BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ercan Saatçi; tarihe ayıp olmaz mı?

Ercan Saatçi; tarihe ayıp olmaz mı?

Ercan Saatçi kardeşimiz, Hürriyet’te yazıyor... Genel yayın yönetmeninin dâmâdı diye yazdığı söylenir ama, Ercan, futbol ağırlıklı spor meraklısıdır. Kimler kimler yazdıktan sonra, Ercan çoktan yazar...



Ercan Saatçi; tarihe ayıp olmaz mı? Ercan Saatçi kardeşimiz, Hürriyet’te yazıyor... Genel yayın yönetmeninin dâmâdı diye yazdığı söylenir ama, Ercan, futbol ağırlıklı spor meraklısıdır. Kimler kimler yazdıktan sonra, Ercan çoktan yazar... Ama geçen günkü yazısı hiç ama hiç hoşuma gitmedi. Diyor ki ; “Şükrü Saracoğlu’nun adı, Arena falan gibi uluslararası tanımı olan isimlerle değiştirilsin...” Yapma Ercan! Türkiye Cumhuriyeti’nin adını da, Avrupa Birliği’ne girdiğimizde, “Türkiye Şaheseri” diye mi değiştirelim... Birilerine şirin görünmek adına, tarihe ihanet sana yakışır mı? Saffet Susiç yiyeceği golü bildi! Teknik adam dediğin Saffet Susiç gibi olacak. F.Bahçe’nin ikinci golünden önce, takımı taç atışı yaparken kulübeden eliyle oyuncularının çizgiye ve ön tarafa, yani F.Bahçe yarı alanına kayarak top almalarını işaret ederken, oyuncuları sahaya dönük dikine kullanınca, “Yapmayın be “ anlamında bozuldu ve o top gitti penaltı oldu... Anelka’nın düşüşüne dikkat! F.Bahçe’nin yıldızı Anelka, kendisine yapılan faullerde, adeta uçarak yere düşüyor. Hani bir zamanlar Otto Bariç için denmişti ya; “Sanki kurşun yemiş gibi” düşüşü kendini attı biçiminde yorumlanıyor. Oysa Anelka, darbenin şekli ve şiddeti ne olursa olsun, sakatlanmamak için kendini öyle öne doğru ve yan biçimde fırlatıyor. Bunu Türkiye’de en iyi Şifo Mehmet yapar. Bunu bütün futbolcuların öğrenmesi gerekir. Benim için değil kendileri için... Gerets ateşle oynamaya devam ediyor! G. Saray teknik direktörü Eric Gerets, bir zamanlar F.Bahçe Teknik Direktörü Daum’un yaptığı gibi takımı voleybol yerleşimi ile oynatıyor. Arka dörtlü, bir ön libero ve beş hücumcu... Yani takımın yarısı bir tarafta, diğer yarısı diğer tarafta... Haa bugüne kadar henüz kimse ceza kesemedi... Ama böyle bir futbol felsefesi mutlaka ama mutlaka ağır fatura öder... Tromso’yu saymayın,o başka mesele...Haa bir de Saidou ne kadar dayanır, o da bilinmez... Yeni yıldız Malik! G.Saray , Malik Dixon isimli bir guard getirmiş... İlk lig maçında 30’u geçti... Onu bırakın... Geçen sezon El - Amin için salonlara gidenler vardı. Şimdi huzurlarınızda yeni bir El - Amin var... Sakın kaçırmayın! Malik’in maçlarına mutlaka gidin... G. Saray da para - mara problemi çıkartıp, bu oyuncuyu izlemekten bizi alıkoymasın... Şansal Büyüka; sakın kızma! Şansal Büyüka dostum, bizi en iyi beş yorumcu arasında gösterirken, kendilerini de eleştirmeme, en azından üzüldüğünü ifade etmişti. Ben ne yapayım sevgili Şansal? Bak Feyyaz ne diyor, “İyi niyetle kazanmak için saldırıyorlar ...” Sanki kazanmak için kötü niyet gerekli... “ Başka Erciyesli olmadığından hakem kırmızı kart göstermek zorundaydı, bu nedenle devam dedi...” Haydaaaa! Vallahi küçük ciltli bir kitap olur... Al bandı yeniden izle istersen... Ben haksızsam, aynen burada özür dilerim... Gürcan kardeş uyan uyan! Bizim Gürcan Bilgiç, son üç-beş aydır narkoz yemiş gibi... Kimden yediği de belli... Ama en azından, “Futboldan başka branş da yok zaten” gibi bir cümle kullanamaz. Nerede mi kullandı? Murat Birsel ve Mehmet Demirkol’la birlikte Fatih Terim’i asmaya çalıştıkları programda... Sevgili Gürcan, bir zamanlar seni ölümle tehdit edenlerle iyi geçinme yolunu seçmiş olabilirsin ama, basketbolda bu ülkenin Avrupa ikinciliği olduğunu sakın unutma... Fatih Terim’i sindirebilmek! Hani şu Avrupa Birliği’nin “hazmetmek” meselesi var ya... Hah işte, bizim spor medyası ve bazı fanatiklerin de Fatih Terim’in başarısını hazmetme meselesi var...Ederler mi, etmezler mi bilemem ama, çıkıp bazı kulüp televizyonlarında en azından vatan hâinliği yapmasınlar... O fanatikler dua etsinler de, Terim hoca onlara yeni yeni oyuncular kazandırdı. Sonra Türkiye, Dünya Kupası’na giderse, onların bir yerlerine mi batar? Bu takımı Ersun Yanal hazırlamış! Düüüt! Özel televizyon dediğimiz! Efendim; bendeniz de bir çok arkadaş gibi, yanılmıyorsam 1993 veya 1994’te televizyon dünyasına girdim. Bir anımı yazarak bu işin tuhaf biçimde yapıldığını dile getirmek istiyorum. Feyyaz’ın, Beşiktaş’tan gönderilişini ben uygun bulmuştum, ama Kanal-D’deki programımda konuk olacak Ali Sami Alkış da aynı fikri paylaşıyormuş. Programın patronları, “Abi sen Feyyaz’ın tarafında ol da, tartışma çıksın” gibi bir yaklaşımda bulundular. Tabii “Hadi oradan” tepkisini de aldılar. Zaten birkaç hafta sonra da programdan atıldım... Bunu neden anlattım... Atv’deki yeni bir programda Kâzım Kanat’la Ahmet Çakar’ı çarpışmaları için uyaranlar, diğer konuklara da “Biraz aykırı gidin, program cansız oluyor” demişler... Sadece bu mu? İnanın hemen hemen hepsi böyle... Yani geyik... Dikkatli izleyin, yakalarsınız... Bülent Tulun; biraz hafif kaçtı! Bülent Tulun kardeşim, Kayseri’deki zor galibiyetten sonra tuttu, “Haysiyetli gollerle kazandık” dedi... Olmadı Bülent! Ya yarın G. Saray da haysiyetsiz gollerle kazanırsa... O zaman da tutar, “Dün dündür, bugün bugündür” dersin olur biter... Hakan Bilâl geç mi kaldı? Hakan Bilâl Kutlualp, direndi direndi ve onca fırçayı yedikten sonra tuttu istifa etti. Kardeşim; bomba patladığında şu basın toplantısında söylediklerinizi söyleseydiniz, şimdi ne puanınız olurdu biliyor musunuz? Haaa bu puanları kimlerden mi alırdınız? Siz benden daha iyi bilirsiniz... Büyülenmiş olanlardan değil tabii ki... Renk körü de değilim ama... F.Bahçe’nin müzesi yenilenmiş... Açılmış demiyorum, çünkü müze zaten vardı. Ama yenisinde F.Bahçe’den çok İstanbul hatıraları ağırlıkta... En çarpıcı olan nedir biliyor musunuz? Efsane kaleci Cihat Arman’ın kıyafetleri bölümünde, mankene, yani Arman’a, göğsünde C-A harfleri bulunan lacivert kazak giydirilmiş... Yapmayın, etmeyin dostlar! Cihat ağabeyin giydiği kazağın rengini bütün Türkiye bilir de, siz müzeciler mi bilmiyorsunuz? Zaten o renk yüzünden o takıma “Kanaryalar” denmişti... Hangi renk mi? Yazmam... Tarihçiler, müzeciler bilsin... Haaa belki de yere göğe sığdıramadıkları başkanları bilir... Trabzon nereye bakıyor? Bu soruyu sorarken insanın içi sızlıyor. Peki, cevap ne? Ne olacak... Bir alt lig... Olur mu olur...Böyle giderse neden olmasın?.. Baksanıza, sahaya takım kaptanı olarak çıkan oyuncuya... Takımın diğer önemli oyuncuları yok diye o da kendini attırıyor... Yani Trabzonspor’da çok oyuncu “Bıraksınlar gideyim, kurtulayım” görüntüsünde... Rıza hocanın acı sonu! Hep söyledim, hep yazdım... Rıza hocanın savunma sistemi çağdışıdır diye... Bu sistemle Beşiktaş’ın hiçbir yere varamayacağını vurguladım durdum... İşte sonuç... Rıza hoca en azından İbrahim Toraman’la Tümer’in milli maç performanslarını inceleyebilseydi, ya da çakabilseydi, şimdi 7-8 puan fazlası vardı, takım da top oynuyordu. Ama o gitti, Reha ağabeyinin yolunu seçti... Ufuk Bey lütfen Trabzon’a... MHK Başkanı Ufuk Özerten, Anelka’nın faul karışımı golünden sonra basın ve televizyon yoluyla Konyaspor’dan özür dilemişti. Hem de Anelka’nın çok flu açıklamasına rağmen. Şimdi ise Celil, penaltı olmadığını söylüyor. O zaman Ufuk Bey’in bu defa basın veya televizyon yoluyla değil, bir zahmet taa Trabzon’a kadar gidip özür dilemesi gerekmiyor mu?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT