahaneler ortaya atıyor” dedi. Soykırım provokasyonu Baydarol sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye’yi üyelik yolundan çıkarmak için ortaya atılan bahaneler resmi belgelerde de yerini alıyor. Avrupa Parlamentosu’nun aldığı Ermeni Kararı son beş yılda, beş defa alındı. Avrupa Parlamentosu istediğini söylesin. Biz de onlara on mislini söyleriz ve gerektiğinde de cevabını veririz. Bu konuda asıl önemli olan Müzakere Çerçeve Belgesi’dir. “ Orhan Pamuk’un yargılanması konusuyla ile ilgili olarak Olli Rehn’in, ‘Bu bir provokasyondur’ açıklamasını hatırlatan Baydarol; “Türkiye’nin Ermeni Konferası’nı tüm zorluklara karşı düzenlemesine rağmen, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı bu karar gerçek provokasyondur. Türkiye’yi birlikte görmek istemeyenler, son saniyeye kadar bu tür oyunlarına devam edecektir. Ama burada asıl önemli olan 3 Ekim’i belirleyecek Müzakere Çerçeve Belgesi’dir. Eğer Müzakere Çerçeve Belgesi’nde, Sözde Ermeni Soykırımı’nı tanıma ile ilgili bir husus önümüze getirilirse o zaman masadan kalkmamız gerekir” dedi. İmtiyazlı kabul edilemez Türkiye’nin tam üyelik dışında herhangi bir formülü kabul edemeyeceğini söyleyen Can Baydarol; “Özellikle İmtiyazlı Ortaklık kesinlikle kabul edilemez. Çünkü bu egemenlikle ilgili bir sorundur. Tam üyelik; AB’nin egemenlik sahasını paylaşmak için, daha alt seviyede kalan bazı ulusal egemenlik sahalarından vazgeçmektir. Bu tam üye olduğunuzda böyle olur. Ancak İmtiyazlı Ortaklık olduğu zaman, karar alma masasında ne kadar oturacağınızı bilemediğiniz, hukuk sisteminin ne kadar parçası olacağınızı göremediğiniz, bütçesini anlayamadığınız bir sisteme girmiş olursunuz. İmtiyazlı Ortaklığın kabul edilmesi durumunda Avrupa Birliği’nin mandası olmayı kabul etmiş bir pozisyona düşersiniz. Bu da kabul edilemez” diye konuştu. Tavrımız net, ek şart yok Türkiye’nin çok net bir şekilde tavrını sergilediğini söyleyen Baydarol; 2 Ekim’de düzenlenmesi düşünülen gayri resmi dışişleri bakanları toplantısı, kesin tavrımız üzerine, resmi bir toplantı olarak düzenlenmesi kararı alındı. Burada konuşulacak tek konu Türkiye ve Müzakere Çerçeve Belgesi olacak. Türkiye’nin üyeliği son kez konuşulacak, son tartışmalar yapılarak net bir karar ortaya çıkacak. Özellikle 17 Aralık 2004 kararının da gerisine düşecek ve ek bir ön şart getirebilecek herhangi bir şey metne girdiği zaman Türkiye’nin masaya oturmayacağı da çok net bir şekilde görülüyor” şeklinde konuştu. AB sözünde durmazsa... Avrupa Birliği’nin, 17 Aralık 2004’te verdiği kararın hükümet ve devlet başkanlarının oy birliğiyle alındığını belirten Baydarol; “Müzakerelerden hayır çıkması halinde verdiği sözde durmayan AB, güven ve samimiyet meselesiyle karşı karşıya kalacaktır. AB bütün dünyada güven erozyonuna uğrayacaktır. AB’nin ‘hayır’ kararı alması uluslar arası arenada prestij kaybetmesine sebep olur” dedi AB, ‘Birlikte Yaşamayı Becerebilme Felsefesi’ üzerine kurulmuştur diyen Can Baydarol sözlerini şöyle sürdürdü; “Avrupa Birliği bir başka deyişle barış ve barışın getireceği süreci paylaşma projesidir. Hıristiyanlığından dolayı bu değerlerden vazgeçen Avrupa Birliği’nin, Türkiye’yi Müslüman olduğu için üyeliğe almaması halinde kendi kuruluş gerekçesine ters düşer ve temelleri sarsılır.” Türkiye’ye muhtaçlar Dünyada söz sahibi olmak isteyen Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye muhtaç olduğunu vurgulayan Baydarol; “Bütün Avrupa ülkeleri güvenlik tüketicisiyken, Türkiye tek başına güvenlik üreten bir ülkedir. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlık haklarına saygı gibi değerleri içimizde barındırıyoruz diyen Avrupa Birliği bu değerleri Hıristiyan değerleri haline getirirse medeniyetler çatışmasını ayrımcılık yaparak ateşlemiş olur. Çünkü bu değerler tüm insanlığın değerleridir” diye konuştu. İstikrarsız bir Türkiye bütün dünyayı etkiler Avrupa Birliği Uzmanı Can Baydarol, 3 Ekim’de olumsuz çıkacak bir kararın Türkiye’deki istikrarı bozacağını belirterek şunları kaydetti: “Bugüne kadar sadece ‘Türkiye’nin AB’ye ekonomik olarak ne kadar maliyeti olur’ penceresinden bakıldı. Ancak asıl önemli olan Türkiye’siz bir Avrupa Birliği’nin neler kaybedeceğidir. Türkiye bulunduğu bölgede istikrar ihraç edebilecek tek ülke konumundadır. İstikrar ekonomidir, insan haklarıdır, hukukun üstünlüğüdür, bireyin temelinde olduğu yeni bir yapılanma modelidir. Dünyada istikrarsızlık ithal eden bölgelerin istikrara kavuşması sayesinde tehdidin en alt seviyeye indirilmesi gerekir. 11 Eylül’den sonra ben sadece kendi ülkemin istikrarıyla ilgilenirim başkasının istikrarı beni ilgilendirmez düşüncesi ortadan kalktı. Dünyanın en istikrarsız bölgesinde bulunan Türkiye, istikrarsız bölgelere istikrar ihraç edebilecek tek ülke konumunda olmasından dolayı Avrupa Birliği, üyeliğe kabul etmek zorundadır. Dolayısıyla Türkiye’deki muhtemel istikrarsızlık, dünyanın problemi haline gelir” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT