BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > MEVCUTLU YA DA YAKA PAÇA

MEVCUTLU YA DA YAKA PAÇA

Herkes kanun önünde eşittir’e çok fazla örneğimiz yok Örnek kıtlığımız olduğıu için bir iki örneği evire çevire kullanıyoruz. Eşitliğe delil olarak ne gösteriliyor? Bir iş adamının da, yerine göre görev başındaki bir rektörün de yaka paça götürülmesi. İkinci bir örnek daha var mı?



Herkes kanun önünde eşittir’e çok fazla örneğimiz yok Örnek kıtlığımız olduğıu için bir iki örneği evire çevire kullanıyoruz. Eşitliğe delil olarak ne gösteriliyor? Bir iş adamının da, yerine göre görev başındaki bir rektörün de yaka paça götürülmesi. İkinci bir örnek daha var mı? Kaldı ki böyle konularda bir rektörle, bir iş adamı ile işi gücü olmayan, nereden geldiği, nereye gideceği belli olmayan bir adam niye aynı kefeye konsun? Hangi rektör, buyurun gelin, denildiği zaman gelmez. Hangi iş adamı incitilmeden, rencide edilmeden çağrılsa gitmez. Hem niye gitsin..Savcı gider mekanında ifadesini alır. Mevzuat engelse değiştirilir, düzenlenir. Bu tavırlarda biraz adavet, biraz birikmiş öfke hissediliyor. Bundan üç sene önce, “kimse bizden ayrıcalık beklemesin” diyen adam nerede? Adını söyleseniz hatırlayan çıkmaz. Bugünküler de öyle olacak, sonra gelenler de. ..... Birikmiş öfke derken, mesela herkesin yaka silktiği adamların mallarına el konulunca, bir müddet bazı insanlarda , “oh olsun, ettiklerini çekiyorlar, az mı çektirdiler” duygusu ağır bastı. Biraz da vay beelerle geçti. Öfkeler dinince sıradan bir insan olarak dönüp geriye baktığımızda ne gördük? Adamın mallarına emaneten hükmedenlerin eline fırsat geçse asıl sahiplerini mumla aratır. Bir de bu tarz müdahalelerin zararı faydasından daha çok oluyor. Herhalde biraz daha yukarıdan bakanlar varlık vergisinin bir değişik versiyonu gibi de görebilirler. Görüntü haklı olarak suiistimalin hesabını sormak, tüyü bitmemiş yetimin hakkını tahsil etmek, bundan sonra bu yollara tevessül edebileceklere gözdağı filan vermek ama kazın ayağı her zaman resimdeki gibi olmuyor. ..... > Adaleti ararken İki tilki yolda giderken bir kalıp peynir bulmuş. Öyle mi pay edelim, böyle mi derken anlaşmazlığa düşmüşler. Çözüm yolu düşünürken bir maymuna rastlamışlar. Birisi demiş ki: - Gel şu paylaştırma işini maymuna yaptıralım, ne de olsa saf bir hayvandır ondan ikimize de zarar gelmez. Diğeri razı olunca maymunu çağırıp dertlerini anlatmışlar. Maymun, bir terazi bulun, demiş..Bulmuşlar. Peyniri verin, demiş..Vermişler. Peynir kalıbını almış eline, göz kararı ortadan ikiye ayırmış, iki parçayı terazinin iki ayrı kefesine koymuş. Parçalardan biri ağır gelmiş. Maymun dengeyi sağlamak için ağır gelen parçadan bir lokma koparıp yerine koymuş..Bu sefer öbürü ağır gelmiş..Öbüründen bir parça koparmış.Beriki ağır gelmiş. Öbürü beriki derken ortada peynir kalmamış. Tilkiler de kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp adalet mahallini terk etmişler.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT