BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kuş gribi, kuş beyni vs...

Kuş gribi, kuş beyni vs...

Bir kimsenin zeka veya akıl durumunu aşağılamak için genellikle “Kuş beyinli” tabiri kullanılır. Aynı şekilde bir insanın bedenî zayıflığını vurgulamak için de “Kuş kadar canı var...” ifadesi kullanılır. Ama “Kuş Gribi” bu kadar basit şekilde izah edilebilecek bir kavram değil!..



Bir kimsenin zeka veya akıl durumunu aşağılamak için genellikle “Kuş beyinli” tabiri kullanılır. Aynı şekilde bir insanın bedenî zayıflığını vurgulamak için de “Kuş kadar canı var...” ifadesi kullanılır. Ama “Kuş Gribi” bu kadar basit şekilde izah edilebilecek bir kavram değil!.. Her şeyden önce büyük bir tehlike ifade ediyor ve üstelik birden çok ismi var. İlk defa Birinci Dünya Savaşından sonra 1918’de “İspanyol Gribi” ismiyle bütün dünyayı tehdit etmiş ve yaklaşık elli milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmış... 20. asrın başında dünya nüfusu iki milyar, yani bugünün üçte biri kadar olduğundan, 50 milyon rakamı çok büyük bir miktar!.. Bugün için de Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), kuş gribinin insandan insana geçmesi durumunda 5 ila 150 milyon arasında insanın hayatını kaybetme tehlikesinden bahsediyor. Tahminin asgari ve azami miktarı arasında çok büyük bir uçurum var. Yoksa tahmin edilen azami rakam, dünya nüfusunun yüz yılda iki defa katlanıp altı milyara çıkması sebebiyle, 1920’lerdeki 50 milyon da üç misline mi çıkacak?!. Esas ismi Tavuk Vebası olan ve tıp dilinde “Avian” olarak ifade edilen, gribe yol açan A,B,C diye tanımlanan üç tip virüsün (A)sını teşkil eden Kuş Gribi, sadece kuşların ve kanatlı kümes hayvanlarının telefatına yol açmakla kalmıyor, şu sıralarda başta tıp uzmanları olmak üzere bütün insanların beyinlerini de müthiş şekilde meşgul ediyor. Bu Tavuk Vebası veya Kuş Gribi, komplo teorilerine de çok müsait!.. Amerika ve Kanada İstihbarat servislerinin, konuyu El Kaide ile irtibatlandırma teşebbüsleri başlamış durumda. Kanada istihbarat birimi J2, ciddi ciddi kuş gribi virüsünün potansiyel bir terörizm silahı olabileceğini öne sürüyor. Kanada, ABD’nin gerçek stratejik ortaklarından biridir. Bir diğer stratejik ortak olan Avustralya’nın Herald Sun Gazetesi de H5N1 virüsünün (Yani kuş gribi virüsü) terörizmin bir silahı olabileceğini yazdı. Yakın geçmişte de ABD’nin en büyük stratejik ortağı olan İngiltere’nin dış istihbarat birimi MI6, El Kaide ile bağlantılı biyolojik ve kimyasal silahların Irak’ta depolandığını bildirmemiş miydi? Neyse iş kara mizaha dökülemeyecek kadar ciddi. Hele Türkiye açısından yakın tehlike teşkil ediyor! Günlerdir Balıkesir’de on binlerce tavuk ve hindi itlaf ediliyor. Erman Toroğlu’nun geçen sene “Tavuk etinde hormon var!..” iddiasından sonra, beyaz et ticareti yapanların başına gelen pişmiş tavuğun başına bile gelmemişti... Bu defa iş başka. Binbir güçlükle yakalanan zavallı tavuklar, bir daha canlı çıkmamak üzere çuvallara doldurulurken, güç bela onları yetiştirenler şaşkın vaziyette. Bir taraftan zarar-ziyanlarının karşılığını alıp alamama endişesi, diğer taraftan muhtemel bir tehlikeye karşı yeterince bilinçli ve donanımlı olamama gerçeği. Özel giyimli maskeli görevliler, çoluk çocuğun herhangi bir korunma tedbiri olmadan, çıplak elle yakalayıp kucağına doldurduğu tavukları, hindileri alıp itlaf ediyor! Bu da yetmedi, ne olur ne olmaz diye bazı vatandaşlar kümes hayvanlarını saklamaya çalışıyor. Hayda, bu defa saklanan kümes hayvanlarını bulmak için operasyonlar zinciri başlıyor. İşte çok ciddi bir meselede Türkiye’nin yaşadığı trajikomik durum. Mesele komplo teorilerine açık dedik ya; kimse sağlık ve tarım bakanlıklarının açıklamalarına çok fazla kulak vermiyor. Fısıltı gazetesi tiraj patlaması yapıyor. Artık her taraftan da ihbarlar yağıyor. Başka zaman sıradan gibi görülen olaylar, pirenin deve olması misali büyüyor: Çatalca’da bilmem kaç ölü güvercin; yetmedi Bursa’da da üç veya beş güvercin ölüsü bulununca ortalık hareketleniyor. Yetkililer istediği kadar bu ölü güvercinlerde Kuş Gribine rastlanmadı, diye açıklama yapsın; kimin umurunda! Bu ortamda tesadüfi olaylar da, tezgahlanmış hadiseler kadar insanları tedirgin etmeye yetiyor. Bu arada Adana’nın Yüreğir ilçesi semt pazarında üç çuval dolusu ölü tavuğun bulunması işi iyice tırmandırıyor! Yahu bu tavuklar, özensiz taşıma usulleri neticesinde pekala havasızlıktan ölmüş olamaz mı? Yani her zaman görülen ve görülebilecek vak’a-i adiyeden biri olamaz mı? Bunu kuş beyinliler bile anlayamaz mı? Bunun üzerinde fazla durmayalım ama; Türkiye’de 150 milyonu kanatlı kümes hayvanı, 32 milyon küçükbaş, 10 milyon da büyükbaş olmak üzere toplam 190 milyon hayvanın sağlığının korunması için tahsis edilen ödeneğin sadece 17 trilyon TL (17 milyon YTL) olduğu gerçeğini dikkate alarak buna çare arayalım...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT