BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlerin 50 dolarlık petrol vurgunu

Devlerin 50 dolarlık petrol vurgunu

Dünya ekonomik konjonktürü, yeni paylaşımların ve nihai paylaşımların alt yapısını oluşturacak şekilde gelişiyor.



Dünya ekonomik konjonktürü, yeni paylaşımların ve nihai paylaşımların alt yapısını oluşturacak şekilde gelişiyor. Bu altyapı çalışmasında dünyanın en stratejik konumunda olan ülkemizi yöneten kadro ise her nedense tüm bunları görmemek için direniyor. Oysa istikrarsızlığın doruğuna sürüklenen Türkiye’deki iç kargaşa ve giderek bulandırılan siyasetin nedenlerini yöneticilerimiz, dünya ekonomisinde yerine oturtulan bu dengelere gözlerini açarak çok kısa zamanda bulabilirler. Şimdi bunun en çarpıcı örneğini 22 Mart 1998 tarihli “AZAMİ ÇIKAR ASGARİ İSTİKRAR” ana başlıklı yazımla vermek istiyorum. Dünya ekonomi devlerinin hedeflerini, yolun üzerindeki ülkelerin nereye, hangi enstrümanlarla nasıl yönlendirildiğini, o tarihte şu şekilde kaleme aldığım tarihi belge niteliğindeki yarınki oluşumlara yönelik gerçekleri anlatımımı bir yılı aşkın bir zaman sonra aynen aktarıyorum: TRENİ KAÇIRAN TÜRKİYE Asya kapısının anahtarına sahipken kendi konumunun farkında bile olmayan Türkiye, Avrupa’nın kapısının önüne iteklenip üstelik Avrupa kapısını bile açmazken iyice dilenci konumuna getiriliyor. Hâlâ Gümrük Birliği-Kıbrıs’taki stratejik dengeler ve bunu bozan füze tehditleri ile Avrupa girdabına iteklenen Türkiye’ye karşı ne Almanya çıkarsız yumuşar, ne İngiltere-Fransa ihalesiz yaklaşır ne de İtalya sosyal platformun altına sakladığı ekonomik girdi hesabını keserek bakar. Dünya tam yollarını doğuya yöneltirken Türkiye Avrupa’nın tükenmişliğinin ortasına atılıp iyiden iyiye çantada keklik durumuna sokuluyor. Dünya ticaretinden pay kapma yarışında yaya kalan Türkiye’ye önemli bir tren daha kaçırtıldı. SÜPER GÜÇLERİN PETROL VURGUNU Sanayinin alt yapısı olan petrol ve enerji dünya sermayesini yönlendirenlerin birinci hedefi olarak göze çarpıyor. 1970’li yılların OPEC petrol krizinin ardından, OPEC bu güne kadar geçen süre içerisinde tamamen kontrol altına alındı. Dolar/Mark paritesinin yükseliş ve inişlerine endekslenen petrol fiyatları kamuoyunun gözünden kaçan sinsi bir strateji ile düşürülüyor. Asya krizi ile beraber 1.80’li bölgelerin üzerinde tutulan parite öncelikle Asya kaplanlarının şirketlerinin ucuza kapatılmasında değerlendiriliyor. Asya’daki şirketlerin ucuza kapatılıp altyapısı hazırlanma süresinde petrol fiyatları varil başına 21.5 dolardan 12-14 dolar arasına çekildi. 1997 Kasım ayında OPEC’e kotaların yükseltilmesi yönünde karar aldıran dünya sermayesini yönlendirenler böylelikle fiyatları düşürme stratejilerini başarıyla hayata geçirmişlerdi. Şimdi de ikinci düşüş dalgasını başlatma düğmesine bastılar. Suudi Arabistan’ın 16 Mart 1998’de yapılan OPEC toplantısında kota kısıtlamasına karşı olduğunu açıklaması varil fiyatını 10 doların altına taşıyacak etkiye sahip. Suudi Arabistan’ın istemeyerek yaptığı bu açıklama körfezin acı diyeti olarak göze çarptı. Parite 1.80’li bölgelerin üzerindeyken gerçekleştirilecek petrol anlaşmalarında kaba bir hesap yapıldığında dünya sermayesini yönlendirenlerin varil başına en az 20 dolar kazanç elde edeceği kesindir. İşte 14 ay önce yazdıklarım ve bugünün gerçekleri... Bu zaman zarfında görüldü ki FED, faiz politikasıyla dünyada suni bir kriz oluşturdu. Bu kriz çerçevesinde parite 1.84’lerden 1.60’lara kadar düşürüldü. Bu da petrol fiyatlarının 9 dolarlara gerilemesiyle aynı tarihlere denk getirildi. Parite ve petrol fiyatlarında bu düşürülüş ABD’li büyük işadamlarına yaradı. Buffet başta olmak üzere bu dünya zenginleri açıklamalarında Nisan kontratı ile paritenin 1.60’lı bölgelerinden yaklaşık 9 dolara milyonlarca varil petrol stokladıklarını resmi bilançolarında tüm dünyaya anlatıyorlardı. Ne tesadüftür ki geçmişte petrol fiyatlarının düşmesine sebep olan kotaların yükseltilmesi kararını alan OPEC bir anda kota kısıtlaması kararı ile 5 ay içinde petrol fiyatlarında % 100 yükselişe sebebiyet verdi. Tam 14 ay önce varil başına en az 20 dolar kazanç elde edileceğini iddia etmiştik. Ama bugün yaklaşık varil başına 50 dolarlara varan bir kazancın elde edildiğini ispatlı bir şekilde görüp Türkiye adına kahroluyoruz. TÜRKİYE HÂL AMBARGO PEŞİNDE 1991 Körfez krizi ile beraber ABD Ürdün’ü ambargoda muaf bırakarak bize Yumurtalık petrol boru hattını kapattırıp yönü Ürdün’ün Akabe limanına çevirmişti. Irak’a ambargo uygulanıyor görüntüsü ile bizi kandıran ABD, aslında Irak’ın Akabe limanından dünyaya petrol sevkiyatı yapmasına izin veriyordu. Bu uygulama Amerikan senatosunun tutanaklarına da geçtiği üzere bazı senatörlerin kendi aralarında tartışmalarına sebebiyet vermişti. Bu tartışmanın özünde bunu Türkiye’ye nasıl açıklarız telaşı yatıyordu. Oysa Türkiye o gün olayın vahametine ve dünyaya kapattığı gözlerini bu gün petrol fiyatları 17 dolara çıkınca hafif aralayıp 35 milyar dolarlık kaybını aramak üzere BM’nin kapısını nafile bir çabayla çalıyor. Bize de üzülerek geçmiş olsun demek kalıyor. Bütün bu anlatılanlar çerçevesinde dünya ekonomik ve politik stratejisinden bilgisiz yöneticilerin ülkeyi düşürdükleri durum ortadayken, ülke ekonomisini zincirleyen vergi kanunları ile ilgili pişmanlık yasası çıkarılmışçasına evelki gün TOBB başkanı Fuat Miras’ın da katıldığı acı itiraflar zincirinin devamı göz önüne alınırsa bu günkü lider (!) çizgisi ile hiçbir yere varamayacağımız, aksine daha çok çıkmaza gireceğimiz aşikardır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT