BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eski ramazan “Huzur”ları...

Eski ramazan “Huzur”ları...

İlmiye sınıfına özel bir ihtimam gösteren Osmanlı padişahları ile ulemâdan ileri gelenler arasında“Huzur Dersleri” adıyla bu aya mahsus dersler yapılırdı. Bu derslerde konular öylesine ince ayrıntılarıyla işlenirdi ki Fatiha sûresiyle başlayan ve 169 yıl fasılasız devam edilen “Huzur Dersleri”nde Kur’an-ı Kerîm’deki muayyen sıra takip edilerek ancak Nahl Suresi’ne kadar gelinebilmişti...



> Hadis-i Şerîf Şüphesiz Allah ‘azze ve celle’ ramazanın her gecesinde altı yüz bin cehennemliği kurtarır. Ramazanın son gecesi olunca, ramazan ayı boyunca kurtardıklarının toplamı kadarını daha kurtarır. Oruç tutan çok kimse vardır ki, onların orucu, yalnız açlık ve susuzluk çekmek olur. ------ Bir günâh işlendiğinde, insanlar, kudreti var iken mâni olmaz, reddetmezlerse, bütün şehre azâb olur. Yoksa olmaz. [Se’âdet-i Ebediyye: 89.] Küçük günâhda ısrar, büyük günâha yol açar. Büyük günâhda ısrar, küfre götürür. [Se’âdet-i Ebediyye: 418.] ------ Osmanlı döneminde ilmiye sınıfı, bu devletin kültür tarihinde önemli ve faal bir rol oynar. Cemiyet hayatının belli bir noktaya kanalize edilmesi, özellikle “ramazan” gibi hususiyet arzeden günlerde daha belirgin bir şekil alır. Bu da “Huzur Dersleri” adı verilen ve devrin padişahı ile saray erkânı tarafından takip edilen dersler vasıtasıyla gerçekleşir. Bunun içindir ki daha küçük yaşta bulunmalarına rağmen şehzâdeler, pek çok ilmî meselelere bu vesile ile vâkıf olurlar. Osmanlı padişahlarınca bir gelenek halinde yaşatılan huzur dersleri hakkında günümüzde tek kaynak eser Ord. Prof. Ebül’ula Mardin’e aittir. 1966 yılında çıkan “Huzur Dersleri” adlı üç ciltlik eserinden edindiğimiz bilgiye göre Huzur Derslerine örnek olabilecek ilk sistemli uygulama 3. Ahmed zamanında Nevşehirli Damad İbrahim Paşa tarafından 1724 yılında yapılır. Huzur veren dersler Huzur Derslerinde dersi takrir eden âlime “mukarrir”, müzakereci durumda olan âlimlere önceleri “tâlip”, daha sonra “muhatap” denilir. 1766 ramazanında ders için 19 meclis, mukarrir ve muhatap olmak üzere toplam 126 zat derslere katılır. Derslerde Kâdı Beydâvî Tefsîri’nin okunması genelde âdettir. Bir kişi ‘Kadı Beydavi Tefsiri’ni esas alarak dersi takrir eder, muhatabı olan âlimler de sorular sorarak meselenin derinlemesine incelenmesini sağlar. Böylece çok kıymetli ilmi neticelere ulaşılırken padişah ve saray halkının da bu derslerden istifadesi sağlanır. “Huzur Dersleri”nde ramazan ayı boyunca oluşturulan sekiz ayrı meclisin sırayla derslerini sunmaları esastır. Ramazan ayı boyunca haftada iki gün devam eden ve ortalama iki saat süren bu dersler öğle ile ikindi arasında takrir olunur, salona biri mukarrir efendiye, on beşi de muhataplara mahsus olmak üzere on altı rahle ve her bir rahleye birer de minder konulması âdettir. Dersler mukarrir efendinin duasıyla sona erer. Ders sonunda mukarrirlere birer miktar atiyye ile birer bohça, muhataplara da yalnız birer atiyye verilmesi adettir. Bohçanın muhteviyatı ise her vakit bir top çuha, iki top kumaş ve bir tane Lahor şaldan ibarettir. Huzur Derslerinde konular en ince ayrıntıya kadar tartışılır. Öyle ki, 1794 yılında yapılan derste Vefa Şeyhi Abdullah Efendi’nin ‘kul fehime’ cümlesi üzerinde çok derin tetkiklere giriştiği, yalnızca ‘kul’ kelimesi üzerinde iki saatten fazla durduğu Tarih-i Cevdet’te kayıtlıdır. Halife Abdülmecid Efendi’nin huzurunda devam eden bu derslerde en son okunan ve tefsiri yapılan âyet-i kerîme şudur: “Kendilerinden öncekiler de tuzaklar kurmuşlardı. Nihayet Allahü teâlâ, onların binalarını ta temellerinden (yıkmayı) diledi de üstlerindeki tavan tepelerine göçtü (onları helâk etti). Hem bu azab onlara akıl erdiremeyecekleri taraftan gelmiştir.” ------ > Her güne bir dua Af ve mağfiret için... Af, mağfiret ve afiyet için çok duâ etmelidir. Bunların hepsini ihtiva eden çok kıymetli duâ, “Allahümme rabbenâ âti-nâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhıreti haseneten ve kı-nâ azâbennâr”dır. Her zaman şu mağfiret duâsını okumalıdır: “Allahümmagfir lî ve li-âbâî ve ümmehâtî ve li-ebnâî ve benâtî ve li-ihvetî ve ehavâtî ve li-ecdâdî ve ceddâtî ve li-a’mâmî ve ammâtî ve li-ahvâlî ve hâlâtî ve li-zevcetî ve ebeveyhâ ve li-esâtizetî ve lil-mü’minîne vel-mü’minât vel hamdü-lillâhi Rabbil’âlemîn!” (Kadın okursa, zevcetî yerine zevcî ve ebeveyhâ yerine, ebeveyhî demelidir.) Allahü teâlânın mağfiretine sığınarak, “Allahümme magfiretüke evsa’u min zünûbî ve rahmetüke ercâ indî min amelî” duâsını da okumalıdır. (Yâ Rabbî! Mağfiretin, benim günahlarımdan daha geniştir. Rahmetin, bana, amelimden daha ümit vericidir) demektir. Af mağfiret için şu duâ da okunabilir: “Yâ Allah! Yâ Rahmân! Yâ Rahîm! Yâ Afüvvü yâ Kerîm! Fa’fü annâ, vagfirlenâ, verhamnâ, vensurnâ alel-kavmil kâfirîn!” ------ > Amasya mutfağından Yavan Dolma Malzemeler: * 500 gram kuru bakla * Bir buçuk su bardağı aşurelik yarma * 500 gram dolmalık kıyma * 2 adet soğan * 6 dilim pastırma * 500 gram çorbalık kemik * 1 demet maydanoz * 2 yemek kaşığı salça * 500 gram yaprak ------ Hazırlanışı: Kuru baklayı akşamdan ıslatın. Kabuklarını ayıkladıktan sonra ikiye bölün. Soğanları, pastırmaları ve maydanozu küçük küçük doğrayın. Birbirine harmanlayın. İçine baklaları, kıymayı, yarmayı, salçayı katın. Malzemeyi iyice harmanlayın. Hazırladığınız bu içten biraz alıp yaprağın ortasına koyun. Yaprağın önce bir ucunu, sonra diğerini kapatın. En son, etek kısmını kapatıp bohça biçiminde sarın. Tencerenin dibine çorbalık kemikleri dizin. Sardığınız dolmaları bunun üzerine ve arasına koyarak yerleştirin. Kısık ateşte yarım saat, 45 dakika kadar pişirin ve servise sunun. ------ Günün Mönüsü: Ezogelin Çorbası, Yavan Dolma, Pilav, Cevizli Baklava
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT