BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Camiyi bombala, ödülleri kazan!..

Camiyi bombala, ödülleri kazan!..

Biraz şüpheciyim... İşyerinde, evde, sokakta; günlük hayatın bütün alanlarında şüpheciliğim yüzünden başıma olmadık işler geliyor. Bunun güvensizlikle bir ilgisi olmadığını biliyorum aslında ama yine de şüpheciyim...



Biraz şüpheciyim... İşyerinde, evde, sokakta; günlük hayatın bütün alanlarında şüpheciliğim yüzünden başıma olmadık işler geliyor. Bunun güvensizlikle bir ilgisi olmadığını biliyorum aslında ama yine de şüpheciyim... Bankaya gidiyorum, benden bir yığın ‘özel’ ve ‘mahrem’ bilgi alıyorlar ve bir yerlere kaydediyorlar; internet sitesinden elektronik posta adresi alıyorum, annemin kızlık soyadına varıncaya kadar bir yığın gereksiz şeyi soruyorlar; cep telefonum için numara alırken de buna benzer sorulara cevap vermek zorunda bırakılıyorum... Bütün bunların sonucunda, bir süre sonra kontrol edemediğim bir enformasyon yağmuruna tutuluyorum. Oysa, benden bu bilgileri alırken ‘üçüncü şahıslar’la paylaşılmayacağına dair garanti veriyorlar, başka bir amaçla kullanılmayacağını ısrarla ve sıklıklı söylüyorlar ve fakat sonuç yine değişmiyor... *** İnternetin mahremiyeti ortadan kaldırdığına -kesinlikle!- inanmayı sürdürüyorum ve daha da ileri giderek, internet sisteminin dünya insanlığına ait özel bilgileri bir havuzda toplayan kontrol mekanizması olduğunu düşünüyorum. Güvenlik üçgenini tarif ederken mahremiyet, bütünlük ve devamlılıktan söz ederler. Ben bu tanımın bir aldatmacadan ibaret olduğuna inanıyorum. Eğer böyle bir şey olmuş olsa idi, mesela x firmasına verdiğim özel bilgilerin aynısını y ve z şirketleri nereden ve nasıl temin edebilecek ve beni çıldırtmak için nasıl kullanacaktı? *** Albert Levi’nin bir yazısını okumuştum. ABD’ye yapılan terör saldırıları hakkında komplo teorileri ortaya atan diğer zevata göre, Levi’nin yaklaşımı bana daha tutarlı gelmişti. Levi, yazısında şöyle diyordu: “Kaçırılan uçakların peşpeşe New York ve Washington’a çarpmasıyla birlikte yeni bir tartışma başladı. Acaba teröristler haberleşme aracı olarak interneti kullanmışlar mıydı? Acaba internette güvenlik ve mahremiyet (privacy) nutukları atarken namlu bir anda masumların suratına mı dönmüştü? Şifreli haberleşme yazılımları teröristler tarafından kullanılmış mıydı? (...)Şimdi Amerikan politikacıların tekrardan ısıtmaya çalıştıkları öneriler yukarıdakilerden farklı değil. Ama artık iş işten geçmiş durumda. Kimsenin gücü şifrelemeyi kısıtlamaya yetmeyecektir. Kanunen yasaklansa bile bir teröristin bu yasaya uymasını beklemek abesle iştigal olur. Kripto ürünü geliştirmeyi bir ülkede yasaklasınız, başka ülkeleri ihya etmiş olursunuz.” *** İnternet, mahremiyeti ortadan kaldırırken, aynı zamanda, masum insanların kullanması ve yararlanması için üretilen bilgi havuzlarını da kirletiyor. Bunun en son örneğini geçen gün okuduğum bir gazete haberinde gördüm. Gençler, interneti özellikle oyun oynamak, sohbet etmek veya ders notları almak için kullanıyor. Bunu çok iyi bilen internet şirketleri de, özellikle oyun sitelerinde istedikleri propagandayı yapabiliyorlar. Almanya’da üretilen “Moorhuhn Winter Edition” adlı bilgisayar oyunu tam bir din düşmanlığı üzerine kurulmuş. Batılının haçlı zihniyetini internet üzerinden gençlerin beynine yerleştiren oyunda, amaç ortalıkta dolaşan tavukları avlamak gibi görünse de, bir süre sonra işin ırkçı bir din düşmanlığına dönüştüğü görülüyor. Ekranın arkasında kiliseler, hristiyan mezarlıkları ve bir de cami bulunuyor. Oyuncu, kilise bombalayınca 25; mezarlık bombalayınca da 1 puan kaybediyor ama camiye isabet ettirdiğinde 15 puan ve hatta ‘bonus’ kazanıyor; böyle olunca da tavuk vurup küçük puanlar kazanmak yerine tek hedef olarak camiye ateş açıyor. İlk bakışta ‘masum’ gibi görünen bu ‘sevimli’ (!) oyun, internet aracılığıyla Müslümanların mahremiyetine, mübarek inancına ve bu inancı çatısı altında toplayan mabedine karşı tasarlanmış çirkin ve hatta aşağılık bir misyoner faaliyet olarak bilgisayar ekranlarında insanları eğlendirmeye devam ediyor. *** “Kabe’yi bombalamaktan” bile söz etmeye başlayan birtakım Batılı din ve siyaset adamının cesaretlendirdiği bu internet misyonerlerine ‘dur’ denemiyor. Herhalde bizler, yani aymazlıktan kurtulmak için hâlâ ilâhi bir uyarı bekleyen acizler, bu kirli tezgâhtan bir ders alırız da internet marifetiyle başımıza örülen çorabın farkına varırız...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT