BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Geri dönüş yok

Geri dönüş yok

Ali Babacan, AB ile müzakerelerin 3 Ekim’de fiilen başladığını hatırlatarak, “Turnikeyi geçtik. Geri dönüşü olmayan bir süreçteyiz. Bu katılım süreci tamamlandığında Türkiye çok farklı bir ülke olacak. Bizi izlemeye devam edin” dedi.



> Sibel Tokgöz ANKARA- Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, 3 ekim tarihinde fiilen başlayan AB sürecinden geri dönüşün sözkonusu olmadığını söyledi. Babacan, “Müzakere süreci tamamlandığında bambaşka bir Türkiye göreceksiniz. Bizi izlemeye devam edin” dedi. Babacan, Türkiye’nin AB ile 3 Ekim tarihinde fiilen müzakerelere başlamasının ardından dün ilk kez gazeteci ordusunun karşısına geçerek, Türkiye’nin Avrupa Birliğine (AB) katılım sürecine ilişkin kapsamlı bir açıklama gerçekleştirdi. Türkiye’nin AB süreci ile artık statü değiştirdiğini belirten Bakan Babacan, “Turnikeyi geçtik. Geri dönüşü olmayan bir süreçteyiz” dedi. Tatlı bir süreç Başbakanlık yeni binada gerçekleştirdiği “AB Katılım sürecine” ilişkin basın toplantısında Babacan, katılım sürecinin 3 temel ayağının olacağını açıkladı. Bunları sırası ile Babacan, Kopenhag siyasi kriterleri, AB müktesebatı ve sivil toplum diyaloğu olarak özetledi. Katılım sürecini tadı çıkarılması gereken bir süreç olarak yorumlayan Bakan Babacan, müzakerelerde klasik ve bilinen anlamda bir al-ver sürecinin yaşanmayacağını kaydetti. Meclis onayı Mevzuatın, AB müktesebatına uyumunu hangi takvimde ve ne tür değişiklikler yapılarak üstleneceklerini ve uygulayacaklarını içeren bir pozisyon belgesi hazırlayacaklarını belirten Başmüzakereci Ali Babacan, pozisyon belgesinin ise bakanlar kurulu kararı ile onaylanarak kesinleşeceğini ve ardından AB’ye sunulacağını hatırlattı. Babacan, Gümrük Birliği Ek Protokolü’nün TBMM’de onay sürecinin tamamen Türkiye’nin iradesinde olduğunu, zamanı geldiğinde gerekli adımların atılacağını belirtti. 35 fasıl var Katılım sürecinin tamamlandığında, 35 faslın müzakerelerinin bitirildiğinde Türkiye’nin artık çok farklı bir ülke olacağını söyleyen Bakan Babacan, sivil toplum kuruluşlarının AB katılım sürecinin bizzat içerisinde olacaklarına dikkat çekti. Bu dönemde artık, politikaların korkular üzerine değil, ilerleme üzerine inşa edilmesi gerektiğini kaydeden Babacan, “Farklılıklar üzerindeki çekişmeler artık, yerini ortak noktalarda buluşmaya bırakmalıdır” dedi. İlk engel aşıldı Bakan Babacan, bu yıl Türkiye’nin ilk Maastricht kriterini gerçekleştirdiğini söyleyerek, bütçe açığının yüzde 3’ün altına düştüğünü, bunu ABD’nin bile gerçekleştiremediğini hatırlattı. Bakan Babacan,Türkiye’nin 2007 yılında da borç stokunda 2. Maastricht kriterinin gerçekleşeceğini belirtti. Babacan, kimsenin merkezde devasa bir yapı beklememesini isterken, müzakere sürecinde de hiçbir kurumun diğer bir kuruma üstün olmayacağını ifade etti. Babacan, büyüme hızının AB ortalamasının kat kat üstünde olacağını da kaydetti. Bürokrasi uyarısı Başmüzakereci Ali Babacan, 2005 yılı sonuna kadar taraması bitecek fasılların mümkün olduğunu kaydederek, Brüksel bürokrasisine dikkat çekti. Babacan, 25 AB üyesi ülkelerinin hepsinin noktası ve virgülünü kabul edecek ortak tutumlarının gerektiğini kaydetti. Babacan, Brüksel bürokrasisine sabredilmesi uyarısında da bulundu. > Demiralp’e AB görevi Başmüzakereci Ali Babacan, canlı yayında 30 Eylül tarihinde Murat Sungar’dan boşalan AB Genel Sekreterliğine hükümetin getirmeyi planladığı ismi de açıkladı. Bakan Babacan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüklerini, atama için 3’lü kararnamenin hazırlandığını belirterek, AB Daimi Temsilcisi Oğuz Demiralp’in yeni AB Genel Sekreteri olacağını söyledi. Kararnameyi Cumhurbaşkanı Sezer’e gönderdiklerini, onaylanmasının ardından Demiralp’in göreve başlayacağını dile getiren Babacan, AB iletişim grubunun başına da danışman Ahmet Sever’in getirildiğni duyurdu. Başmüzakereci Ali Babacan, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Volkan Bozkurt’un ise, Brüksel’e daimi temsilci olarak atandığını açıkladı. 3 Ekim önemli bir dönemeç AB sürecini korkular üzerine inşa edenlerin haksız ve zararlı çıktıklarını ifade eden Bakan Babacan, “Belki şuan farkında değiliz. Ama 10-20 sene sonra, 3 Ekim tarihinin Türkiye, AB ülkeleri ve hatta çok daha geniş bir coğrafya için ne kadar önemli bir dönemeç olduğunu daha iyi göreceğiz” dedi. Bugünkü siyasi ortamın ve AB içindeki farklı seslerin asla cesaretlerini kırmayacağını dile getiren Babacan, “AB’ye katılım süreci ilerledikçe Türkiye çağdaş standartlara daha fazla yaklaşacak. Türkiye’nin her bir ili ve ilçesi yatırımlarla cazip hale gelecek. Refah seviyesi yükselecek. Tam üyelik günü geldiğinde ise Türkiye ekonomisi AB ekonomisinin dinamosu olarak algılanacak. Bu dönemin başarıyla sonuçlandırılması, toplumun tam mutabakatı ve çabasıyla mümkün olacaktır” şeklinde konuştu. >Süreç Türkiye’nin lehine işleyecek Bakan Babacan, Türkiye ile AB arasında başlayacak müzakere sürecinde kısa vadede olumsuz etkilenebileceği konuların olabileceğini ancak, uzun vadede her şeyin Türkiye’nin lehine olacağı söyledi. Babacan, Türkiye’nin katılım sürecinin pekçok ülkeden farklı olacağını, nüfusu ve coğrafyası ile büyük güç olan Türkiye’nin, AB’ye çok farklı yenilikler katacağını kaydetti. Türkiye’nin medeniyetlerin evriminde önemli bir yere sahip olacağını kaydeden Bakan Babacan, müzakere sürecinde inişlerin ve çıkışların olabileceğini belirtti. Türkiye’de çalışan nüfusun bazı AB ülkelerinin toplam nüfusu kadar olduğuna dikkat çeken Babacan, Türkiye’nin tam üyelik sonrasında AB’nin en büyük ülkesi olacağını vurguladı. Babacan, “Reform sürecine konsantre olalım. Ülke standartlarını yükseltelim” mesajını verdi.
Reklamı Geç
KAPAT